en seçkin ödev siteniz...
14 02 2013

Titreşim ve ses oluşumu ilişkisi

Titreşim ve ses oluşumu ilişkisi |  görsel 1

  Titreşen bir nesnenin başlattığı titreşimler dizisine ses denir. Sesin oluşabilmesi için titreşim hareketi gereklidir. Titreşim bir nesnenin ileri geri hareketidir. Titreşim yapan ses kaynakları havayı titreştirir. Titreşen hava yayılarak kulağımıza gelir ve bir etki oluşturur. Böylece ses işitilir.  Konuşurken elimizi boğazımıza dokundurduğumuzda gırtlağımızda bir titreşim meydana geldiğini hissederiz. Gırtlağımızda ses telleri adı verilen iki tane kas şeridi vardır. Konuşurken gırtlağımızdaki bu ses telleri hızla titreşir ve sesi meydana getirir.  Ses telleri ne kadar hızlı titreşirse ses o kadar yüksek çıkar. Kadınların ses telleri kısa ve ince, erkeklerin ses telleri ise uzun ve kalındır. Bu yüzden kadınların ve erkeklerin sesleri birbirinden farklıdır.  Saz, gitar, keman, mandolin ve davul gibi birçok müzik aletinde titreşim hareketi görülebilir. Ancak flüt, kaval, ney gibi birçok müzik aletinde titreşim hareketi görülmez.  Saz, gitar, mandolin, keman gibi müzik aletlerinde titreşen teller ses çıkarır.  Klarnet gibi bazı üflemeli müzik aletlerinin ağız kısmında ağaçtan yapılmış ince bir parça bulunur. Müzik aletine üflendiğinde bu parça aletin içindeki havayı titreştirerek ses çıkarır.    Flüt, kaval, ney gibi üflemeli çalgılarda, klarnette olduğu gibi ağaçtan yapılmış bir parça yoktur. Bu çalgılara üflendiğinde aletin içindeki hava titreşerek ses çıkarır.    Davul gibi vurmalı müzik aletlerinde deri bulunmaktadır. Deriye Vurulduğunda titreşerek ses çıkarır.    Radyonun ya da televizyonun sesini işitebiliriz. Ancak çıkardıkları ses dalgalarını göremeyiz. Bu gibi aletlerin çıkardıkları sesleri etkilerinden anlayabiliriz.... Devamı

14 02 2013

Çevremizdeki farklı sesler ve ses kaynakları

Çevremizdeki farklı sesler ve ses kaynakları |  görsel 1

  Ses çıkaran her madde veya cisme ses kaynağı adı verilir. Ses kaynaklarının çıkardığı sesler birbirinden farklıdır. Bazı sesler doğaldır. Bazıları ise insanlar tarafından yapay olarak oluşturulabilmektedir.  1.Doğal Ses Kaynakları: Kuş sesleri, deredeki suyun sesi,rüzgarın sesi, dalgaların sesi doğal seslerdir. Doğal sesleri üreten varlıklara doğal ses kaynakları denir.  2.Yapay Ses Kaynakları: Müzik aletlerinden çıkan sesler, taşıtların çıkardığı sesler, hoparlörün, radyonun ve televizyonun çıkardığı sesler yapay seslerdir. Yapay sesleri üreten varlıklara yapay ses kaynakları denir. Devamı

14 02 2013

Aydınlatma ve teknolojilerinin yaşamımıza etkisi

Aydınlatma ve teknolojilerinin yaşamımıza etkisi |  görsel 1

  İnsanoğlu ateşi buluncaya kadar ışık kaynağı olarak gündüz güneş, gece ise ay ışığından yararlanmıştır. Ay’ın Dünya’mızdan görünmediği gecelerde ise sonsuz bir karanlığa gömülmüşlerdir. Ateşin bulunuşuyla çevrelerinde bulunan odunları yakarak aydınlanmaya başladılar. İlk olarak Sümerliler yağ lambası kullandılar. 1780 – 1800 yıllarında İngiltere ve Almanya’da gaz lambası kullanıldı. Bu lambalara takılan şişe ve fanuslarla parlaklık derecesi arttırıldı. 1800 – 1900 yıllarında gaz lambaları ile şehirlerde sokaklar aydınlatılmaya başlandı. Thomas Alva Edison’un ampulü buluşuyla ilkel aydınlatma araçları geride kaldı. Bu icattan sonra aydınlanma teknolojisi hızla gelişmeye başladı. Günümüzde dünya nüfusunun artışı, enerji kaynaklarının hızla tükenmesi insanları tasarruf yapmaya zorlamıştır. Daha az enerji tüketen floresan lambaların kullanımı yaygınlaşmıştır. Devamı

14 02 2013

Geçmişten günümüze kullanılan aydınlatma teknolojileri

Geçmişten günümüze kullanılan aydınlatma teknolojileri |  görsel 1

  İlk insanlar ateşi düşen bir yıldırım sayesinde buldu daha sonra odun parçalarını birbirine sürterek ateş yakmayı öğrendiler. Daha sonra çakmak taşını keşfettiler.Sonrada kibriti buldular.Daha sonra uzun süre yanabilen  ağaçlardan meşaleler yaptılar.Hayvan yağlarının içine fitil koyup mum yaptılar. Petrolün bulunmasından sonra uzun süre gaz lambaları kullanıldı.Karpit taşının suya atarak asetilen gazı elde edildi bu gaza uygun lambalar kullanıldı Elektrik bulunduktan sonra Thomas Alva EDİSON adlı ABD li mucit elektrik ampulünü icat etti. Böylece modern aydınlatma devri başladı.  Bilim adamlarının sayesinde günümüzde modern aydınlatma araçlarına kavuştuk.Eski Aydınlatma araçları çok dayanıklı değildiler bitebiliyorlardı.Yangın çıkmasına neden oluyor ayrıcada çıkardıkları duman ve gazla çevreyi kirletiyorlardı.Şimdi kullandığımız aydınlatma araçları hem daha temiz hem de kolay kullanılabilir. Devamı

14 02 2013

Çevredeki ışık kaynakları-4.Sınıf

Çevredeki ışık kaynakları-4.Sınıf |  görsel 1

  Görmemizi sağlayan enerji çeşidi ışıktır. Her ışık, bir ışık kaynağı tarafından üretilir. Işık yayarak çevresini aydınlatan her şey ışık kaynağıdır. Işık kaynakları ışık yayarak çevrelerini aydınlatırlar.  NOT: En büyük ışık kaynağımız Güneş’tir.    Işık kaynakları doğal ışık kaynakları ve yapay ışık kaynakları olmak üzere ikiye ayrılır.    Doğal Işık Kaynakları  Işık kaynaklarından bazıları kendiliğinden ışık üretir. Bunlara doğal ışık kaynakları denir. Güneş, yıldızlar, ateş böceği, şimşek, yıldırım ve deniz diplerinde yaşayan bazı balıklar doğal ışık kaynaklarıdır.    Yapay Işık Kaynakları  Doğal ışık kaynaklarından gece aydınlatması için yeteri kadar yararlanamayız. Bu nedenle gece aydınlatmasında insanlar tarafından yapılmış yapay ışık kaynakları kullanılır. Ampul, trafik lambası, mum, meşale, televizyon ekranı ve fener yapay ışık kaynaklarıdır.    Güneş, mum alevi gibi bazı ışık kaynakarı, çevrelerine ışıkla birlikte ısı da verirler. Ateş böceği, denizin derinliklerinde yaşayan bazı balıklar ve floresan lamba gibi bazı ışık kaynakları ise ışık yayarken, ısı vermezler.  Etrafımızdaki masa, sıra, tahta ve çanta gibi cisimler ışık üretmezler. Ancak bu cisimler Güneş ya da diğer ışık kaynaklarından aldıkları ışığı yansıtabilirler. Bu durumda çevremizde bulunan bu cisimleri ışık üretmedikleri halde görebiliriz.  Çevremizdeki bazı varlıklar ortamda bulunan ışık kaynakları sayesinde ışık kaynağı gibi görünürler. Böyle cisimlere kendini aydınlatan cisimler denir. Ay, gezegenler ve trafik levhaları kendini aydınlatan cisimlere örnek verilebilir.    Yol kenarlarındaki trafik levhaları ışık yaymadıkları halde geceleri ışık yayıyor gibi görünürler.... Devamı

14 02 2013

Işığın görmedeki rolü-4.Sınıf

Işığın görmedeki rolü-4.Sınıf |  görsel 1

  Işık; tüm Dünya’nın ve Evren’in enerji kaynağıdır. Bitkiler ışık enerjisini kullanarak kendi besinlerini üretirler. Bitkilerin ürettiği besinleri hem kendileri, hem hayvanlar, hem de insanlar kullanırlar.  Işık, birçok buluşun insanlığın hizmetine sunulmasını sağlamıştır.  Karanlıkta Göremeyiz  Etrafımızdaki varlıkları duyu organlarımızla algılarız. Duyu organlarımızdan biri olan gözümüz sayesinde, etrafımızda meydana gelen pek çok şeyi görerek tanırız. Böylece onlar hakkında fikir sahibi oluruz.  Görme olayının gerçekleşebilmesi için baktığımız varlıkların bir ışık kaynağı tarafından aydınlatılması ve bu varlıklardan gözümüze ışık gelmesi gerekir. Dolayısıyla karanlık ortamda görme olayı gerçekleşmez.    Bulunduğumuz ortamdaki varlıkları net olarak görebilmemiz için ışık miktarının yeterli olması gerekir. Işık miktarı yetersiz olduğunda ya da çok fazla arttığında görme olayı zorlaşır.  Bitkilerin besin ve oksijen üretebilmesi için ışığa ihtiyaçları vardır. Işık tüm canlıların yaşam kaynağıdır.    Geceleyin parkların aydınlatılması için parklardaki lambalar yakılır.    Yerin yüzlerce metre altındaki madenlerde çalışan işçiler, baretlerindeki lamba sayesinde önlerini  görebilirler.    Deniz feneri, yaydığı ışıkla kıyıya yakın seyreden gemilerin kayalardan uzak durmasını sağlar.... Devamı

14 02 2013

Sesin işitmedeki rolü

Sesin işitmedeki rolü |  görsel 1

  Ses kaynaklarından çıkan ses, havada yayılarak kulağımıza kadar gelir ve kulak zarını titreştirir. Kulak zarındaki titreşimler kulağın iç kısımlarına iletilir. Bu titreşimler belirli bir ileti taşır. Bu iletiler beyne ulaştığında ses işitilmiş olur.    Bir canlının kulağının büyük olması o canlının daha iyi duyabileceği anlamına gelmez. Fillerin kulakları insanlarınkinden çok büyük olmasına rağmen, ancak insanların işitebileceği sesleri işitirler. Fillerin kulaklarının büyük olması üzerlerine konan böcekleri uzaklaştırmalarına ve serinlemelerine yardımcı olur.  Ses, havada yayılırken havayı oluşturan moleküllerin titreşmesine neden olur. Titreşen moleküller çevresindeki diğer moleküllere enerji aktarır. Ancak ses kaynağından uzaklaştıkça enerji aktarımında azalma meydana gelir.  Bulunduğumuz odada çalışmakta olan televizyondan çıkan ses çok az enerji kaybederek kulağımıza gelir. Böylece televizyonun sesini kolayca duyabiliriz. Ancak televizyondan uzaklaştıkça sesini duymakta zorluk çekeriz. Bunun sebebi kaynaktan uzaklaştıkça sesin enerji kaybetmesidir.  Aynı ses kaynağının ürettiği sesin farklı uzaklıklardan farklı şekilde duyulmasını sağlayan özelliğe sesin şiddeti denir.  Kolumuz aşağıda iken kol saatimizin sesini işitemeyiz. Kol saatimizden çıkan sesler saatten çıktıktan sonra her yöne yayılarak enerjisini kaybeder. Çok az bir kısmı kulağımıza ulaşır.  Kol saatimizi kulağımıza dayadığımızda saatten çıkan ses çok az enerji kaybederek kulağımıza ulaşır. Böylece kol saatimizin sesini işitebiliriz.  Bir dosya kağıdını rulo yapıp bir ucunu kol saatinin üzerine, diğer ucunu kulağımıza dayarsak saatin sesini işitebiliriz. Ancak kağıt rulo çok uzun olursa saatin sesini işitemeyiz.... Devamı

14 02 2013

Çevre kirliliğinin bir türü olan ses kirliliği

Çevre kirliliğinin bir türü olan ses kirliliği |  görsel 1

  Ses kirliliği; insanların işitme sağlığını ve algılama gücünü olumsuz yönde etkileyen, kişinin psikolojik ve fiziksel dengesini bozabilen, iş verimini düşüren, çevrenin doğallığını bozan bir çevre sorunudur. Ses kirli­liğinin yoğun olduğu bir şehirde yaşayan insanın; iş veriminin düşük, sinirli yapıda ve huzursuz olduğu gözlenir. Ses kirliliği kaynaklarının başında trafik sorunu gelir. Taşıtlardan çıkan fren sesleri, motor ve egzoz sesleri trafik gürültüsünün başında gelir. Trafiğin yoğun olduğu büyük şehirlerimizde karayolundan geçen ta­şıtların sayısı gün geçtikçe artar. Büyük şehirlerimiz bu yoğun karayolu gürültüsünden gittikçe daha fazla etkilenir. Demir yollarının yük taşımacılığında önemli yeri vardır. Ancak demir yollarının gürültüsü insanlarda rahatsızlık uyandırır. Ayrıca büyük şehirlerdeki uçaklar da ses kirliliğine neden olur. Endüstrinin yoğun olduğu bölgelerde endüstri gürültüleri bu işlerle uğraşan kişileri doğrudan etkiler. Hatta tedavisi olmayan rahatsızlıklara neden olabilir. Çevremizde, bağıran satıcılardan arabalarının kornala­rını istedikleri zaman çalan insanlara kadar birçok sorumsuz kişi bulunur. Ayrıca sorumsuzca açılan radyo ve teyp sesleri de ses kirliliğine neden olur. Ses kirliliğinin etkileri  •       Fizyolojik etkiler: Ses kirliliği geçici ya da sürekli işitme kaybına, yüksek tansiyona, solunum ve dolaşım bozukluğuna yol açar. •       Psikolojik etkiler: Zihinsel etkinliğin azalmasına, strese,uyku düzeninin bozulmasına, sinirliliğe, dikkatin dağılmasına, iş veriminin düşmesine neden olur.... Devamı

23 01 2013

Kuvvetin cisimler üzerindeki etkisi-4.Sınıf

Kuvvetin cisimler üzerindeki etkisi-4.Sınıf |  görsel 1

  Kuvvet uygulayarak duran cismi hareket ettirdiğimizi biliyoruz.Kuvvetin,cisimleri hareket ettirmenin yanında durdurma, döndürme, yön değiştirme veşekil değiştirme etkileri vardır.     Ayrıca hareketli cisimler kuvvetin etkisiyle hızlanır ya da yavaşlar.   Hızlanma:Yuvarlanan bir topa ayağımızla vurduğumuzda daha hızlı hareket eder.     Yavaş yavaş kapanan bir kapıyı elimizle ittiğimizde hızlanarak kapanır.        Hareket eden bir cisme,hareket yönünde bir kuvvet uyguladığımızda cisim hızlanır.        Yavaşlama-Durma:Kapanmakta olan kapıyı hareketin zıt yönüne çekersek yavaşlar ya da durur.Sürücüler arabayı durdurmak ya da yavaşlatmak için frene basarak arabanın hareketine zıt yönde bir kuvvet uygular. Devamı

23 01 2013

Varlıkların hareketleri-4.Sınıf

Bir cismin, durağan bir noktaya göre durumunun ya da yerinin değişmesine verilen ad. Olduğu yerde duran bir cisim, dengededir. Denge durumunun bozulması, hareketin olması sonucudur. Hareket, çeşitli durumlara göre, çeşitlilikler gösterir. Hareket, genel olarak ikiye ayrılır: 1 - Çizgisel hareket, 2 -Dönme hareketi. Çizgisel harekette bulunan cisimler, bir çizgi üzerinde ilerler. Cismin üzerinde gittiği çizgi, o cismin “yörünge” sini meydana getirir. Dönme hareketi, bir eksen çevresinde olan harekettir. Gerek çizgisel harekette gerekse dönme hareketinde, üç şekilde hareket olur: Düzgün hareket, düzgün olmayan hareket düzgün değişen hareket. Düzgün hareket, zaman ne oluyorsa olsun, ortalama hızı hep aynı olan harekettir. Böyle harekette, hareket eden cismin hızı değişmez, belli zaman aralıklarındaki hızı, zamanla orantısız olarak değişen harekettir. Düzgün değişen hareket, hızı zamanla orantılı olarak değişen (artan yada eksilen) harekettir. Yani böyle harekette hız, zamanın birinci dereceden bir fonksiyonudur. Böyle harekette hız, zamanla artıyorsa, harekete düzgün hızlanan hareket eğer zamanla azalıyorsa, harekete düzgün yavaşlayan hareket demir. Tabiatta, canlı ve cansız varlıklar, hareket edip etmediklerine göre üç bölüme ayrılır: 1 - Hareket etmeyen varlıklar. Bunlar, cansız varlıklardır. Topraklar, taşlar, madenler, dağlar, tepeler, kendiliklerinden hareket edemezler. 2 - Bulundukları yerde hareket eden varlıklar. Bunlar da, bitkilerdir. Dikkat edecek olursak, belli bir yere ekilen bir tohum ya da diki|en bir fidan, zamanla gelişir, yer değiştirmediği halde, büyümesine devam eder. Ağaç şeklini alır, ‘Çevresine dallar salar. Bulunduğu yere göre de, güneş ışığını alab...... Devamı

21 11 2012

Madde,cisim,malzeme ve eşya kavramı

Madde,cisim,malzeme ve eşya kavramı |  görsel 1

  Evimizde, okulumuzda ve çevremizde bir çok madde ve bu maddelerden yapılmış çeşitli eşyalar görürüz.  Bu maddelerden bazıları hiç bir değişikliğe uğramadan aynı şekilde kalmışken bazıları değişikliğe uğrayarak cisim, malzeme yada eşya haline getirmişlerdir.  MADDE  Belli bir hacmi ve kütlesi olan her varlık bir maddedir.  Taş, toprak, ağaç, metal, cam, plastik, kağıt, kum gibi varlıklar birer maddedir.  CİSİM  Maddenin biçimlendirilmiş şekline cisim denir.Bardak, silgi, kalem, kitap, bıçak, oyuncak, masa, ampul çeşitli maddelerden yapılmış cisimlerdir.  MALZEME  Bir yada birkaç tanesini bir araya getirdiğimiz ve bir tüketim maddesine dönüştürdüğümüz maddeler malzemeleri oluştururlar.  Un, tuz, su, maya gibi maddeler ekmeği oluşturan; kereste, çivi, tutkal gibi maddeler masayı oluşturan; çimento, kum, su gibi maddeler betonu oluşturan malzemelerdir.  EŞYA  Evlerimizde, okulumuzda ve daha bir çok yerde kullandığımız koltuk , halı, sandalye, çanta, kalem, silgi, ayakkabı, gömlek gibi cisimler birer eşyadır.  ALET  Maddeleri şekillendirmek, bir el işini yada onarımı gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış cisimlere alet denir.  Pense, tornavida, çekiç, tığ, oklava, kepçe birer alettir.... Devamı

21 11 2012

Katıların,sıvıların ve gazların temel özellikleri

Katıların,sıvıların ve gazların temel özellikleri |  görsel 1

MADDENİN HALLERİ Maddenin 3 Hali vardır.Katı,sıvı ve gaz hali. 1)MADDENİN KATI HALİ: * Maddenin biçiminin belirli olduğu haldir. * Taş,silgi,kalem..vb.maddeler katı maddelerdir. * Katı maddelerin biçimi ve hacmi,bulunduğu kabın biçimine göre değişmez. ÖNEMLİ UYARI: Kum,un,pirinç,toz şeker gibi küçük tanecikli maddeler kabın biçimini alırlar fakat katı maddelerdir. 2)MADDENİN SIVI HALİ: * Maddenin akışkan olduğu ve konulduğu kabın biçimini aldığı halidir. * Su,ayran,kola,kolonya,benzin….vb.maddeler sıvıdır. * Sıvı maddelerin hacmi, bulunduğu kabın hacmine göre değişmez….(ÇOK ÖNEMLİ) * Sıvı maddeler yeterince ısı alırsa buharlaşır ve gaz halini alır..(ÇOK ÖNEMLİ) 3)MADDENİN GAZ HALİ: * Gaz halindeki maddelerin tanecikleri birbirinden bağımsız hareket eder.Bu nedenle gaz maddelerdir. * Bulundukları kabı tümüyle doldururlar. * Bulundukları kabın biçimini alırlar. * Kabın her yanına basınç yaparlar. * Katı maddeleri oluşturan tanecikler arasında boşluk yok denecek kadar azdır.Gaz maddelerin tanecikleri birbirinden çok uzakta bulunurlar. ÖNEMLİ UYARI: Tanecikler arasındaki boşluk, maddenin haline göre değişir. Devamı

21 11 2012

Hacim ve kütle kavramları ve birimleri

Hacim ve kütle kavramları ve birimleri |  görsel 1

  Maddenin Biçim Ve Hacim Özellikleri * Katı maddelerin biçimi belirlidir.Öğrneğin;ekmek,peynir,anahtar,kalem,silgi….vb.cisimlerin biçimi bulundukları kabın biçimine göre değişmez. * Sıvı ve gaz halindeki maddeler, içinde bulunduğu kabın şeklini alır. * Un,kum,toz şeker..vb.ince taneli akabilen katı maddeler de bulunduğu kabın şeklini alırlar. * Katı ve sıvı maddelerin hacimleri belirlidir.Bunların hacimleri bulundukları kaba göre değişmezler.Gaz halindeki maddeler kabı tümüyle doldururlar. Maddenin Ölçülebilir Özellikleri * Maddenin bazı özelliklerini ölçmek olanaklıdır. * Kütle,haci ve sıcaklık gibi maddeler ölçülebilir. KÜTLE: * Her madde tanecikli yapıdadır.Maddeyi oluşturan tanecikler gözle ve mikroskopla görülemezler. * Bir maddenin kütlesini o maddenin yapısındaki tanecik sayısı oluşturur.Bu sayı madde miktarını verir. * Buna göre kütle;madde miktarı demektir. * Kütle eşit kollu terazi ile ölçülür. * Bir maddenin kütlesini kilogram (kg) ile belirleriz. * 1 kilogramın binde birine gram denir.Gram kısaca g ile gösterilir.Buna göre; 1000 gram=1 kg. * Havanın da kütlesi vardır.Örneğin içi hava ile dolu olan topun kütlesini ölçebiliriz. HACİM: * Her madde bulunduğu ortamda bir yer kaplar. * Bir maddenin bulunduğu ortamda kapladığı yere Hacim denir. * Bir sıvının ağırlığını ölçerken,ilk önce içine katılan kabın ağırlığı hesaplanır.Buna DARA denir. * Buna göre her maddenin bir hacmi vardır. * Katı ve gaz halindeki maddelerin hacimleri metreküp ile ölçülür. m³ biçiminde gösterilir. * Metreküpün milyonda birine santimetreküp denir ve cm³ ile gösterilir......... Devamı

21 11 2012

Doğal,işlenmiş,yapay madde ayrımı

Doğal,işlenmiş,yapay madde ayrımı |  görsel 1

  DOĞAL MADDELER Doğadan olduğu gibi yada çok hazla yapısal değişikliğe uğramadan elde edilmiş maddelere doğal maddeler denir. Doğal maddelerin bazıları da çeşitli işlemlerden geçirilerek kullanılır. Örneğin tuz doğal bir maddedir ve doğadan elde edildiği gibi kullanıla bilir. Şekerde doğal bir maddedir ve şeker pancarının yada şeker kamışının işlenmesi sonucu elde edilir. Ağaçtan elde edilen kereste ve tahta doğal bir maddedir. Günlük yaşantımızda kullandığımız altın, demir, ağaç, cam, taş, mermer, toprak gibi bir çok cisim eşya, alet ve malzeme doğal maddelerden yapılır. Günlük yaşantımızda birçok doğal madde kullanırız. YAPAY MADDELER Doğal olmayan yollardan elde edilen maddelere yapay maddeler denir. Yapay maddeler doğadan oluşturulmuş maddelerdir. Plastik, naylon, telefon, yapay gübre, yapay ipek, yapay şeker gibi günlük yaşantımızda kullandığımız doğal olmayan sayısız madde, cisim, eşya, malzeme ve alet vardır. Yapay maddelerden yapılmış eşyalar BUĞDAYDAN EKMEĞE Ben bir buğday tanesiyim. Sahibim beni bir çuvalın içinde aylardır bekletiyor. Of!... Çok sıkıldım. Üstelik burada ışıkta yok. Ne zaman dışarı çıkarım bilmiyorum. Herhalde sahibimin bir bildiği vardır. Uzunca bir bekleyişten sonra bir elin, çuvalı uzunca kavradığını ve sırtına alarak kavradığını hissettim. Of!... nihayet gün yüzü görecektim. Mutluluktan uçuyorum. Bir at arabasının tıkırtısıyla yola çıktığını anladım. Bir süre sonra araba durdu. Bulunduğum çuvalın arabadan alınıp, yumuşak bir toprağın üstüne konulduğumu hissettim. Ne oluyordu? Nereye gelmiştik? Çuvalın ağzının açılmasıyla bulunduğum yere ışık doldu. Aman! Ne kadarda özlemişim gün ışığını. Şöyle bir etrafıma baktım bir tarlanın kenarındayım. Sahibim tarlayı sürmüştü....... Devamı

03 11 2012

İskeletimizin görevleri ve kısımları-4.Sınıf

İskeletimizin görevleri ve kısımları-4.Sınıf |  görsel 1

  İSKELETİN GÖREVLERİ 1. Vücudumuza genel şeklini verir. 2. Hareket etmemizi sağlar. 3. Vücudumuza desteklik sağlar. 4. İç organlarımızı korur. 5. Vücudumuzun dik durmasını sağlar. İSKELETİN KISIMLARI 1. Kafatası 2. Göğüs kafesi 3. Omurga 4. Kollar ve bacaklar Kafatası : Yassı kemiktir. Beynimizi korur. Göğüs kafesi : Kaburga kemikleri ile göğüs kemikleri göğüs kafesini oluşturur. Akciğerleri ve kalbi korur. Nefes alıp vermemize yardımcı olur. Omurga : Omurga, omur denilen 33 kısa kemiğin birbirleri üzerinde dizilmesiyle oluşmuştur. Vücudumuzun üst kısmının ağırlığını taşır. Kollar ve bacaklar: Çoğunlukla uzun kemiklerden oluşmuştur Devamı

03 11 2012

Egzersizin nabza ve soluk alıp vermeye etkisi-4.Sınıf

NABIZ   Kalbin , kanı damarlara her pompalayışında damarlarda getirdiği etkiye nabız denir. Vücut dinlenme halinde iken kalp atım hızı düşer.Nabız da düşer.(uyku gibi) Egzersiz yaparken bedenin daha çok oksijene ve besine ihtiyacı olur. Besin ve oksijen tüketimi artınca karbon dioksit üretimi de artar.Bu nedenle nabız sayısı artar, nabız atışları duyulur. Egzersiz yaparken soluk alıp verme de artar. Korku, heyecan, sevinç veya sinirli olma hali kalp atışına ve buna bağlı olarak nabız sayısının artmasına sebep olur.   Devamı

03 11 2012

Kanın vücutta dolaşımı-4.Sınıf

  KAN DOLAŞIMI Vücudumuzdaki bir çok yapının yaşayabilmesi için oksijen ve besine ihtiyacı vardır. Oksijen ve besinlerin vücudumuzun her noktasına dağıtılması gerekir. Ayrıca vücutta oluşabilecek zehirli atıkların uzaklaştırılması gerekir. Bunu Kan dolaşımı yapar. Kan dolaşımı 3 bölümde incelenir. 1. Kan 2. Damarlar 3. Kalp   Dolaşım Sistemi Dolaşım sisteminin genel yapısını , küçük kan dolaşımını , büyük kan dolaşımını , kalbin ve akciğerin çalışmasını yönergeleri izleyip gerekli tıklamaları yaparak aşağıda gözlemleyebilirsiniz.  Kan : Organlarımıza besin ve oksijenin taşınmasını sağlayan kırmızı renkli sıvıya Kan denir.Kan zehirli maddeleri de ilgili organlara iletir. Damarlar : Sanki su borusu gibi kanın vücutta dolaşımını sağlar. Kalp : Kanı damarlara pompalayan organdır.Kalbin oluşturduğu bu itme gücü ile kan, saç köklerinden küçük ayak parmağına kadar bedenin her yerine ulaşır.... Devamı

03 11 2012

Soluk alıp verme, havanın izlediği yol-4.Sınıf

Diyafram: Soluk alıp verme olayında görevli yapılardan biri diyaframdır. Diyafram, akciğerlerin çalışmasını destekleyen güçlü bir kastır. Soluk Alma: Yandaki şekilde görüldüğü gibi diyafram, soluk aldığımız zaman kasılarak düzleşir ve akciğerlerin tabanını aşağıya doğru çeker. Bu sırada kaburgaların arasında bulunan kaslar kasılarak göğüs kafesinin genişlemesine yardımcı olur. Böylece akciğerler soluk borusundan gelen havayı içine alır. Soluk Verme: Diyafram ve kaburga kasları gevşediği anda göğüs kafesi daralır. Akciğerler eski hâline döner. Böylece akciğerlerdeki hava da dışarı çıkmış olur. Devamı

03 11 2012

Egzersiz ile kas kemik gelişimi-4.Sınıf

KEMİK ÇEŞİTLERİ 1. Uzun kemikler 2. kısa kemikler 3. yassı kemikler Uzun kemikler : Kol ve bacaklarda bulunur. Kısa kemikler : el ve ayak kemiklerinde, omurgada bulunur. Yassı kemikler : Kafatası ve göğüs kafesinde bulunur. EKLEMLER Hareketimizi kolaylaştıran, kemiklerin bağlantı noktalarıdır. Sağ ve solda bulunan kemikleri ortada bulunan insan suretinde doğru yerlere yerleştiriniz. Kemikleri doru yere yerleştirmez iseniz kemik yerleşmeyecektir. KAS Vücudumuzdaki kemikleri çekerek hareket etmemizi sağlayan, iskeletimizin üzerinde bulunan ve iskeleti tamamen saran yapıdır. Kasların yapısı : Birçok ipliksi yapının bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Bu ipliksi yapılar bir araya gelerek kas lifini, birçok kas lifi bir araya gelerek kas demetini, kas demetleri de kasları oluşturur. İpliksi yapılar *lifler * demet * kaslar Kaslar, kasılma durumunda kısalır ve kalınlaşır; gevşeme durumunda ise uzar ve incelir. (kaslar kasıldığında kısalır kalınlaşır.) Kasların görevleri: 1. İskelet ile birlikte vücuda şekil verir. 2. Vücut ve organların hareketini düzenler. 3. Soluk alıp vermeye yardımcı olur. KAS SAĞLIĞIMIZI KORUMA 1. Yazarken, okurken dik oturmalıyız. 2. Yere eğilirken belimizi bükmek yerine, dizlerimizi kırmalıyız. 3. Eşya taşırken ağırlığı belimize vermemeliyiz. 4. Düzenli egzersiz yapmalıyız. 5. Dengeli ve yeterli beslenmeliyiz. 6. Ani hareketlerden kaçınmalıyız. 7. Kasları çok yorucu ve zorlayıcı hareketler yapmamalıyız.... Devamı

25 09 2012

İskeletimizin görevleri ve kısımları-4.Sınıf

İSKELETİN GÖREVLERİ 1. Vücudumuza genel şeklini verir. 2. Hareket etmemizi sağlar. 3. Vücudumuza desteklik sağlar. 4. İç organlarımızı korur. 5. Vücudumuzun dik durmasını sağlar. İSKELETİN KISIMLARI 1. Kafatası 2. Göğüs kafesi 3. Omurga 4. Kollar ve bacaklar Kafatası : Yassı kemiktir. Beynimizi korur. Göğüs kafesi : Kaburga kemikleri ile göğüs kemikleri göğüs kafesini oluşturur. Akciğerleri ve kalbi korur. Nefes alıp vermemize yardımcı olur. Omurga : Omurga, omur denilen 33 kısa kemiğin birbirleri üzerinde dizilmesiyle oluşmuştur. Vücudumuzun üst kısmının ağırlığını taşır. Kollar ve bacaklar: Çoğunlukla uzun kemiklerden oluşmuştur. Devamı