en seçkin ödev siteniz...
14 02 2013

Karışımlar (Konu Anlatımı)-7.Sınıf

Homojen karışımlara çözelti denir Homojen karşım: karışımı oluşturan maddelerin karışımın her tarafına eşit olarak dağılmasıyla oluşan karışımdır. Heterojen karışım: karışımı oluşturan maddelerin karışımın her tarafına eşit olarak dağılmamasıyla oluşan karışımdır. Çözücü: karşımı oluşturan maddelerden miktarı çok olana denir. Çözünen: karışımı oluşturan maddelerden miktarı az olana denir. Seyreltik: bir çözeltide çözünen madde miktarı, diğer bir çözeltide bulunan çözünen madde miktarından daha az ise seyreltik denir. Derişik: bir çözeltide çözünen madde miktarı diğer bir çözeltide bulunan çözünen madde miktarından daha fazla ise derişik denir.   iki ve ya da daha fazla maddenin kimyasal bağ oluşturmadan bir arada bulunmasıyla karışımlar oluşur. Karışımı oluşturan maddeler, karışımın her tarafına eşit olarak dağılmışsa bu tür karışımlar homojen karışımlardır. Homojen karışımlar çözelti olarak adlandırılır. Örneğin; çay içine şeker attığımızda, şeker çay içinde çözünür. Şeker karışımın her tarafında eşit oranda bulunduğundan bu karışım homojen karışımdır. Eğer karışımı oluşturan maddeler karışımın her tarafında dağılmamışsa bu tür karışımlar heterojen karışımlardır. Örneğin; toprak heterojen bir karışımdır. Toprağı oluşturan maddeler, toprağın her katmanında aynı oranda olmadığından dolayı bu karışım heterojendir. Örnek soru: Aşağıda verilen karışımlardan hangisi ya da hangileri homojendir? I. Kolonya II. Portakal suyu III. Bal A) Yalnız II B) I ve II C) I ve III D) II ve III Çözünen maddelerin tanecikleri, çözücü yüzünden birbirinden ayrılır. Çözücü ve çözünen mad...... Devamı

14 02 2013

Bileşikler ve Formülleri-7.Sınıf

Bileşikler ve Formülleri-7.Sınıf |  görsel 1

  Farklı elementlere ait atomların belirli oranlarda bir araya gelerek bağ yapmasıyla oluşan yeni ve saf maddeye bileşik denir. Bileşikler kendilerini oluşturan elementlerden tamamen farklı fiziksel ve kimyasal özelliklere sahiptir. Bileşikler moleküler yapıda olabilecekleri gibi, olmayabilirler de. Örneğin su, su moleküllerinden oluşur. Çünkü suyu oluşturan hidrojen ve oksijen arasında kovalent bağ vardır.( amonyak, karbondioksit, basit şeker, kükürtdioksit gibi.) Bileşikler moleküler yapıda değilse, bileşiği oluşturan atomlar arasında iyonik bağ vardır. Bu tür bileşiklere iyonik yapılı bileşik denir. İyonlar yığınlar halinde düzgün bir örgü oluşturur. ( kalsiyumoksit, sodyumiyodür gibi.) Bileşikler içerdikleri elementlere göre adlandırılır. Bileşikleri göstermek için element sembollerini kullanırız. Bunlara formül denir. Bir bileşik formülünde, o bileşiği oluşturan elementlerin sembolleri ve o elementin atomlarından kaç tane olduğu yazılır. Örneğin: CO de 1 karbon atomu, 2 oksijen atomu, HCI’de 1 hidrojen atomu, 1 klor atomu, C H O ‘da 6 karbon, 12 hidrojen, 6 oksijen atomu vardır. Devamı Devamı

14 02 2013

Kimyasal Bağ-7.Sınıf

Kimyasal Bağ-7.Sınıf |  görsel 1

  Atomlar birleştiği zaman elektron dağılımındaki değişmelerin bir sonucu olarak kimyasal bağlar meydana gelir. Üç çeşit temel bağ vardır. 1-İyonik bağlar, elektronlar bir atomdan diğerine aktarıldığı zaman meydana gelir. Tepkimeye giren elementlerden birinin atomları,elektron kaybedip pozitif yüklü iyonlara dönüşürken,diğer elementin atomları elektron kazanıp negatif yüklü iyon oluştururlar. Böylece zıt(artı-eksi) bir şekilde yüklenmiş iyonlar arasındaki elektrostatik çekim kuvveti,söz konusu iyonları bir kristal içinde tutar. 2- Kovalent bağlarda elektronlar, bir atomdan diğerine aktarılmaksızın ortaklaşa kullanılır. Tek kovalent bağ,iki atom tarafından bölünmüş yani ortaklaşa kullanılan bir elektron çiftinden ibarettir. Moleküller birbirlerine kovalent bağlarla bağlanmış atomlardan meydana gelir. 3-Metalik bağlar, metal ve alaşımlarda bulunur. Metal atomları üç boyutlu bir yapı içinde düzenlenirler. Bu atomların  en dış elektronları, yapının her tarafında serbestçe dolaşır ve atomların birbirlerine bağlanmasını sağlarlar.        1 - İYONİK BAĞ        Bir metal bir ametalle etkileştiği zaman elektronlar metal atomundan ametal atomuna aktarılır ve bunun sonucunda bir iyonik(veya elektrovalent) bileşik meydana gelir. Atomlardan elektron kaybıyla oluşan pozitif iyonlara katyon denir. Atomların elektron kazanarak oluşturdukları negatif iyonlar da anyon olarak isimlendirilir. Bu iyonlar bir araya getirildiklerinde bir kristal oluşturmak üzere birbirlerini çekerler.          A gruplarındaki elementlerin bileşikleri çoğu kez elementlerin simgeleri ile birlikte değerlik elektronlarını gösteren noktalar kullanılarak ifade edilir. Değerlik elektronları baş grup(A grubu...... Devamı

14 02 2013

Elektronların Dizilimi ve Kimyasal Özellikler

Elektronların Dizilimi ve Kimyasal Özellikler |  görsel 1

ELEKTRON ALIŞVERİŞİ VE SONUÇLARI: Helyum (2), neon (10), argon (18)in elektron dağılımları incelendiğinde   Eğer bu üç elementin birer elektronu daha olsaydı, her birinde yeni bir katman oluşacaktı. Çünkü her üçünün de en dıştaki katmanları tamamen dolu durumdadır. 1.Katmanda en çok 2 elektron bulunması durumu dublet kuralı, 2. ve 3. katmanlarda en çok 8 elektron bulunması durumu oktet kuralı olarak adlandırılır. Helyum dublet, neon ve argon oktet kuralına uyar. Oktet veya dublet kuralına uyan atomlar kararlı yapıya sahiptir. Diğer elementler de kararlı yapıya sahip olmak isterler. Bu yüzden elektron alır veya verirler. Son yörüngesindeki elektron sayısı az olan lityum (3), berilyum (5) gibi elementler elektron verme eğilimindedir. Oksijen(8), flor(9) elementleri ise elektron almaya yatkındır. Atomlar elektron alarak veya vererek kararlı yapıya ulaştıklarında artık, iyon olarak adlandırılırlar. Nötr bir atomun elektron almış veya vermiş haline iyon denir. Atom elektron alarak kararlı hale geçerse elektron sayısı>proton sayısı olur. Bu tür iyonlara negatif(-) yüklü iyon (anyon)denir. Atom elektron vererek kararlı hale geçerse elektron sayısı(+)yüklü iyon (katyon)denir. Atomlar kaybettikleri elektron sayısı kadar +yüklü, kazandıkları elektron sayısı kadar – yüklü olurlar. Not: iyon yükü =proton sayısı- elektron sayısı... Devamı

14 02 2013

Atomun Yapısı

Atomun Yapısı |  görsel 1

  ATOMUN YAPISI Elementlerin tüm özelliğini gösteren en küçük parçasına atom denir. Atomu oluşturan parçacıklar farklı yüklere sa-hiptir. Atomda bulunan yükler; negatif yükler ve pozitif yüklerdir. Atomu oluşturan parçacıklar: * Cisimden cisme elektrik yüklerini taşıyan negatif yüklü elektron, * Elektronların yükünü dengeleyen aynı sayıda ama pozitif yüklü olan proton, * Elektrik yükü taşımayan nötr parcacık nötron. Atom iki kısımdan oluşur : 1-Çekirdek (merkez) ve 2-Katmanlar (yörünge; enerji düzeyi) Çekirdek, hacim olarak küçük olmasına karşın, atomun tüm kütlesini oluşturur. Çekirdekte proton ve nötronlar bulunur. Elektronlar ise çekirdek çevresindeki katmanlarda bulunur. Tanecik adı Sembol Elektrik yükü  Kütle (kg) Proton P+ +  1,6725.10-27 kg Elektron e- -  9,107.10-31 kg Nötron n0 0  1,6748.10-27 kg Elektronların çekirdek etrafında dönme hızı, 2,18.108 cm/sn’dir. Elementlerin Çekirdekte bulunan protonlar, atomun ( o elementin) tüm kimyasal ve fiziksel özelliklerini belirler. Proton sayısı atomlar (elementler) için ayırt edici özelliktir. Yani proton sayısının farklı olması elementin diğerinden farklı olduğu anlamına gelir. Elektronların bulunma olasılığının olduğu bölgelere elektron bulutu denir. Kimyasal olaylarda (reaksiyonlarda) yalnızca elektron sayısı değişir. Proton ve nötron, çekirdekte bulunduğu için sayıları değişmez. Devamı

14 02 2013

Elementler ve Sembolleri

Elementler ve Sembolleri |  görsel 1

  SAF MADDE: Kendisinden başka madde bulundur-mayan maddelere denir. ELEMENT: İçerisinde tek cins atom bulunduran maddelere denir. Yani elementlerin yapı yaşı atom-lardır. BİLEŞİK: En az iki farklı cins elementin belirli oranlarda bir araya gelerek, oluşturdukları yeni özellikteki maddeye denir. Yani bileşiklerin yapı taşı moleküldür. MOLEKÜL: İki veya daha çok atomun bir araya gelerek oluşturduğu atom gruplarıdır. Elementler : Aynı cins atomlardan oluşan, fiziksel ya da kimyasal yollarla kendinden daha basit ve farklı maddelere ayrılamayan saf maddelere element denir. Bir elementi oluşturan bütün atomların büyüklükleri ve atomların arasındaki uzaklık aynıdır. Fakat bir elementin atomları ile başka bir elementin atomlarının büyüklükleri ve atomların arasındaki uzaklıkları farklıdır. Aynı elementten yapılan farklı maddeler de aynı cins atomlardan oluşurlar. Elementi oluşturan atomların birbirine olan uzaklığı elementin katı, sıvı ve gaz haline göre değişebilir. Canlı ve cansız varlıkların tamamı elementlerden oluşurlar.  Elementlerin Özellikleri : 1- En küçük yapı birimleri atomlardır. 2- Aynı cins atomlardan oluşurlar. 3- Kendinden daha basit ve farklı maddelere ayrılamazlar. 4- Saf maddelerdir. 5- Sembollerle gösterilirler. Element Çeşitleri : Atomik Yapıdaki Elementler : Bazı elementleri oluşturan aynı cins atomlar doğada tek başlarına bulunurlar. Böyle atomlara sahip elementlere atomik yapılı elementler denir. Atomik yapılı elementlerin en küçük taneciği atomlardır.   Demir, bakır, alüminyum, çinko, kurşun, altın gibi elementler atomik yapılıdır. Moleküler Yapıdaki Elementler : Bazı elementleri oluşturan aynı cins atomlar doğada ikili (veya daha fazla sayıda atomdan oluşan karmaşık yapılı) gruplar halinde bulunur...... Devamı

23 01 2013

Elektriklenme-7.Sınıf

Elektriklenme-7.Sınıf |  görsel 1

I.   STATİK (DURGUN) ELEKTRİK A. ATOMUN YAPISI VE ELEKTRİK YÜKLERİ Atom, ortada çekirdek ve çevresinde dolanan elektronlardan oluşur. Atomun çekirdeği proton ve nötronlardan oluşmuştur. Çekirdekteki nötronlar yüksüz ve protonlar pozitif (+) yüklüdür. Çekirdeğin çevresinde dolanmakta olan elektronlar ise negatif (-) yüklüdür. Atomlarda hareketli olan parçacıklar sadece elektronlardır. Bundan dolayı elektrikte yük hareketi elektron hareketiyle gerçekleşir. Pozitif yükler hareketsizdir. •           Bir atomda pozitif yükler ile negatif yükler birbirine eşit ise buna nötr (yüksüz) atom denir. •           Eğer nötr bir atom elektron kaybetmiş ise pozitif yükler çoğunlukta olacağı için bu atoma pozitif yüklü atom (iyon) denir. •           Eğer nötr atom elektron kazanmış ise bu atoma negatif yüklü atom (iyon) denir. Aynı tür yükler birbirini iter, zıt yükler birbirini çeker.Yükler arasındaki bu kuvvete Coulombkuvveti denir. Coulombkuvveti yüklerin büyüklükleri ile doğru, aralarındaki uzaklığın karesi ile ters orantılıdır. Doğadaki en küçük elektrik yükü elektronun ve protonun yüküdür. Bunlar birbirine değer olarak eşit fakat işaret olarak zıttır. Elektron ve protonun yükü çok küçük olduğu için yük birim olarak coulomb (C) kullanılır. 1 coulomb = 6, 25 .1018 elektron yüküdür. B. ELEKTRİKLENME ÇEŞİTLERİ 1.         Sürtünme ile el...... Devamı

23 01 2013

Elektrik Akımı Nedir?-7.Sınıf

Elektrik Akımı Nedir?-7.Sınıf |  görsel 1

Devre elemanları: Pil, ampul,anahtar, kablo. - Devre elemanları 2 kutupludur. a) Kapali devre: Devre anahtari, devreden akim geçirecek konum da ise bu devreye kapali devre denir. b) Açik devre: Devre anahtari,devreden akimin geçmesini engelleyecek konumda ise bu devreye açık devre denir. ELEKTRİK AKIMI ( I ): Bir iletken içinde elektronların sürekli olarak akışına elektrik akımı denir. Elektrik enerjisi kaynakları(pil, batarya) devreye akım sağlar.Yani yükleri hareket ettirir. Elektrik akımı negatif (-) yüklerin hareketinden kaynaklanır. Elektrik akımı ampermetre ile ölçülür. Ampermetrenin direnci çok küçük olduğundan devreye seri bağlanır. Elektrik akımının birimi amper olarak ifade edilir ve kısaca “A” ile gösterilir. Elektrik akımının yönü, (+) kutuptan (–) kutba doğrudur. Elektronlar üretecin (–) kutbundan (+) kutbuna doğru hareket ederler. Devamı

23 01 2013

Seri ve Paralel Bağlama-7.SINIF

Seri ve Paralel Bağlama-7.SINIF |  görsel 1

GERİLİM: Enerji farkının göstergesine gerilim denir. Devredeki piller gerilimi sağlar.Yani bir iletkenin uçları arasından akım geçmesine sebep olacak etkidir. Gerilimi de voltmetre ile ölçeriz. Gerilimin birimi volt olarak ifade edilir ve “V” ile gösterilir. Voltmetrenin direnci çok büyük olduğundan devreye paralel bağlanır. DİRENÇ: Cisimlerin elektrik akımını geçirirken gösterdiği zorluğa direnç denir. Direnç R ile gösterilir. Birimi ohm olup kısaca  ile gösterilir. Devredeki her elemanın direnci vardır. Ampul de bir dirençtir. Gerilim/akım oranının birimleri volt/amper olarak yazılır Ohm kanunu, Bu oranı George Simon Ohm adındaki bir bilim insanı bulduğundan birime soyadı verilmiştir.gerilim, akım ve direnç üçlüsü arasındaki ilişkiyi belirtir. Potansiyel farkı akım şiddeti grafiğinin eğimi, iletkenin direncini verir. GRAFİKLER: Kısa Devre: Akımın dirençsiz yolu tercih etmesine kısa devre denir. Şekilde K anahtarı kapatılırsa, akım dirençsiz yoldan gider. Dolayısıyla lambanın üzerinden giden akım artık lamba üzerinden gitmez ve lamba söner. AMPULLERİN PARLAKLIĞI: - SERİ BAĞLAMA: - Seri bağlı özdeş (aynı) lambaların hepsinden aynı akım geçer. - Lambaların parlaklığı eşittir. - Lamba sayısı arttıkça yani devreye ampul eklendikçe lambaların parlaklığı azalır. - Lambalardan biri sönerse ya da patlarsa diğerleri de söner. - Devreye takılan pil sayısı arttıkça lambaların parlaklığı artar. - Pil sayısı artsa bile pilin dayanma süresi değişmez. Yani devreye seri bağlı 1 pil yerine 3 pil taksak bile yine bir pil nekadar dayanırsa 3 pil de o kadar dayanır ve biter . PARALEL BAĞLAMA: - Paralel bağlı özdeş lambaların hepsi aynı parlaklıkta yanar. - La...... Devamı

21 11 2012

Enerji ve Sürtünme Kuvveti (Konu Anlatımı)

Enerji ve Sürtünme Kuvveti (Konu Anlatımı) |  görsel 1

Enerji ve Sürtünme Kuvveti Sıranızın üzerine bir madenî para koyunuz ve ona parmağınızla bir itme kuvveti uygulayınız. Para, uyguladığınız itme kuvvetine bağlı olarak belli bir mesafe boyunca hareket edecek ve bir süre sonra yavaşlayarak duracaktır. Sizce, parayı hangi kuvvet durdurmuştur? Parayı aynı kuvvetle buz üzerinde itseydiniz para yine aynı noktada mı dururdu?   Hareket eden bir cisim kuvvetler etkisiyle yavaşlar ya da durabilir. Cisimlerin hareketini azaltan bu kuvvetlerden biri, cisimleri her zaman Dünya’nın merkezine çeken yer çekimi, diğeri de sürtünme kuvvetidir. Sürtünme kuvveti birbirine temas eden iki maddenin harekete karşı gösterdiği dirençten doğan kuvvettir.   Bir bisiklet kullandığımızı düşünelim. Bu bisikleti durdurmak istediğimizde yandaki şekilde görüldüğü gibi direksiyon kolundaki bir çeşit kaldıraç olan fren kolunu sıkarız. Bunun sonucunda tekerlek her iki yandaki fren lastiklerine sürtünür. Bisiklet önce yavaşlar, sonra da durur. Arabalarda da yavaşlamak ya da durmak için bisikletlerde olduğu gibi sürtünmeden yararlanılır. Tekerlek, bisikletlerde fren lastiğine, arabalarda ise fren balatasına sürtünerek sürtünme kuvveti denilen bir kuvvetin oluşmasına sebep olur. Bundan 200 bin yıl önce insanoğlu doğayı anlamakla kalmamış onu kontrol etmeye başlamıştır. Tahtaları ve çakmak taşlarını birbirine sürterek ateş yakmış, buzun  kayganlığından yararlanarak kızaklarla seyahat etmişlerdi. Günümüzden 4000 yıl kadar önce ise cisimleri yağlamayı akıl ederek sürtünmeyi azaltmaya çalışmışlardı. Peki, sürtünme kuvveti, hareketi her zaman engeller mi?...... Devamı

21 11 2012

Hayatımızı Kolaylaştıran Makineler (Konu Özeti)

Hayatımızı Kolaylaştıran Makineler (Konu Özeti) |  görsel 1

BASİT MAKİNELER Fıkra: Bir fizikçi, bir kimyacı ve bir matematikçi ıssız bir çölde mahsur kalırlar. Günler geçtikçe yiyecekleri hızla azalır ve bir müddet sonra üçünün de bir teneke konserve kutusunda son yiyecekleri kalır. Fakat kutunun kapağını açmaları gerekmektedir ki, bu da elle olacak bir şey değildir. Fizikçi nasıl açsam diye düşünürken aklına basit makineler gelir ve çantasından çıkardığı bir takım aletlerle konservenin kapağını açar, karnını doyurur. Kimyacı da fizikçinin verdiği ilhamla çantasından asit çıkararak tenekenin kapağına döker, kapak açılır ve kimyacı karnını doyurur. Matematikçiye sıra gelir. Kapağı nasıl açsam diye düşünürken, teoremleri ispatlarken kullandığı bir yöntem aklına gelir; " kabul edelim ki açık olsun" der, kutuyu ağzına atar. ·                   Günlük hayatta işimizi kolaylaştıran aletlere basit makineler denir. Bu basit makineler kuvvetin doğrultusunu, yönünü ve değerini değiştirerek günlük hayatta iş yapmamızı kolaylaştırır. ·                   Kuvvet, yol, hız veya zamandan kazanç sağlamak için kullanırız. Fakat hepsinden ayni miktarda kazanç sağlanmaz. Birinden kazanç varsa, diğerlerinden aynı oranda kayıp vardır. Mesela kuvvetten kazanç sağlanmışsa yoldan, zamandan ve hızdan kayıp vardır. ·                   Basit makineler de iş veya enerjiden kesinlikle kazanç sağlanamaz. Sadece iş kolaylığı sağlar. ·...... Devamı

20 11 2012

YAYLARI TANIYALIM

YAYLARI TANIYALIM |  görsel 1

A- YAYLARI TANIYALIM : 1- Kuvvet : Duran bir cismi harekete geçiren, hareket halindeki cismi durduran, cismin doğrultusunu, yönünü, şeklini ve hızını değiştirebilen her türlü etkiye kuvvet denir. Kuvvet gözle görülemez, kuvvetin sadece etkileri gözlenip ölçülebilir. Kuvvet dinamometre ile ölçülür. Kuvvet; • Duran bir cismi harekete geçirebilir. • Hareket halindeki cismi durdurabilir. • Hareket halindeki cisimleri hızlandırabilir veya yavaşlatabilir yani hızını değiştirebilir. • Cisimlerin doğrultusunu, yönünü ve şeklini değiştirebilir. Kuvvetler, etkilerine göre farklı çeşitlerde olabilir. Kuvvetler genel olarak temas gerektiren kuvvetler (itme kuvveti, çekme kuvveti, kas kuvveti, rüzgâr kuvveti, kaldırma kuvveti, sürtünme kuvveti, buhar kuvveti) ve temas gerektirmeyen kuvvetler (magnetik alan kuvveti, yer çekimi kuvveti, elektriksel çekim kuvveti, elektriksel itme kuvveti) olarak iki grupta incelenir. Kuvvet ile gösterilir ve vektörel büyüklüktür. Kuvvet gözle görülemez, kuvvetin sadece etkileri gözlenip ölçülebilir. Kuvvet, yönlü doğru parçaları ile (ok işareti ile) gösterilir. Kuvveti göstermek için kullanılan okun yönü, kuvvetin yönünü, büyüklüğü ise kuvvetin büyüklüğünü gösterir. Kuvvetin gösterilebilmesi için 4 elemanının bilinmesi gerekir. Bunlar; 1- Kuvvetin uygulama noktası, 2- Kuvvetin doğrultusu, 3- Kuvvetin yönü, 4- Kuvvetin büyüklüğü (şiddeti) dür. ...... Devamı

20 11 2012

İş ve Enerji (Konu Anlatımı)

İş ve Enerji (Konu Anlatımı) |  görsel 1

iş kelimesi hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Hangi durumlarda iş yapılmış olur? Buzdolabına kuvvet uygulayarak onun yerini değiştirdiğimizde bir iş yapmış oluruz. Ancak aynı dolaba kuvvet uyguladığımız hâlde onun yerini değiştiremiyorsak yorulduğumuz hâlde bir iş yapmış sayılmayız. Buna göre yandaki resimlerden hangisinde bir iş yapıldığını söyleyebiliriz? İş yapmış olabilmemiz için uyguladığımız kuvvetin yönü ile cismin aynı yönde yer değiştirmiş olması lazımdır. Buna göre kapı hareket ederken iş yapmış oluruz. 2. durumda kapı kuvvet sonucu yer değiştirme olmayınca iş yapmış olmayız.     Yapılan işin büyüklüğü, cisme uygulanan kuvvetin büyüklüğüne ve cismin yer değiştirme mesafesine bağlıdır. inşaat ustası, aşağıda görülen birinci resimde yerden aldığı bir tuğlayı; ikinci resimde ise iki tuğlayı duvarın üstüne koymaktadır. Tuğlalar her iki resimde de aynı yüksekliğe konulmaktadır. iki tuğla, bir tuğladan iki kat daha ağırdır. Dolayısıyla iki tuğlayı kaldırmak için uygulanan kuvvet, bir tuğlaya kaldırmak için uygulanan kuvvetin iki katıdır. Bu sebeple yapılan iş de iki kat fazladır. Kuvvet biriminin Newton (Nivton), yol biriminin de metre olduğunu ve Newton’un kısaca “N” ile metrenin de “m “ ile gösterildiğini biliyoruz. işin birimi ise N.m dir. N.m ye özel olarak joule (jul) denir. Bir N’luk bir kuvvet, bir cismi, 1 m’lik bir yolda ve kuvvet yönünde hareket ettirirse 1 J’lük iş yapmış olur. 2 N’luk bir kuvvet, bir cismi, 3 metre hareket ettirirse 6 J iş yapmış olur.   Kuvvet, yer değiştirme ve iş arasındaki ilişkiyi anlayabildik mi?...... Devamı

03 11 2012

Boşaltım Sistemimiz Vücudumuzdan Atıkları Uzaklaştırır

  Boşaltım Sistemimiz Vücudumuzdan Atıkları Uzaklaştırır    Canlılar hayatsal faaliyetlerini yürütebilmek için dışarıdan besin alırlar. Bu besinleri enerji verici, yapıcı onarıcı ve düzenleyici olarak kullanırlar. Besin içeriklerinin hayatsal faaliyetlerde kullanılmasından sonra kalan su, madensel tuzlar, CO2, amonyak, üre ve ürik asit gibi zararlı maddelerin vücut dışına atılmasına boşaltım denir.Boşaltım olayını gerçekleştiren sisteme de boşaltım sistemi adı verilir. Boşaltım sistemi sayesinde sindirim sonucu hücrelerde oluşan artık maddeler, dışarıdan vücuda girmiş olan zararlı maddeler ve yararlı olmasına rağmen hücrelere fazla gelen maddeler vücut dışına atılır.   Vücudumuz için gerekli besin içerikleri, enerji üretimi için, yapım-onarım için ve düzenleyici olarak kullanılır. Bu sırada vücudumuza zararlı olan ve vücudumuzdan uzaklaştırılması gereken bazı atık maddeler de oluşur. Oluşan atık maddeler vücudumuzdan boşaltımda görevli yapı ve organlar tarafından uzaklaştırılır.       Atık Maddeleri Vücudumuzdan Uzaklaştıran Organlar   Böbrekler, akciğerler, karaciğer, deri ve kalın bağırsak atık maddeleri vücudumuzdan uzaklaştıran organlardır. Bu organlar atık maddeleri idrar, solunum, terleme ve dışkı yoluyla atar.  Eğer bu atık maddeler vücudumuzdan uzaklaştırılmadıkları takdirde zehirleyici olabilir. Bunun sonucu olarak vücudumuz görevlerini yerine getiremez.   Deri Vücudumuzdan suyun ve tuzun fazlasını terleme yoluyla dışarı atar.Aynı zamanda bu sayede vücut sıcaklığı da korunmuş olur. Akciğerler Kan içindeki karbon dioksiti ve suyu soluk verme esnasında vücut dışına atar. Karaciğer Proteinlerin sindirilmesi sonucunda oluşan zehirli bir maddeyi, daha az zararlı olan... Devamı

03 11 2012

Denetleyici ve düzenleyici Sistemimiz-7.Sınıf

Denetleyici ve düzenleyici Sistemimiz-7.Sınıf |  görsel 1

  BEYİN: • Zeka- hafıza – öğrenme merkezidir. • Konuşmayı kontrol eder. • İstemli hareketleri kontrol eder. • Acıkma susama uyku uyanıklık rüya gibi olayları düzenler. • Duyu organlarını denetler. • Kan basıncını ve vücut sıcaklığını dengeler. • Beyni çıkarılan bir hayvan yürüyemez,kuş uçamaz ancak arkadan ilince yürür,havaya atılınca uçar. BEYİNCİK: • Denge merkezidir. • Alkol beyinciğin dengesini bozduğu için kişi dengesiz davranır. • Beyinciği çıkarılan kuşlar faaliyetlerini kontrol edemeyeceğinden uçamaz. OMURİLİK SOĞANI: • “HayatDüğümü” de denilebilir. • Sistemlerin çalışmasını düzenler.Yani istemsiz çalışan iç organların çalışmalarını.Bu sebeple omurilik soğanı zarar görürse soluk alıp verme yada kalp atışı durabilir. • Nefes alma ,yutma,öksürme,çiğneme,hapşırma,kusma olaylarını kontrol eder. • Kalbin çalışmasını düzenler. • Beyin ile omurilik dolaylı olarak a organlar arasında iletimi sağlar. OMURİLİK: • Omur kemikleri arasında bulur.kuyruk sokumuna kadardır. • Beyin ile diğer organlar arasında bağlantı sağlar. • Refleks olan davranışları kontrol eder • NOT:Reflekslerin gerçekleşmesi omurilik kontrolü beyindedir.Örneğin elimize iğne batınca elimizi çekmemiz omurilik,acısını hissetmemiz beyin sayesindedir. • Refleks iki çeşittir.Doğuştan getirilenler ve sonradan kazanılanlar. • Düşünülmeden, kendiliğinden herhangi bir uyarıcıya karşı verilen tepkiye refleks denir. Doğuştan getirilenler:Bebeğin annesini emmesi, düşerken bir yere tutunma,tehlike anında göz kırpma,karanlıkta göz bebeğinin büyümesi,gürültüden irkilme,.... Devamı

03 11 2012

Duyu Organlarımız-7.Sınıf

Çevremizi algılamamızda görevli olan göz, kulak, burun, dil ve deri duyu organlarımızdır. Duyu organlarımız birlikte çalıştığında çevremizi algılamamız daha kolay ve doğrudur.Çevremizdeki cisimlerin sesini, rengini, kokusunu, sertliğini, yumuşaklığını, sıcaklığını vb. özelliklerini duyu organlarımız sayesinde hissederiz. Uyarıları dış ortamdan alarak sinirlere aktaran, duyu organlarının yapısında bulunan özel hücrelere duyu almaçları adı verilir. Farklı duyu organlarımız için farklı almaçlar vardır. Uyarı, ilgili almaç tarafından alındığı zaman uyartıya dönüşür. Uyartılar, duyu almaçları sayesinde, duyu-sinir yolu ile beyindeki duyu merkezlerine iletilir.  Bu merkezler, kendilerine ulaşan uyartı mesajını değerlendirir, mesajın gerektirdiği cevabı vücudun ilgili bölümlerine gönderir ve bu bölümlerin cevabı yerine getirmesini kontrol eder. Bu sayede dış ortamdan gelen uyarıları algılarız.   Önemli NOT: * Duyu organlarımızın beraber çalışması durumunda algılamamızın daha kolay ve doğru olur. * Çevremizdeki cisimlerin sesini, rengini, kokusunu, sertliğini vb. duyu organlarımız sayesinde hissederiz. * Dış ortamdan duyu organlarımız ile aldığımız uyarıları sinirlere aktaran özel hücrelere “duyu almaçları” adı verilir. Duyu almaçlarının, duyu organlarının yapısında bulunur. * Farklı duyu organlarımız için farklı almaçlar vardır. Duyu almaçları sayesinde uyartıların, duyu-sinir yolu ile beyindeki duyu merkezlerine iletilir. Beyindeki ilgili merkezin kendisine ulaşan uyartı mesajını değerlendirip mesajın gerektirdiği komutları vücudun ilgili bölümlerine verir ve bu bölümlerin verilen komutları yerine getirmesini kontrol eder. Böylece dış ortamdan gelen uyarıların algılanması sağlanmış olur.... Devamı

25 09 2012

Sindirim Sistemimiz ve Sindirim Sistemi Sağlığımız (Konu Anlatım

Sindirim büyük moleküllü besin içeriklerinin hücrelerimizin kullanabileceği kadar küçük moleküllere dönüştürülmesidir. Besinlerin hücrelerimiz tarafından kullanılabilecek kadar küçük parçalar bölerek kana geçişini sağlamak sindirim sisteminin görevidir. Sindirim çiğnemeyle başlar. Besinlerin çiğneme ve kas hareketleriyle küçük parçalara ayrılması mekanik sindirimdir. Besinlerin enzim adı verilen bazı salgılar yardımıyla parçalanmasına ise kimyasal sindirim denir. *Kimyasal sindirimde enzimlerin besin içerikleri küçük moleküllere parçalanmaktadır. Besin içeriklerinin her birinin sindirim sırasında küçük moleküllere parçalanır. Sindirim Olayı Ağız: Besinlerin mekanik sindirimi çiğneme ile gerçekleşir. Karbonhidratların kimyasal sindirimi ise tükürük içerisinde bulunan enzimler sayesinde başlar. Yemek Borusu: Besinleri yapısında bulunan kaslar yardımıyla mideye iletir. Yutak: Besinlerin ağızdan yemek borusuna iletilmesini sağlar. Mide: Besinlerin mekanik sindirimi, midenin kasılıp gevşeme hareketi ile devam eder. Kimyasal sindirim ise mide öz suyu içinde bulunan mide asidi ve enzimler tarafından gerçekleştirilir. Böylece, besinler parçalanarak küçük moleküller hâline getirilmiş olur. Proteinlerin sindirimi midede başlar. İnce Bağırsak: Yağların kimyasal sindirimi burada başlar. İnce bağırsağa gelen pankreas öz suyu ile yağların, karbonhidratların ve proteinlerin sindirimi tamamlanır. B esinler ince bağırsakta en küçük moleküllerine kadar parçalanır. Bu moleküllerin ince bağırsaktan kan damarlarına geçmesi olayına emilim adı verilir. İnce bağırsak, s... Devamı