en seçkin ödev siteniz...
14 02 2013

Ses Dalgası ve Sesin Özellikleri

Ses Dalgası ve Sesin Özellikleri |  görsel 1

SES; madde moleküllerinin titreşimiyle oluşan bir dalga hareketidir(titreşim hareketidir). Ses; katı, sıvı veya gaz gibi maddesel bir ortamda yayılır. Boşlukta ses yayılmaz. Havası boşaltılmış bir fanusun içinde çalan saatin sesi duyulmaz. Çünkü saatin yaydığı ses dalgalarının taşınabileceği bir madde yoktur. Ses, bir noktadan başka bir noktaya doğru dalgalar halinde yayılır. Bu dalgalar titreşimler sonucunda meydana gelir. Frekans: 1 saniyede oluşan ses dalgası sayısına frekans denir. Bir kaynaktan bir saniyede üretilen dalga sayısı ne kadar fazla ise sesin frekansı o kadar büyük olur. Dalga sayısı arttıkça frekans artar, frekans arttıkça ses incelir. Dalga sayısı azaldıkça frekans azalır, frekans azaldıkça ses kalınlaşır. Bir cisim ne kadar hızlı titreşirse o kadar yüksek frekanslı ses üretir. Frekansın birimi hertz’dir. Hz şeklinde gösterilir. Hertz, 1 sn.deki titreşim sayısını ifade eder. Titreşen bir cismin frekansı şunlara bağlıdır: 1-Telin boyuna: telin boyu arttıkça frekansı küçülür 2-Telin gerginliğine: telin gerginliği arttıkça frekansı artar. 3-Telin kesitine: tel kalınlaştıkça frekans küçülür. 4- Telin cinsine Genlik: Ses dalgasının en yüksek (tepe) noktası ve en düşük (çukur) noktası arasındaki mesafenin yarısı genlik olarak isimlendirilir. Bir ses dalgasının genliği ne kadar büyükse sesin de şiddeti o kadar büyük olur. Sesin Özellikleri Sesin Yüksekliği (Pes ve Tiz Sesler): İnce sesi kalın sesten ayıran özelliktir. Sesin frekansı sesin yüksekliğini (incelik-kalınlık) ifade eder. Bir sesin ince veya kalın olması o ses kaynağının titreşim sayısına bağlıdır.(bir ses kaynağının bir saniyedeki titreşim sayısına frekans denir.) İnce sesin frekansı yüksek, kalın sesin frekansı ise düşüktür....... Devamı

14 02 2013

Ses Bir Enerji Türüdür

Ses Bir Enerji Türüdür |  görsel 1

Çevremizde ses çıkaran sayısız varlık vardır. İnsanlar, hayvanlar, taşıtlar, müzik aletleri, şelale, rüzgâr, yağmur ses çıkaran varlıklardandır. Kendiliğinden ses çıkaran varlıklara doğal ses kaynakları denir. Ses kaynaklarının ses çıkarabilmesi için titreşim gerekir. Müzik aletlerinde bunu çok net... Çevremizde ses çıkaran sayısız varlık vardır. İnsanlar, hayvanlar, taşıtlar, müzik aletleri, şelale, rüzgâr, yağmur ses çıkaran varlıklardandır. Kendiliğinden ses çıkaran varlıklara doğal ses kaynakları denir. Ses kaynaklarının ses çıkarabilmesi için titreşim gerekir. Müzik aletlerinde bunu çok net görebiliriz. İnsanların ses çıkarması da titreşimle olur. Gırtlağımızda bulunan ses telleri akciğerlerimizde bulunan hava ile titreşerek ses çıkmasını sağlar. ses Sesin yayılması için maddesel ortama ihtiyaç vardır. Yani boşlukta ses yayılmaz. Ses dalgalar halinde yayılır. Ses kaynağından çıkan ses maddenin taneciklerini titreştirir. Bu nedenle ses yayılır. Ses dalgasının her bir tam devrinde bir sıkışma ve bir seyrekleşme serisi vardır. Ses, tanecikten taneciğe yayılır, tanecikler ne kadar sık ise o kadar hızlıdır. Sesin yayılma hızı sırasıyla katıdan sıvıya, sıvıdan gaza azalır. Hız (V) = uzaklık (D)/ süre (T) biçiminde gösterilen genel hız formülü aslında teorik bir değer niteliği taşımamaktadır. Çünkü bu formülde göz önüne alınmayan dış faktörler, ses dalgalarının hızı üzerinde bir dizi etkiler yaratır. Örneğin rüzgar sesi uzaklara taşır, gece ve gündüzün sıcaklık farkları ses dalgalarını etkiler. Ses dalgaları katılarda yaklaşık olarak 5000 m/s hızla yayılır. Suda 1453 m/s hızla yol alır. Havada 340 m/s yol alır.Ses kaynaklar iki'ye ayrılır bunlar doğal ses kaynakları ve yapay s... Devamı

14 02 2013

Müzik Aletlerinden Çıkan Sesler

Müzik aletleri sesin özelliklerinden yararlanılarak yapılmışlardır. Üçe ayrılırlar : 1- Telli sazlar: Tellerin titreşmesiyle çeşitli şiddetlerde , yüksekliklerde ve niteliklerde sesler meydana gelir. Teller ince ve kalın olurlar. Belli başlı telli sazlar : Mandolin, keman, gitar, bağlama, ut, kanun, viyolonsel ve arptır. Piyanonun içinde de teller bulunur. Küçük tokmakların tellere vuruşuyla sesler meydana gelir. 2- Vurma sazlar : Bu sazlardaki gerilmiş derilere ya da ince madeni levhalara vurularak titreşimler meydana getirilir. Belli başlı vurma sazlar : Davul, trampet, zil, üçgen, tef ve darbukadır. 3- Nefesli sazlar : Bu sazların içindeki havanın dudaklar tarafından titretilmesinden yararlanılarak yapılmışlardır. Üstlerindeki delikler çeşitli özelliklerde sesler çıkmasına yol açar. Belli başlı nefesli sazlar : Kaval, zurna, flüt, ney, saksafon, klarnet, gayda, obua ve trompettir. Devamı

14 02 2013

Ses mi Hızlı Işık mı Hızlı?

Ses mi Hızlı Işık mı Hızlı? |  görsel 1

Yağmurlu havalarda şimşek olayını gözlemledikten kısa bir süre gök gürültüsünü duyarız.Aslında bu iki olay aynı anda meydana gelmektedir. Bu olayları farklı zamanlarda algılamamızın sebebi ışığın ve sesin hızlarının birbirinden farklı olmasıdır.Şimşeği ( Yıldırım için de aynı durum geçerlidir) algılamamızın sebebi ışıktır.Şimşeği gök gürültüsünden daha önce algıladığımıza göre ışık sesten hızlıdır.        Işık ile ses hızı arasındaki fark çok fazladır.Işık bir saniyede 300000 km yol alabilirken,ses bir saniyede 340 metre yol alır.(Verilen değerler bulunulan ortama göre değişebilir). Devamı

23 01 2013

Periyodik Tablo, Metal, Ametal, Yarı Metal Özellikleri

Periyodik Tablo, Metal, Ametal, Yarı Metal Özellikleri |  görsel 1

PERİYOTLAR   CETVELİ        Elementlerin sembolleriyle gösterildiği  ve özellikleri hakkında bilgi veren cetveldir Periyotlar cetveli ilk defa dimitri Mendelev  tarafından yapılmıştır(elementleri atom ağırlıkları=Kütlelerine göre düzenlemiştir  )         Periyotlar cetveli yatay ve düşey sıralardan oluşmuştur P  E  R  İ  Y  O  T        Periyotlar cetvelindeki  yatay sıralardır      Elementler  atom numarası en küçük ten en büyüğe  doğru ( soldan – sağa ) sıralanırlar      Periyot numarası enerji seviyesini = yörünge sayısını gösterir      7 periyot bulunur PERİYOTLAR CETVELİNDE SOLDAN SAĞA DOĞRU GİDİLDİKCE  1-Atom numarası artar                                2-Kütle numarası artar                                3-Metalik özellik azalır                               4-Ametalik özellik artar                              5-Elektron verme özelliği azalır                6-Elektron alma özelliği artar 7-Atom çapı kü...... Devamı

23 01 2013

Kimyasal Bağlar

Kimyasal Bağlar |  görsel 1

Kimyasal bağ, çekirdekteki atomları bir arada tutan kuvvettir. İki ya da daha fazla atom arasında  elektron alışverişi veya ortak kullanımı ile kimyasal bağlar oluşmaktadır. Atomlar tek başına bulundukları zamankinden daha düşük enerjili duruma ( daha kararlı ) erişmek için bir araya gelirler ve kimyasal bağlar  sayesinde atomlar birarada, düzenli olarak belli bir geometri oluştururlar. Bu geometriyi oluştururken amaç elektron dizilişlerini soygazlara benzetmeye çalışmaktır. Birçok  fiziksel özellik elektriksel bağların cinsine bağlıdır ve bu kimyasal bağlar ile farklı maddeler meydana gelmektedir. Kimyasal bağın kuvvetli olması sertliğini ve erime noktasını yükseltir. Atomlar Neden Soygazlara Benzemek İsterler? Soygazlar kararlı bir yapıya sahiptir ve elektron alıp verme eğilimleri yoktur. Yani  denge halindedirler ve en dış elektron kabukları  tamamen elektronlarla doludur. Periyodik cetvelin en kararlı grubu olmalarından dolayı   diğer bütün elementler soygazlara benzeyebilmek için elektron alışverişi veya ortak kullanımına girerler. Elementin, son yörüngesinde 2 elektron bulunan  He (helyum) soygazına benzemek istemesi dublete(2′ye) varmasıdır. Diğer  son yörüngelerinde  8 elektron bulunan soygazlara benzemek istemesi ise oktede (8′e) varmasıdır. Soygazların kararlı olması ve boş orbitallerinin bulunmaması normal şartlarda onlara bağ yapma özelliği vermez. İyonik Bağ Farklı yüklü iyonların ( +  ve  – yüklü taneciklerin) elektriksel çekim kuvvetlerinden  ortaya çıkan bağ türüdür. Metaller ile ametaller arasında gerçekleşir ve metallerin elektron vermesi, ametallerin  ise elektron almasıyla oluşur. İyonik bağı yapan atomlardan elektron veren (+) yüklü, elektron alan (–) y&uu...... Devamı

23 01 2013

Kimyasal Tepkimeler

Kimyasal Tepkimeler |  görsel 1

Kimyasal tepkimelerde bir denklemi denkleştirirken,denklem eşitliklerini eşitleyip denkleştirmemiz mümkündür.Böylece bir eşitliği yazıp denklemi denkleştirmiş olacağız. Örneğin Karbon-Hidrojen-Oksijen içeren bir bileşiğin yanması.Karbon-Hidrojen-Oksijen içeren bileşikler oksijen gazı ile yakıldığında karbondioksit ve su verirler.    Formül İfadesi: C6H14O4 + O2 → CO2 + H2O    C Eşitliği : C6H14O4  + O2 → 6CO2 + H2O    H Eşitliği : C6H14O4  + O2 → 6CO2 + 7H2O     Bu durumda denklemin sağ tarafında 19 oksijen(O) atomu vardır(yedi su molekülünden 7 ve altı karbondioksit molekülünden 12 oksijen atomu olmak üzere).Sol tarafta 19 oksijen atomu olması için , 4 oksijen bileşikte bulunduğundan ilave 15 oksijene gerek duyulmaktadır.Bu nedenle O2 nin katsayısı 15/2 olmalıdır.    O Eşitliği : C6H14O4 + 15/2O2 → 6CO2 + 7H2O (denklem eşitlendi)    Katsayıların son kez düzenlenmesi:Kesirli sayılar kabul edilebilir olmasına karşın,genel eğilim tüm katsayıların tam sayı olacak şekilde çarpılmasıdır.Bu eşitlik tüm katsayılar iki ile çarpıldığında kesirden kurtarılmış olur.      2C6H14O4 + 15O2 → 12CO2 + 14H2O (katsayılar tam sayı olarak eşitlendi)    Son Kontrol: Denklemin tam olarak eşitlediğinden emin olmak için son kontrolümüzü yapıyoruz.    Sol Taraf: (2*6)=12C;(2*14)=28H;[(2*4)+(15*2)]=38O    Sağ Taraf: (12*1)=12C;(14*2)=28H;[(12*2)+(14*1)]=38O    Görüldüğü gibi bir eşitlikten yararlanarak kimyasal tepkime denklemimizi doğru bir şekilde denkleştirmiş olduk...... Devamı

23 01 2013

Asitler Ve Bazlar

Asitler Ve Bazlar |  görsel 1

ASİT VE BAZLAR Anorganik kimyada bileşikler asitler, bazlar, tuzlar ve oksitler olmak üzere dört gruba ayrılır. Asit içerenler : Sirke (asetik asit), limon suyu (sitrik asit), tuz ruhu (hidroklorik asit), aspirin (asetil salisilik asit), akü (sülfürik asit), kezzap (nitrik asit) gazoz ve her türlü alkolsüz içecekler (karbonik asit) Baz içerenler: Cam temizleme suyu (amonyak), sabun (sodyum hidroksit), kabartma tozu veya yemek sodası (sodyum bikarbonat), kireç suyu (kalsiyum hidroksit), çamaşır sodası (sodyum karbonat), deniz suyu, yumurta akı, kan. ASİTLER VE BAZLARIN TANIMI 1. Arrhenius (Arenyus) Asit - Baz Tanımı Arhenius, bileşikleri suyla etkileşimine göre asit veya baz olarak tanımlamıştır. Arrhenius'a göre; Asit : Suda H+ iyonu oluşturacak şekilde ayrışan maddedir. Asitler suda H+ oluşturduklarından suyun [H+] ni artırırlar. Baz : Suda OH– iyonu oluşturacak şekilde ayrışan maddedir. Bazlar suyun [OH–] ni artıran maddelerdir. Arrhenius'e göre asitler HX , bazlar MOH genel formülüne sahiptir. 2. Bronsted Lowry Asit - Baz Tanımı Bronsted ve Lowry asitleri ve bazları biraz daha genel anlamda tanımlamıştır. Bunlara göre; Asit: Karşısındaki maddeye H+ verebilen Baz: Karşısındaki maddeden H+ alabilen (veya H+ bağlayabilen) maddedir. Bronsted - Lowry'ye göre bir tepkimede bir asit-baz çifti tepkimeye girerek yeni bir asit baz çifti oluşturmaktadır. Girenler tarafında asit olan madde H+ iyonunu kaybederek baza; baz olan madde H+ kazanarak aside dönüşmektedir. Bu teoride aralarında H+ kadar fark olan asit- baz çiftine eşlenik (konjuge) asit-baz çifti denir. 3.Lewis(Livayz) Asit - Baz Tanımı Brönsted-Lowry asit-baz tanımı da bir başka maddeyi referans alarak yapılan tanımdır. Daha genel bir asit-baz...... Devamı

23 01 2013

Su Arıtımı

Su Arıtımı |  görsel 1

Su kaynakları bulundukları ve geçtikleri bölgelerin jeomorfolojik özelliklerine göre,içerilerinde değişik iyonlar bulundurur.İçerisinde kalsiyum,magnezyum ve demir iyonları bulunduran sular,sert su olarak tanımlanır.Sert suların iki önemli zararlı etkisi vardır. Sert sularda bulunan kalsiyum,magnezyum ve demir iyonları,sabun ile birleşerek çökelek oluşturur ve sabunun köpürmesini engeller.Böylece,sabun temizleme işlemini yerine getiremez ve sabun israf olur.Isıtma ve soğutma sistemlerinde sert su kullanıldığında sistemin borularında ve kazanlarında zamanla tortular oluşur.Bu tortular sistemin yıpranmasına ve sistemin verimini düşmesine sebep olur.Bu nedenlerden dolayı sert sular kullanılmadan önce yumuşatılmalıdır.Yumuşatma yöntemleri suyun sertlik durumuna göre değişiklik gösterir.Çünkü,sert sular genel olarak geçici sertliğe sahip sular ve daimi sertliğe sahip sular olmak üzere iki ana grupta toplanır. Geçici sertliğe sahip sular : İçerisinde Ca++ ve Mg++ iyonlarını, bikarbonat (HCO3) tuzlarını bulunduran sulara denir. Daimi sertliğe sahip sular : Suda çözünmüş CaCl2 veya CaSO4 tuzları var ise bu tür sulara daimi sertliğe sahip sular denir. Sulardaki sertlik nasıl giderilir?    Suda Bulunan Ca2+ ve Mg2+ iyonları suya sertlik verir. Eğer bu iyonlar çöktürülürse yumuşak su elde edilebilir.  1. Suların kaynatılması ile yumuşak su elde edilebilir.    Su + Ca2+ +CO32- + ısı CaCO3(kalsiyum karbonat tuzu dibe çöker) + Su (yumuşatılmış su)    2. Reçine kullanılmasıdır. Ca2+ ve Mg2+  iyonlarını sudan uzaklaştırmak için iyon değiştirici reçineler kullanılır. Bu yöntemde su reçineden süzülür ve süzülme işlemi sırasında reçinelerde bulanan Na+ i...... Devamı

20 11 2012

Basınca Kuvvet Neden Olur

Basınca Kuvvet Neden Olur |  görsel 1

Bütün maddeler ağırlıkları nedeniyle bulundukları yüzeye bir kuvvet uygularlar. Kar üzerine duran bir insan basınç uygular. Eğer bu kişi bir ayağını kaldırıp durursa ağırlığı değişmediği halde batma oranı artar. Öyleyse basınç kuvvete ve yüzeye bağlı olarak değişir. Ağırlıkları aynı olan bir leylek ve bir ördeğin bataklıkta yürürken batma oranları değişik olur. Ördek daha az leylek daha çok batacaktır. Bunun sebebi ördeğin yere değen ayak yüzeyinin leyleğinkinden daha büyük olmasıdır. Birim yüzeye dik olarak etki eden kuvvete basınç adı verilir. Bir toplu iğneyi iki parmağımız arasına alıp bastırırsak sivri uçlu kısım parmağımıza batar. Bunun sebebi sivri ucun yüzeyinin baş kısmından küçük olmasıdır. Basıncın cisimler üzerindeki etkisi kuvvetin etkisiyle aynıdır. Cisimlerin hareketinin ve şekillerinin değişmesine neden olur. Ayrıca ağır araçları kaldırmada kullanılan kriko ve lift gibi düzenekler basınçtan yararlanarak yapılmıştır. Örneğin havası boşaltılmış bir teneke kutu havanın dış basıncı karşısında içe doğru çökerek biçim değişikliğine uğrar. Cisimlerin ağırlıkları artarsa yüzeye uyguladıkları basınçta artar. Basınç cisme uygulanan kuvvetle doğru orantılıdır. Yine değme yüzeyi küçüldükçe basınç artar yüzey büyüdükçe azalır. Yumuşak karda normal ayakkabı giyerek yürümeye çalışan bir yürürken zorlanır. Çünkü ayakkabının kar yüzeyine değen bölümü küçük olduğundan basınç büyük olur. Bu insan kara batarak yürümeye çalışır. Ancak geniş tabanlı bir ayakkabı giyilirse vücut ağırlığının etkisi büyük bir alana yayılacağından basınç etkisi azalır....... Devamı

20 11 2012

Gazlar da Cisimlere Kaldırma Kuvveti Uygular mı

Gazlar da Cisimlere Kaldırma Kuvveti Uygular mı |  görsel 1

Gazlarda, sıvılar gibi cisimlere kaldırma kuvveti uygular. Bu kaldırma kuvvetinin değeri sıvılarda olduğu gibi cisim tarafından yeri değiştirilen havanın ağırlığına eşittir. Havanın kaldırma kuvveti Fkaldırma = Vcisim . dhava . g bağıntısından hesaplanır. Bu bağıntıya göre, hacmi büyük olan cisimlere hava tarafından uygulanan kaldırma kuvveti de büyük olur. Bir cismin ağırlığı, havanın kaldırma kuvvetinden büyük ise, cisim yere doğru düşer. GC > FK Bir cismin ağırlığı, havanın kaldırma kuvvetine eşit ise, cisim havada askıda kalır. GC = FK Bir cismin ağırlığı havanın kaldırma kuvvetinden küçük ise, cisim yükselir. GC < FK Devamı

20 11 2012

Bazı Cisimler Neden Yüzer veya Batar? (Konu Anlatımı)

Bazı Cisimler Neden Yüzer veya Batar? (Konu Anlatımı) |  görsel 1

Bir cismin eşit kollu terazi ile kütlesini , şekli düzgün değilse dereceli silindir ile hacmini ölçeriz. Eğer cisim düzgün hacimli bir cisim ise matematiksel bağlantılar ile hacmini bulabiliriz. Yoğunluğu yukarıdaki gibi hesaplayabiliriz. Yukarıda bazı maddelerin yoğunluk değerleri gözükmektedir.   Yoğunluğu en az olan her zaman üstte bulunur.     Kaldırma kuvvetinin, yeri değişen sıvının ağırlığı kadar olduğunu biliyoruz. Bu yüzden cismin suya batan hacmi arttıkça, dinamometrenin gösterdiği ağırlık değeri azalır. Cisim suda yüzmeye başladığı anda ise dinamometre sıfırı gösterir. Bu sırada cisme etki eden kaldırma kuvveti cismin ağırlığına eşit olur. Aynı şekilde, kaseye taşan sıvı ağırlığı da cismin havadaki ağırlığına eşit olur.       Şekildeki gemiye uygulanan kaldırma kuvvetinin etki alanı sadece batan kısmının alanına veya başka bir değişle batan kısmının hacmi ile ilişkilidir.   Suyun Yoğunluğu > Gemini Yoğunluğunudur   Gemini Yoğunluğunu = Geminin Kütlesi /Geminin Suya Batan Kısmının Hacmi ile bulabiliriz.       Buzun yoğunluğu suyun yoğunluğundan küçük olduğu için, 1 mL su 1 mL buzdan daha ağırdır. Buna bağlı olarak soğuk havalarda deniz, göl ve akarsularda,donmaya yüz tutmuş; su yüzeye çıkar ve burada donar. Bu durum, suda yaşayan canlıların hayatta kalmasını sağlar. Katı bir cisim kendi sıvısında yüzüyorsa, cisim eridiğinde sıvı seviyesi değişmez. Örneğin 9/10 u su içinde olan buz eridiğinde, kaptaki su düzeyi değişmez.......... Devamı

20 11 2012

Sıvılar Cisimlere Kaldırma Kuvveti Uygular (Konu Anlatımı)

Sıvılar Cisimlere Kaldırma Kuvveti Uygular (Konu Anlatımı) |  görsel 1

SIVILARIN KALDIRMA KUVVETİ Sıvı içinde bulunan bir cisim sıvı tarafından yukarıya doğru itilir. Bu itme kuvveti, sıvının kaldırma kuvveti olup cismin sıvı içinde kapladığı hacim kadar hacimdeki sıvının ağırlığıdır. F=Vbatanhacim.r=Vbatanhacim.d.g Sıvı içine bırakılan bir cisme aynı anda iki kuvvet etki eder: G=Cismin ağırlığı G=V.dcisim.g F=Sıvının kaldırma kuvveti F=V.dsıvı.g Yüzme Ve Batma Koşulları I) G>F ise; dc>ds olur. Bu durumda cisim batar. II) G=F ise; dc=ds olur. Bu durumda cisim sıvı içinde nereye bırakılırsa orada kalır. III) GBu durumda: G=F olur. V.dc.g=Vbatan.ds.g dc/ds=Vbatan/V=batma miktarı olur. Örneğin, eğer cismin özkütlesi 1g/cm3 sıvının özkütlesi 3g/cm3 ise cismin hacminin 1/3 ü sıvı içine girer. Bir cismin bir kısmı veya tamamı sıvı içinde ise ancak cisim batmamışsa daima cismin ağırlığı sıvının kaldırma kuvvetine eşit alınır. Aynı cisim farklı sıvılarda şekillerdeki konumlarda dengede ise farklı sıvılar cismi daima aynı kuvvetle kaldırır. İki cisim bir sıvıda dengede ise GX+GY=F olur. Bir cisim, birbirine karışmayan X ev Y gibi iki sıvı içinde dengede ise G=FX+FY olur. Cismin hacminin yarısı X,diğer yarısı Y sıvısı içinde ise dcisim=(dX+dY)/2 olur. Serbest bırakıldığında sıvıda batabilecek olan bir cisim iple bağlanarak sıvıya daldırılmış olsun. İpteki T gerilme kuvveti T=G-F olur. Bu durumda kap G-T=F kadar ağırlaşmış olur. Esnek olmayan cisimler iple şekildeki gibi bağlanmış olsun. T1=G-F ve T2=F-G olur. T ip gerilmesini değiştirmek için F kaldırma kuvvetini değiştirmek gerekir. F’yi değiştirmek için 1.Kaptan biraz sıvı dökerek cisimlerin bir kısmının sıvı dışına çıkmasını sağlamak gerekir.Bu durumda cismin sıvı içindeki hacmi azaltılmış olur.Veya; 2.Kaptaki sıvının özkütlesini değiştirmek gerekir....... Devamı

03 11 2012

Kalıtım-Genetik (Konu Anlatımı)-8.Sınıf

Kalıtım-Genetik (Konu Anlatımı)-8.Sınıf |  görsel 1

Yeryüzünde iki milyonun üzerinde canlı türü yaşamaktadır.Bu canlı türlerinin birbirine benzer ve farklı özellikleri bulunur.Hatta bir türün tüm bireylerinde de benzer ve farklı özellikler bulunabilmektedir.Bu durumun temelinde bireylerin kalıtsal maddesi olan GENLER rol oynar.Canlı türlerinin ve bir türün tüm bireylerinin gen bilgileri farklı olup canlılar arası çeşitliliği oluşturur. Canlılarda çeşitliliğe neden olan her bir özelliğe KARAKTER denir.Karakterler genlerce oluşturulur.Genler üzerinde anne ve babadan yavruya aktarılan karakterlere KALITSAL KARAKTERLER denir(Dil yuvarlama,saç rengi,kan grubu,tavşan dudaklı olmak...). Karakter genleri eşeyli üremede anne ve babadan yavru bireylere eşit oranlarda(% 50) nakledilir. Anne ve babadan kromozomlar vasıtasıyla gelen genlerin etkileşim şekil ve derecelerine göre de yavrunun özellikleri ortaya çıkar.Canlılardaki karakterleri ve karakterlerin yavru bireylere aktarılmasını inceleyen bilime KALITIM BİLİMİ ya da GENETİK denir. Kalıtımla ilgili bazı tanımlar şunlardır: dominant GEN(BASKIN GEN):Bulunduğu canlıda,taşıdığı özelliği oluşturabilen gene denir.Büyük harflerle sembolize edilir(A,B,C,D...). Örnekiyah saçlılık,kıvırcık saçlılık,bezelyelerde sarı ve düzgün tohumluluk,uzun boyluluk... resesif GEN(ÇEKİNİK GEN):Bulunduğu canlıda taşıdığı karakteri dominant gen bulunmadığı zaman oluşturabilen gen çeşitidir.Küçük harflerle sembolize edilir(a,b,c,d...). Örnekarı saçlılık,düz saç şekli,bezelyelerde yeşil ve buruşuk tohumluluk,kısa boyluluk... GENOTİP:Canlıların DNA'sındaki (genler) genetik bilgidir.Canlı bireylerin karakterlerini oluşturur.DNA'nın en küçük birimi genler olduğu için genotipler genlerce oluşturulur.... Devamı

03 11 2012

DNA ve Genetik Kod (Konu Anlatımı)-8.Sınıf

DNA ve Genetik Kod (Konu Anlatımı)-8.Sınıf |  görsel 1

Genetik özelliklerimiz hücrelerimizdeki çekirdeğin içinde bulunan kromozomlarda taşınır. Kromozomlar DNA ve özel proteinlerin birleşmesiyle oluşur DNA, hücrenin yönetici molekülüdür ve beslenme, solunum, üreme gibi canlılık faaliyetlerini yönetir. DNA'nın yapısında kalıtsal özelliklerimize etki eden yapılar bulunur. Bu yapılar genlerdir. Kalıtsal bilgiler genler tarafından taşınır.     Bilim insanları James Watson (Ceyms Vatsin) ve Francis Crick (Firensis Kirik) birlikte çalışarak üstte görülen DNA'nin yapısını temsil eden modeli hazırlamışlardır.   Nükleotitler DNA'nın temel yapı birimleridir. Bir nükleotidin yapısında aşağıdaki gibi fosfat, seker ve organik baz bulunur. Organik bazlar adenin (A), timin (T), sitozin (C) ve guanin (G)'dir. Nükleotidler hangi organik bazı içeriyorlarsa o bazın ismiyle adlandırılırlar.   *Nükleotitin yapısında bulunan şeker 5 karbonlu olup Deoksiriboz şekeridir. *Fosfatlar DNA ya asitsi özelliği kazandırırlar. *Nükleik asitler iki çeşittir. DNA ve RNA dır. *Her bir Nükleik asidin (DNA) yapısındaki 4 çeşit nükleotidin farklı sıra , miktar ve farklı kullanımı sonucu farklı kalıtsal şifrelere sahip nükleik asitler (DNA) oluşur. Örneğin adenin bazını içeren nükleotit "adenin nükleotit", guanin bazını içeren nükleotit "guanin nükleotit" olarak adlandırılır. DNA'da, nükleotidler bir iplik oluşturacak şekilde bir araya gelirler. Bu iplikte her zaman adeninin karşısına timin, sitozinin karsısına guanin nükleotiti gelir. DNA, iki iplikten veya zincirdenoluşur. Üstteki şekilde görüldüğü gibi birbirinin etrafında dolanan bu iplikler, DNA'nın  bükülmüş bir merdiven gibi gör&...... Devamı

03 11 2012

Adaptasyon ve Evrim-8.Sınıf

Adaptasyon ve Evrim-8.Sınıf |  görsel 1

Farklı ekosistemlerde yasayan canlılar çevreye uyum sağlamak için belirgin özellikler kazanmıştır. Canlıların belirli ortam koşullarında yasama ve üreme şansını artıran fiziksel yapılar, davranışlar gibi kalıtsal özellikler kazanmasına adaptasyon adi verilir. Canlılar beslenme, barınma, avlanma, üreme ve düşmanlarından korunma gibi yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek için adaptasyon gösterirler. Örneğin deve kuşları çok hızlı koşabilmek için uzun ve güçlü bacaklara sahiptir. Penguenler perdeli ayakları sayesinde hızla yüzer ve deri altlarında depoladıkları yağ, soğuk ortamlarda vücut sıcaklıklarını korumalarını sağlar. Ayni ekosistemde yasayan canlılar hayatta kalmak için benzer adaptasyonlar geliştirir.   Örneğin, sıcak iklimlerde yasayan türdeşlerinden farklı olarak kutup ayılarının dengelerini sağlayabilmek için bacak boyları kısadır ve ayakları geniş tabanlıdır.     Ayni şekilde, kutuplarda yasayan penguenlerin vücut yapıları da bu özellikler bakımından kutup ayıları ile benzerdir. Her iki hayvan türü de soğuktan korunmak için derilerinin altında yağ biriktirirler. Bazı hayvanların kış uykusuna yatması, göç etmeleri, bitkilerin yapraklarını dökmesi birer adaptasyondur. Soğuk bölgelerde yasayan canlılar gibi sıcak bölgelerde yasayan canlılar da yasadıkları bölgede hayatta kalabilmek için benzer adaptasyonlar gösterirler.   Örneğin çölde yasayan tilki, fare ve tavsanın kulakları ve kuyrukları uzun, vücut yüzeyleri geniştir. Bu özellikleri onların vücutlarındaki isi kaybını artırarak vücut sıcaklıklarını korumalarını sağlar. Sadece hayvanlar değil bitkiler de adaptasyon gösterir. ... Devamı

25 09 2012

Mitoz Bölünme ( Konu Anlatımı)-8.Sınıf

Mitoz Bölünme ( Konu Anlatımı)-8.Sınıf |  görsel 1

  Hücre bölünmesi tüm canlılarda görülen bir olaydır. Bu olayın amacı hücre bölünmesinin gerçekleştiği canlı veya hücreye bağlı olarak yeni hücreler meydana getirmek, yenilenme ve büyümeyi sağlamaktır. Ayrıca bazı canlılarda yumurta ve sperm gibi eşey hücrelerini oluşturmaktır. Bir hücrenin bölünmesi için önce hücrenin belli bir büyüklüğe ulaşması gerekmektedir.   Hücre bölünmesi, bir hücreli canlıların çoğalması, çok hücreli canlıların büyümesi erkek ve dişi eşey hücrelerinin meydana gelmesi için gerekli bir olaydır. Hücre bölünmesi vücut hücrelerinde mitoz, eşey hücrelerini oluşturmak için mayoz olmak üzere iki farklı şekilde gerçekleşir.   Mitoz Bölünme de dikkat edilecek hususlar Tek hücrelilerde çoğalma , çok hücrelilerde büyüme için kullanılır. Yıpranan ve yaralanan hücrelerin iyileşmesi mitoz ile olur. Oluşan hücrelerin Kromozom bilgisi aynıdır. Büyüme sırasında mitoz bölünme hızlıdır. Sinir, Sperm ve Yumurta hücrelerinde mitoz bölünme olmaz.   Bu evreler sırasında; ( Mitoz Evrelerinin Oluşum Sırası Önemlidir) *Çekirdeğin ve sitoplazmanın bölünmesiyle iki yavru hücre oluşur. *Hücre bölünmesi öncesinde çekirdekte bulunan ve canlının kalıtsal özelliklerini taşıyan maddenin (kalıtım maddesi) birer kopyası yapılır. *Bu kalıtım maddesi mitozun başlangıcında kromozom adi verilen yapılara dönüşür. *Mitozun ilk evresinde kromozomlar belirgin halde görülmeye baslar. *Daha sonraki evrelerde hücrenin ortasında dizilen kromozomlar, hücrenin karşılıklı kutupları... Devamı