en seçkin ödev siteniz...
14 02 2013

Karışımlar (Konu Anlatımı)-7.Sınıf

Homojen karışımlara çözelti denir Homojen karşım: karışımı oluşturan maddelerin karışımın her tarafına eşit olarak dağılmasıyla oluşan karışımdır. Heterojen karışım: karışımı oluşturan maddelerin karışımın her tarafına eşit olarak dağılmamasıyla oluşan karışımdır. Çözücü: karşımı oluşturan maddelerden miktarı çok olana denir. Çözünen: karışımı oluşturan maddelerden miktarı az olana denir. Seyreltik: bir çözeltide çözünen madde miktarı, diğer bir çözeltide bulunan çözünen madde miktarından daha az ise seyreltik denir. Derişik: bir çözeltide çözünen madde miktarı diğer bir çözeltide bulunan çözünen madde miktarından daha fazla ise derişik denir.   iki ve ya da daha fazla maddenin kimyasal bağ oluşturmadan bir arada bulunmasıyla karışımlar oluşur. Karışımı oluşturan maddeler, karışımın her tarafına eşit olarak dağılmışsa bu tür karışımlar homojen karışımlardır. Homojen karışımlar çözelti olarak adlandırılır. Örneğin; çay içine şeker attığımızda, şeker çay içinde çözünür. Şeker karışımın her tarafında eşit oranda bulunduğundan bu karışım homojen karışımdır. Eğer karışımı oluşturan maddeler karışımın her tarafında dağılmamışsa bu tür karışımlar heterojen karışımlardır. Örneğin; toprak heterojen bir karışımdır. Toprağı oluşturan maddeler, toprağın her katmanında aynı oranda olmadığından dolayı bu karışım heterojendir. Örnek soru: Aşağıda verilen karışımlardan hangisi ya da hangileri homojendir? I. Kolonya II. Portakal suyu III. Bal A) Yalnız II B) I ve II C) I ve III D) II ve III Çözünen maddelerin tanecikleri, çözücü yüzünden birbirinden ayrılır. Çözücü ve çözünen mad...... Devamı

14 02 2013

Bileşikler ve Formülleri-7.Sınıf

Bileşikler ve Formülleri-7.Sınıf |  görsel 1

  Farklı elementlere ait atomların belirli oranlarda bir araya gelerek bağ yapmasıyla oluşan yeni ve saf maddeye bileşik denir. Bileşikler kendilerini oluşturan elementlerden tamamen farklı fiziksel ve kimyasal özelliklere sahiptir. Bileşikler moleküler yapıda olabilecekleri gibi, olmayabilirler de. Örneğin su, su moleküllerinden oluşur. Çünkü suyu oluşturan hidrojen ve oksijen arasında kovalent bağ vardır.( amonyak, karbondioksit, basit şeker, kükürtdioksit gibi.) Bileşikler moleküler yapıda değilse, bileşiği oluşturan atomlar arasında iyonik bağ vardır. Bu tür bileşiklere iyonik yapılı bileşik denir. İyonlar yığınlar halinde düzgün bir örgü oluşturur. ( kalsiyumoksit, sodyumiyodür gibi.) Bileşikler içerdikleri elementlere göre adlandırılır. Bileşikleri göstermek için element sembollerini kullanırız. Bunlara formül denir. Bir bileşik formülünde, o bileşiği oluşturan elementlerin sembolleri ve o elementin atomlarından kaç tane olduğu yazılır. Örneğin: CO de 1 karbon atomu, 2 oksijen atomu, HCI’de 1 hidrojen atomu, 1 klor atomu, C H O ‘da 6 karbon, 12 hidrojen, 6 oksijen atomu vardır. Devamı Devamı

14 02 2013

Kimyasal Bağ-7.Sınıf

Kimyasal Bağ-7.Sınıf |  görsel 1

  Atomlar birleştiği zaman elektron dağılımındaki değişmelerin bir sonucu olarak kimyasal bağlar meydana gelir. Üç çeşit temel bağ vardır. 1-İyonik bağlar, elektronlar bir atomdan diğerine aktarıldığı zaman meydana gelir. Tepkimeye giren elementlerden birinin atomları,elektron kaybedip pozitif yüklü iyonlara dönüşürken,diğer elementin atomları elektron kazanıp negatif yüklü iyon oluştururlar. Böylece zıt(artı-eksi) bir şekilde yüklenmiş iyonlar arasındaki elektrostatik çekim kuvveti,söz konusu iyonları bir kristal içinde tutar. 2- Kovalent bağlarda elektronlar, bir atomdan diğerine aktarılmaksızın ortaklaşa kullanılır. Tek kovalent bağ,iki atom tarafından bölünmüş yani ortaklaşa kullanılan bir elektron çiftinden ibarettir. Moleküller birbirlerine kovalent bağlarla bağlanmış atomlardan meydana gelir. 3-Metalik bağlar, metal ve alaşımlarda bulunur. Metal atomları üç boyutlu bir yapı içinde düzenlenirler. Bu atomların  en dış elektronları, yapının her tarafında serbestçe dolaşır ve atomların birbirlerine bağlanmasını sağlarlar.        1 - İYONİK BAĞ        Bir metal bir ametalle etkileştiği zaman elektronlar metal atomundan ametal atomuna aktarılır ve bunun sonucunda bir iyonik(veya elektrovalent) bileşik meydana gelir. Atomlardan elektron kaybıyla oluşan pozitif iyonlara katyon denir. Atomların elektron kazanarak oluşturdukları negatif iyonlar da anyon olarak isimlendirilir. Bu iyonlar bir araya getirildiklerinde bir kristal oluşturmak üzere birbirlerini çekerler.          A gruplarındaki elementlerin bileşikleri çoğu kez elementlerin simgeleri ile birlikte değerlik elektronlarını gösteren noktalar kullanılarak ifade edilir. Değerlik elektronları baş grup(A grubu...... Devamı

14 02 2013

Elektronların Dizilimi ve Kimyasal Özellikler

Elektronların Dizilimi ve Kimyasal Özellikler |  görsel 1

ELEKTRON ALIŞVERİŞİ VE SONUÇLARI: Helyum (2), neon (10), argon (18)in elektron dağılımları incelendiğinde   Eğer bu üç elementin birer elektronu daha olsaydı, her birinde yeni bir katman oluşacaktı. Çünkü her üçünün de en dıştaki katmanları tamamen dolu durumdadır. 1.Katmanda en çok 2 elektron bulunması durumu dublet kuralı, 2. ve 3. katmanlarda en çok 8 elektron bulunması durumu oktet kuralı olarak adlandırılır. Helyum dublet, neon ve argon oktet kuralına uyar. Oktet veya dublet kuralına uyan atomlar kararlı yapıya sahiptir. Diğer elementler de kararlı yapıya sahip olmak isterler. Bu yüzden elektron alır veya verirler. Son yörüngesindeki elektron sayısı az olan lityum (3), berilyum (5) gibi elementler elektron verme eğilimindedir. Oksijen(8), flor(9) elementleri ise elektron almaya yatkındır. Atomlar elektron alarak veya vererek kararlı yapıya ulaştıklarında artık, iyon olarak adlandırılırlar. Nötr bir atomun elektron almış veya vermiş haline iyon denir. Atom elektron alarak kararlı hale geçerse elektron sayısı>proton sayısı olur. Bu tür iyonlara negatif(-) yüklü iyon (anyon)denir. Atom elektron vererek kararlı hale geçerse elektron sayısı(+)yüklü iyon (katyon)denir. Atomlar kaybettikleri elektron sayısı kadar +yüklü, kazandıkları elektron sayısı kadar – yüklü olurlar. Not: iyon yükü =proton sayısı- elektron sayısı... Devamı

14 02 2013

Atomun Yapısı

Atomun Yapısı |  görsel 1

  ATOMUN YAPISI Elementlerin tüm özelliğini gösteren en küçük parçasına atom denir. Atomu oluşturan parçacıklar farklı yüklere sa-hiptir. Atomda bulunan yükler; negatif yükler ve pozitif yüklerdir. Atomu oluşturan parçacıklar: * Cisimden cisme elektrik yüklerini taşıyan negatif yüklü elektron, * Elektronların yükünü dengeleyen aynı sayıda ama pozitif yüklü olan proton, * Elektrik yükü taşımayan nötr parcacık nötron. Atom iki kısımdan oluşur : 1-Çekirdek (merkez) ve 2-Katmanlar (yörünge; enerji düzeyi) Çekirdek, hacim olarak küçük olmasına karşın, atomun tüm kütlesini oluşturur. Çekirdekte proton ve nötronlar bulunur. Elektronlar ise çekirdek çevresindeki katmanlarda bulunur. Tanecik adı Sembol Elektrik yükü  Kütle (kg) Proton P+ +  1,6725.10-27 kg Elektron e- -  9,107.10-31 kg Nötron n0 0  1,6748.10-27 kg Elektronların çekirdek etrafında dönme hızı, 2,18.108 cm/sn’dir. Elementlerin Çekirdekte bulunan protonlar, atomun ( o elementin) tüm kimyasal ve fiziksel özelliklerini belirler. Proton sayısı atomlar (elementler) için ayırt edici özelliktir. Yani proton sayısının farklı olması elementin diğerinden farklı olduğu anlamına gelir. Elektronların bulunma olasılığının olduğu bölgelere elektron bulutu denir. Kimyasal olaylarda (reaksiyonlarda) yalnızca elektron sayısı değişir. Proton ve nötron, çekirdekte bulunduğu için sayıları değişmez. Devamı

14 02 2013

Elementler ve Sembolleri

Elementler ve Sembolleri |  görsel 1

  SAF MADDE: Kendisinden başka madde bulundur-mayan maddelere denir. ELEMENT: İçerisinde tek cins atom bulunduran maddelere denir. Yani elementlerin yapı yaşı atom-lardır. BİLEŞİK: En az iki farklı cins elementin belirli oranlarda bir araya gelerek, oluşturdukları yeni özellikteki maddeye denir. Yani bileşiklerin yapı taşı moleküldür. MOLEKÜL: İki veya daha çok atomun bir araya gelerek oluşturduğu atom gruplarıdır. Elementler : Aynı cins atomlardan oluşan, fiziksel ya da kimyasal yollarla kendinden daha basit ve farklı maddelere ayrılamayan saf maddelere element denir. Bir elementi oluşturan bütün atomların büyüklükleri ve atomların arasındaki uzaklık aynıdır. Fakat bir elementin atomları ile başka bir elementin atomlarının büyüklükleri ve atomların arasındaki uzaklıkları farklıdır. Aynı elementten yapılan farklı maddeler de aynı cins atomlardan oluşurlar. Elementi oluşturan atomların birbirine olan uzaklığı elementin katı, sıvı ve gaz haline göre değişebilir. Canlı ve cansız varlıkların tamamı elementlerden oluşurlar.  Elementlerin Özellikleri : 1- En küçük yapı birimleri atomlardır. 2- Aynı cins atomlardan oluşurlar. 3- Kendinden daha basit ve farklı maddelere ayrılamazlar. 4- Saf maddelerdir. 5- Sembollerle gösterilirler. Element Çeşitleri : Atomik Yapıdaki Elementler : Bazı elementleri oluşturan aynı cins atomlar doğada tek başlarına bulunurlar. Böyle atomlara sahip elementlere atomik yapılı elementler denir. Atomik yapılı elementlerin en küçük taneciği atomlardır.   Demir, bakır, alüminyum, çinko, kurşun, altın gibi elementler atomik yapılıdır. Moleküler Yapıdaki Elementler : Bazı elementleri oluşturan aynı cins atomlar doğada ikili (veya daha fazla sayıda atomdan oluşan karmaşık yapılı) gruplar halinde bulunur...... Devamı

14 02 2013

İletkeni Değiştir, Ampülün Parlaklığı Değişsin-6.Sınıf

İletkeni Değiştir, Ampülün Parlaklığı Değişsin-6.Sınıf |  görsel 1

Bir iletkenin direnci, iletkenin uzunluğuna, iletkenin cinsine ve kesit alanına bağlıdır (iletkenin inceliğine, kalınlığına). I. Bir iletken telin direnci, telin uzunluğu ile doğru orantılıdır.    Telin uzunluğu arttıkça, direnci artar. Bunu, içi çakıl dolu su borusu modeli ile açıklayabiliriz. Içi çakıl dolu su borusunun uzunluğu arttıkça, suyun akış hızının azaldığı görülür. II. Bir iletken telin direnci, telin kesit alanı (kalınlığı) ile ters orantılıdır.    Telin kesit alanı (kalınlığı) arttıkça, direnci azalır. Kesit alanı S ile gösterilir. Iletken telin kalınlığı arttıkça, direnç azalır, devrede dolanan akım artar. III. Bir iletkenin direnci, iletkenin cinsine bağlıdır.    Bütün iletkenlerin aynı uzunluk ve kalınlıktaki parçalarının direnci farklı farklıdır. Iletken bir maddenin, birim uzunluğunda ve birim kesitindeki parçasının direncine, öz direnç adı verilir. Her iletkenin öz direnci farklıdır. (Özdirenç, ile gösterilir. ¨ rho, ro diye okunur.) Bazı maddelerin öz dirençlerinin küçükten büyüğe doğru sıralaması şu şekildedir:   Bir iletkenin direnci, telin uzunluğuyla doğru, kesit alanı ile ters orantılı ve iletkenin cinsine bağlıdır. Metallerde iletkenliği sağlayan esas faktör,  atomların çevresinde bulunan serbest elektronlardır. Serbest elektronlar, atomların en dış yörüngelerinde bulunan elektronlardır. Bunlar atom çekirdeğine çok uzakta bulunduğu için, atomlar arasında serbestçe hareket edebilirler. Elektrik Enerjisi Direnç Nedeniyle Isıya Dönüşür Elektronlar iletken içinde rahatça akamayıp atomların engellenmesiyle karşılaşırlar. Işte bu direnç yüzünden elektronların enerjisinin bir kısm...... Devamı

14 02 2013

Elektrik Enerjisi Nasıl Taşınır?-6.Sınıf

Elektrik Enerjisi Nasıl Taşınır?-6.Sınıf |  görsel 1

  1- Elektrik Yükü Çeşitleri (Artı ve Eksi Yükler) : Doğada iki çeşit elektrik yükü vardır. Bunlar pozitif yani (+) artı ve negatif yani (-) eksi elektrik yükleridir. • Aynı cins elektrik yükleri birbirlerini iterler. • Zıt elektrik yükleri birbirlerini çekerler. İTER İTER ÇEKER 2- Elektrik Akımının Oluşması : Zıt elektrik yükü ile yüklü olan veya üzerinde biriken elektrik yüklerinin sayısı farklı olan iki cisim iletken bir tel ile birbirlerine bağlandığında cisimlerden birinden diğerine elektrik yükü hareketi olur. Elektrik yüklerinin hareketine elektrik akımı denir. Elektrik akımı, daima (–) yüklerin yani elektronların hareketi sayesinde oluşur. Elektrik akımının oluşabilmesi için iletken telin iki ucu arasındaki elektrik yüklerinin enerjilerinin farklı olması gerekir. Elektrik akımının oluşması sırasında enerji, yüksek enerjili cisimden (kutuptan) düşük enerjili cisme (kutba) doğru gerçekleşir. Elektrik akımının sürekli olabilmesi için elektron hareketinin sürekli olması gerekir. Elektron hareketini sürekli hale getirebilmek için elektrik enerjisi (elektron yani (–) elektrik yükü) üreten kaynaklar kullanılır. Elektrik enerjisi (elektron yani (–) elektrik yükü) üreterek sürekli elektrik akımının oluşmasını sağlayan kaynaklara elektrik akımı kaynağı veya güç kaynağı veya üreteç denir. Pil, akümülatör, dinamo, jeneratör elektrik akımı kaynaklarıdır. Pil, basit elektrik devrelerindeki yüklere elektriksel bir kuvvet uygulayarak yüklerin elektrik enerjisi kazanmalarını ve bu enerjinin iletken tel boyunca iletilmesini sağlar. Bunun sonucunda iletken teldeki elektrik yükleri arasında enerji aktarımına neden olur.... Devamı

14 02 2013

Basit bir elektrik devresinde elemanların sembolik gösterimi ve

Basit bir elektrik devresinde elemanların sembolik gösterimi ve |  görsel 1

Basit bir elektrik devresinde elemanların sembolik gösterimi ve devre şemalarının çizimi     Basit bir elektrik devresinde elemanların sembolik gösterimi ve devre şemalarının çizimi Elektrikli araçlarda ve evlerimizdeki elektrik devrelerinde çok sayıda devre elemanı bulunur. Bu kadar karışık devrelerin resimle çizilmesi zor olacaktır. Bir elektrik devresini çizmenin en pratik yolu şema ile çizmektir. Bu amaçla devre elemanları sembollerle gösterilir. Ampul + – Pil Bağlantı kablosu Açık anahtar Kapalı anahtar Devre elemanlarının  sembolleri her ülkede aynıdır. Bu durum,  ortak bilim dili  oluşmasını sağlar.  Bilimsel iletişimi kolaylaştırır. Devamı

14 02 2013

Basit elektrik devresinde ampüllerin parlaklığının değiştirilmes

Basit elektrik devresinde ampüllerin parlaklığının değiştirilmes |  görsel 1

  Basit bir elektrik devresinde ampüllerin parlaklığının değiştirilmesi-5.sınıf Bir elektrik devresinde bulunan ampulün parlaklığı, devredeki iletkenin uzunluğuna, kesitine ve cinsine göre değişmektedir. Devredeki iletkenin uzunluğu ne kadar fazla olursa ampul parlaklığı da o derecede azalacaktır. Kesiti ne kadar azalırsa ampul parlaklığı da o derecede azalacaktır. Eğer farklı cins iletkenler kullanılırsa iletkenin cinsine göre ampul parlaklığında değişiklikler olacaktır. Bir elektrik devresinde bulunan ampulün parlaklığını pil sayısını artırıp azaltarak değiştirmenin yanında iletkenin uzunluğunu, kesitini veya cinsini değiştirerek de gözlemleyebilirsiniz. İletkenin uzunluğu kısaldıkça ampul parlaklığı artar, kesiti büyüdükçe ampul parlaklığı artar ve cinsine bağlı olarakta ampul parlaklığı değişiklik gösterir. Devamı

14 02 2013

Basit bir elektrik devresi-5.Sınıf Konu Anlatım

Basit bir elektrik devresi-5.Sınıf Konu Anlatım |  görsel 1

    BASİT ELEKTRİK DEVRESİ Devrede Ampullerin Parlaklığını Nasıl Değiştirebiliriz? Basit bir elektrik devresinde • pil • ampul • anahtar • bağlantı kablosu • duy bulunur. Bir devrede birden fazla ampul ve pil de bulunabilir. Devrede ampullerin ışık verebilmesi için devreyi oluşturan tüm elemanlar çalışır durumda olmalıdır. Devrenin anahtarını kapattığımızda ampul ya da ampuller ışık verir.Devrede anahtar açıkken ampul ışık vermez. Anahtarı kapattığımızda tellerden elektrik akar, ampul ya da ampullere elektrik ulaşarak devre tamamlanır ve ampul ışık verir. Ampul Sayısının Değiştirilmesi Bir devrede ampulün daha parlak ışık vermesini sağlayabiliriz. Ampul sayısı fazla olduğunda pilden gelen elektrik enerjisi ampuller arasında paylaşıldığı içinampullerin parlaklığı azalır.Eğer bir devredeki ampul sayısını azaltırsak devre içinde kalan diğer ampul veya ampullerin parlaklığını arttırmış oluruz. Bir devrede pil sayısı sabit tutulup ampul sayısı değiştirilerek ikinci bir devre oluşturuluyor. I. devredeki ampul sayısı 3'e çıkarıldığında pilin sağladığı elektrik enerjisi yeterli olmayacağından ampuller ışık vermez. Her iki durumda da pil sayısı sabit tutuluyor, ampul sayısı değiştiriliyor. Bu nedenle pil sayısıkontrollü değişken, ampul sayısıbağımsız değişkendir. Ampullerin parlaklığı ampul sayısına bağlı olarak değiştiği içinbağımlı değişkendir. Basit bir elektrik devresinde ampul sayısını artırarak ya da azaltarak ampulün parlaklığını değiştirebiliriz. Devre Elemanlarının Sembolle Gösterimi Devrelerde kullanılan ampul, pil ve anahtar farklı şekillerde ve özellikte olabilir. Ancak bu elemanların devredeki işlevleri hep aynıdır, değişmez. Devredeki elemanları çizmek zaman alacağından, elemanların şekil ve özellikleri farklı olabileceğinden her bir eleman se... Devamı

14 02 2013

Titreşim ve ses oluşumu ilişkisi

Titreşim ve ses oluşumu ilişkisi |  görsel 1

  Titreşen bir nesnenin başlattığı titreşimler dizisine ses denir. Sesin oluşabilmesi için titreşim hareketi gereklidir. Titreşim bir nesnenin ileri geri hareketidir. Titreşim yapan ses kaynakları havayı titreştirir. Titreşen hava yayılarak kulağımıza gelir ve bir etki oluşturur. Böylece ses işitilir.  Konuşurken elimizi boğazımıza dokundurduğumuzda gırtlağımızda bir titreşim meydana geldiğini hissederiz. Gırtlağımızda ses telleri adı verilen iki tane kas şeridi vardır. Konuşurken gırtlağımızdaki bu ses telleri hızla titreşir ve sesi meydana getirir.  Ses telleri ne kadar hızlı titreşirse ses o kadar yüksek çıkar. Kadınların ses telleri kısa ve ince, erkeklerin ses telleri ise uzun ve kalındır. Bu yüzden kadınların ve erkeklerin sesleri birbirinden farklıdır.  Saz, gitar, keman, mandolin ve davul gibi birçok müzik aletinde titreşim hareketi görülebilir. Ancak flüt, kaval, ney gibi birçok müzik aletinde titreşim hareketi görülmez.  Saz, gitar, mandolin, keman gibi müzik aletlerinde titreşen teller ses çıkarır.  Klarnet gibi bazı üflemeli müzik aletlerinin ağız kısmında ağaçtan yapılmış ince bir parça bulunur. Müzik aletine üflendiğinde bu parça aletin içindeki havayı titreştirerek ses çıkarır.    Flüt, kaval, ney gibi üflemeli çalgılarda, klarnette olduğu gibi ağaçtan yapılmış bir parça yoktur. Bu çalgılara üflendiğinde aletin içindeki hava titreşerek ses çıkarır.    Davul gibi vurmalı müzik aletlerinde deri bulunmaktadır. Deriye Vurulduğunda titreşerek ses çıkarır.    Radyonun ya da televizyonun sesini işitebiliriz. Ancak çıkardıkları ses dalgalarını göremeyiz. Bu gibi aletlerin çıkardıkları sesleri etkilerinden anlayabiliriz.... Devamı

14 02 2013

Çevremizdeki farklı sesler ve ses kaynakları

Çevremizdeki farklı sesler ve ses kaynakları |  görsel 1

  Ses çıkaran her madde veya cisme ses kaynağı adı verilir. Ses kaynaklarının çıkardığı sesler birbirinden farklıdır. Bazı sesler doğaldır. Bazıları ise insanlar tarafından yapay olarak oluşturulabilmektedir.  1.Doğal Ses Kaynakları: Kuş sesleri, deredeki suyun sesi,rüzgarın sesi, dalgaların sesi doğal seslerdir. Doğal sesleri üreten varlıklara doğal ses kaynakları denir.  2.Yapay Ses Kaynakları: Müzik aletlerinden çıkan sesler, taşıtların çıkardığı sesler, hoparlörün, radyonun ve televizyonun çıkardığı sesler yapay seslerdir. Yapay sesleri üreten varlıklara yapay ses kaynakları denir. Devamı

14 02 2013

Aydınlatma ve teknolojilerinin yaşamımıza etkisi

Aydınlatma ve teknolojilerinin yaşamımıza etkisi |  görsel 1

  İnsanoğlu ateşi buluncaya kadar ışık kaynağı olarak gündüz güneş, gece ise ay ışığından yararlanmıştır. Ay’ın Dünya’mızdan görünmediği gecelerde ise sonsuz bir karanlığa gömülmüşlerdir. Ateşin bulunuşuyla çevrelerinde bulunan odunları yakarak aydınlanmaya başladılar. İlk olarak Sümerliler yağ lambası kullandılar. 1780 – 1800 yıllarında İngiltere ve Almanya’da gaz lambası kullanıldı. Bu lambalara takılan şişe ve fanuslarla parlaklık derecesi arttırıldı. 1800 – 1900 yıllarında gaz lambaları ile şehirlerde sokaklar aydınlatılmaya başlandı. Thomas Alva Edison’un ampulü buluşuyla ilkel aydınlatma araçları geride kaldı. Bu icattan sonra aydınlanma teknolojisi hızla gelişmeye başladı. Günümüzde dünya nüfusunun artışı, enerji kaynaklarının hızla tükenmesi insanları tasarruf yapmaya zorlamıştır. Daha az enerji tüketen floresan lambaların kullanımı yaygınlaşmıştır. Devamı

14 02 2013

Geçmişten günümüze kullanılan aydınlatma teknolojileri

Geçmişten günümüze kullanılan aydınlatma teknolojileri |  görsel 1

  İlk insanlar ateşi düşen bir yıldırım sayesinde buldu daha sonra odun parçalarını birbirine sürterek ateş yakmayı öğrendiler. Daha sonra çakmak taşını keşfettiler.Sonrada kibriti buldular.Daha sonra uzun süre yanabilen  ağaçlardan meşaleler yaptılar.Hayvan yağlarının içine fitil koyup mum yaptılar. Petrolün bulunmasından sonra uzun süre gaz lambaları kullanıldı.Karpit taşının suya atarak asetilen gazı elde edildi bu gaza uygun lambalar kullanıldı Elektrik bulunduktan sonra Thomas Alva EDİSON adlı ABD li mucit elektrik ampulünü icat etti. Böylece modern aydınlatma devri başladı.  Bilim adamlarının sayesinde günümüzde modern aydınlatma araçlarına kavuştuk.Eski Aydınlatma araçları çok dayanıklı değildiler bitebiliyorlardı.Yangın çıkmasına neden oluyor ayrıcada çıkardıkları duman ve gazla çevreyi kirletiyorlardı.Şimdi kullandığımız aydınlatma araçları hem daha temiz hem de kolay kullanılabilir. Devamı

14 02 2013

Çevredeki ışık kaynakları-4.Sınıf

Çevredeki ışık kaynakları-4.Sınıf |  görsel 1

  Görmemizi sağlayan enerji çeşidi ışıktır. Her ışık, bir ışık kaynağı tarafından üretilir. Işık yayarak çevresini aydınlatan her şey ışık kaynağıdır. Işık kaynakları ışık yayarak çevrelerini aydınlatırlar.  NOT: En büyük ışık kaynağımız Güneş’tir.    Işık kaynakları doğal ışık kaynakları ve yapay ışık kaynakları olmak üzere ikiye ayrılır.    Doğal Işık Kaynakları  Işık kaynaklarından bazıları kendiliğinden ışık üretir. Bunlara doğal ışık kaynakları denir. Güneş, yıldızlar, ateş böceği, şimşek, yıldırım ve deniz diplerinde yaşayan bazı balıklar doğal ışık kaynaklarıdır.    Yapay Işık Kaynakları  Doğal ışık kaynaklarından gece aydınlatması için yeteri kadar yararlanamayız. Bu nedenle gece aydınlatmasında insanlar tarafından yapılmış yapay ışık kaynakları kullanılır. Ampul, trafik lambası, mum, meşale, televizyon ekranı ve fener yapay ışık kaynaklarıdır.    Güneş, mum alevi gibi bazı ışık kaynakarı, çevrelerine ışıkla birlikte ısı da verirler. Ateş böceği, denizin derinliklerinde yaşayan bazı balıklar ve floresan lamba gibi bazı ışık kaynakları ise ışık yayarken, ısı vermezler.  Etrafımızdaki masa, sıra, tahta ve çanta gibi cisimler ışık üretmezler. Ancak bu cisimler Güneş ya da diğer ışık kaynaklarından aldıkları ışığı yansıtabilirler. Bu durumda çevremizde bulunan bu cisimleri ışık üretmedikleri halde görebiliriz.  Çevremizdeki bazı varlıklar ortamda bulunan ışık kaynakları sayesinde ışık kaynağı gibi görünürler. Böyle cisimlere kendini aydınlatan cisimler denir. Ay, gezegenler ve trafik levhaları kendini aydınlatan cisimlere örnek verilebilir.    Yol kenarlarındaki trafik levhaları ışık yaymadıkları halde geceleri ışık yayıyor gibi görünürler.... Devamı

14 02 2013

Işığın görmedeki rolü-4.Sınıf

Işığın görmedeki rolü-4.Sınıf |  görsel 1

  Işık; tüm Dünya’nın ve Evren’in enerji kaynağıdır. Bitkiler ışık enerjisini kullanarak kendi besinlerini üretirler. Bitkilerin ürettiği besinleri hem kendileri, hem hayvanlar, hem de insanlar kullanırlar.  Işık, birçok buluşun insanlığın hizmetine sunulmasını sağlamıştır.  Karanlıkta Göremeyiz  Etrafımızdaki varlıkları duyu organlarımızla algılarız. Duyu organlarımızdan biri olan gözümüz sayesinde, etrafımızda meydana gelen pek çok şeyi görerek tanırız. Böylece onlar hakkında fikir sahibi oluruz.  Görme olayının gerçekleşebilmesi için baktığımız varlıkların bir ışık kaynağı tarafından aydınlatılması ve bu varlıklardan gözümüze ışık gelmesi gerekir. Dolayısıyla karanlık ortamda görme olayı gerçekleşmez.    Bulunduğumuz ortamdaki varlıkları net olarak görebilmemiz için ışık miktarının yeterli olması gerekir. Işık miktarı yetersiz olduğunda ya da çok fazla arttığında görme olayı zorlaşır.  Bitkilerin besin ve oksijen üretebilmesi için ışığa ihtiyaçları vardır. Işık tüm canlıların yaşam kaynağıdır.    Geceleyin parkların aydınlatılması için parklardaki lambalar yakılır.    Yerin yüzlerce metre altındaki madenlerde çalışan işçiler, baretlerindeki lamba sayesinde önlerini  görebilirler.    Deniz feneri, yaydığı ışıkla kıyıya yakın seyreden gemilerin kayalardan uzak durmasını sağlar.... Devamı

14 02 2013

Sesin işitmedeki rolü

Sesin işitmedeki rolü |  görsel 1

  Ses kaynaklarından çıkan ses, havada yayılarak kulağımıza kadar gelir ve kulak zarını titreştirir. Kulak zarındaki titreşimler kulağın iç kısımlarına iletilir. Bu titreşimler belirli bir ileti taşır. Bu iletiler beyne ulaştığında ses işitilmiş olur.    Bir canlının kulağının büyük olması o canlının daha iyi duyabileceği anlamına gelmez. Fillerin kulakları insanlarınkinden çok büyük olmasına rağmen, ancak insanların işitebileceği sesleri işitirler. Fillerin kulaklarının büyük olması üzerlerine konan böcekleri uzaklaştırmalarına ve serinlemelerine yardımcı olur.  Ses, havada yayılırken havayı oluşturan moleküllerin titreşmesine neden olur. Titreşen moleküller çevresindeki diğer moleküllere enerji aktarır. Ancak ses kaynağından uzaklaştıkça enerji aktarımında azalma meydana gelir.  Bulunduğumuz odada çalışmakta olan televizyondan çıkan ses çok az enerji kaybederek kulağımıza gelir. Böylece televizyonun sesini kolayca duyabiliriz. Ancak televizyondan uzaklaştıkça sesini duymakta zorluk çekeriz. Bunun sebebi kaynaktan uzaklaştıkça sesin enerji kaybetmesidir.  Aynı ses kaynağının ürettiği sesin farklı uzaklıklardan farklı şekilde duyulmasını sağlayan özelliğe sesin şiddeti denir.  Kolumuz aşağıda iken kol saatimizin sesini işitemeyiz. Kol saatimizden çıkan sesler saatten çıktıktan sonra her yöne yayılarak enerjisini kaybeder. Çok az bir kısmı kulağımıza ulaşır.  Kol saatimizi kulağımıza dayadığımızda saatten çıkan ses çok az enerji kaybederek kulağımıza ulaşır. Böylece kol saatimizin sesini işitebiliriz.  Bir dosya kağıdını rulo yapıp bir ucunu kol saatinin üzerine, diğer ucunu kulağımıza dayarsak saatin sesini işitebiliriz. Ancak kağıt rulo çok uzun olursa saatin sesini işitemeyiz.... Devamı

14 02 2013

Çevre kirliliğinin bir türü olan ses kirliliği

Çevre kirliliğinin bir türü olan ses kirliliği |  görsel 1

  Ses kirliliği; insanların işitme sağlığını ve algılama gücünü olumsuz yönde etkileyen, kişinin psikolojik ve fiziksel dengesini bozabilen, iş verimini düşüren, çevrenin doğallığını bozan bir çevre sorunudur. Ses kirli­liğinin yoğun olduğu bir şehirde yaşayan insanın; iş veriminin düşük, sinirli yapıda ve huzursuz olduğu gözlenir. Ses kirliliği kaynaklarının başında trafik sorunu gelir. Taşıtlardan çıkan fren sesleri, motor ve egzoz sesleri trafik gürültüsünün başında gelir. Trafiğin yoğun olduğu büyük şehirlerimizde karayolundan geçen ta­şıtların sayısı gün geçtikçe artar. Büyük şehirlerimiz bu yoğun karayolu gürültüsünden gittikçe daha fazla etkilenir. Demir yollarının yük taşımacılığında önemli yeri vardır. Ancak demir yollarının gürültüsü insanlarda rahatsızlık uyandırır. Ayrıca büyük şehirlerdeki uçaklar da ses kirliliğine neden olur. Endüstrinin yoğun olduğu bölgelerde endüstri gürültüleri bu işlerle uğraşan kişileri doğrudan etkiler. Hatta tedavisi olmayan rahatsızlıklara neden olabilir. Çevremizde, bağıran satıcılardan arabalarının kornala­rını istedikleri zaman çalan insanlara kadar birçok sorumsuz kişi bulunur. Ayrıca sorumsuzca açılan radyo ve teyp sesleri de ses kirliliğine neden olur. Ses kirliliğinin etkileri  •       Fizyolojik etkiler: Ses kirliliği geçici ya da sürekli işitme kaybına, yüksek tansiyona, solunum ve dolaşım bozukluğuna yol açar. •       Psikolojik etkiler: Zihinsel etkinliğin azalmasına, strese,uyku düzeninin bozulmasına, sinirliliğe, dikkatin dağılmasına, iş veriminin düşmesine neden olur.... Devamı

23 01 2013

Periyodik Tablo, Metal, Ametal, Yarı Metal Özellikleri

Periyodik Tablo, Metal, Ametal, Yarı Metal Özellikleri |  görsel 1

PERİYOTLAR   CETVELİ        Elementlerin sembolleriyle gösterildiği  ve özellikleri hakkında bilgi veren cetveldir Periyotlar cetveli ilk defa dimitri Mendelev  tarafından yapılmıştır(elementleri atom ağırlıkları=Kütlelerine göre düzenlemiştir  )         Periyotlar cetveli yatay ve düşey sıralardan oluşmuştur P  E  R  İ  Y  O  T        Periyotlar cetvelindeki  yatay sıralardır      Elementler  atom numarası en küçük ten en büyüğe  doğru ( soldan – sağa ) sıralanırlar      Periyot numarası enerji seviyesini = yörünge sayısını gösterir      7 periyot bulunur PERİYOTLAR CETVELİNDE SOLDAN SAĞA DOĞRU GİDİLDİKCE  1-Atom numarası artar                                2-Kütle numarası artar                                3-Metalik özellik azalır                               4-Ametalik özellik artar                              5-Elektron verme özelliği azalır                6-Elektron alma özelliği artar 7-Atom çapı kü...... Devamı

23 01 2013

Kimyasal Bağlar

Kimyasal Bağlar |  görsel 1

Kimyasal bağ, çekirdekteki atomları bir arada tutan kuvvettir. İki ya da daha fazla atom arasında  elektron alışverişi veya ortak kullanımı ile kimyasal bağlar oluşmaktadır. Atomlar tek başına bulundukları zamankinden daha düşük enerjili duruma ( daha kararlı ) erişmek için bir araya gelirler ve kimyasal bağlar  sayesinde atomlar birarada, düzenli olarak belli bir geometri oluştururlar. Bu geometriyi oluştururken amaç elektron dizilişlerini soygazlara benzetmeye çalışmaktır. Birçok  fiziksel özellik elektriksel bağların cinsine bağlıdır ve bu kimyasal bağlar ile farklı maddeler meydana gelmektedir. Kimyasal bağın kuvvetli olması sertliğini ve erime noktasını yükseltir. Atomlar Neden Soygazlara Benzemek İsterler? Soygazlar kararlı bir yapıya sahiptir ve elektron alıp verme eğilimleri yoktur. Yani  denge halindedirler ve en dış elektron kabukları  tamamen elektronlarla doludur. Periyodik cetvelin en kararlı grubu olmalarından dolayı   diğer bütün elementler soygazlara benzeyebilmek için elektron alışverişi veya ortak kullanımına girerler. Elementin, son yörüngesinde 2 elektron bulunan  He (helyum) soygazına benzemek istemesi dublete(2′ye) varmasıdır. Diğer  son yörüngelerinde  8 elektron bulunan soygazlara benzemek istemesi ise oktede (8′e) varmasıdır. Soygazların kararlı olması ve boş orbitallerinin bulunmaması normal şartlarda onlara bağ yapma özelliği vermez. İyonik Bağ Farklı yüklü iyonların ( +  ve  – yüklü taneciklerin) elektriksel çekim kuvvetlerinden  ortaya çıkan bağ türüdür. Metaller ile ametaller arasında gerçekleşir ve metallerin elektron vermesi, ametallerin  ise elektron almasıyla oluşur. İyonik bağı yapan atomlardan elektron veren (+) yüklü, elektron alan (–) y&uu...... Devamı

23 01 2013

Kimyasal Tepkimeler

Kimyasal Tepkimeler |  görsel 1

Kimyasal tepkimelerde bir denklemi denkleştirirken,denklem eşitliklerini eşitleyip denkleştirmemiz mümkündür.Böylece bir eşitliği yazıp denklemi denkleştirmiş olacağız. Örneğin Karbon-Hidrojen-Oksijen içeren bir bileşiğin yanması.Karbon-Hidrojen-Oksijen içeren bileşikler oksijen gazı ile yakıldığında karbondioksit ve su verirler.    Formül İfadesi: C6H14O4 + O2 → CO2 + H2O    C Eşitliği : C6H14O4  + O2 → 6CO2 + H2O    H Eşitliği : C6H14O4  + O2 → 6CO2 + 7H2O     Bu durumda denklemin sağ tarafında 19 oksijen(O) atomu vardır(yedi su molekülünden 7 ve altı karbondioksit molekülünden 12 oksijen atomu olmak üzere).Sol tarafta 19 oksijen atomu olması için , 4 oksijen bileşikte bulunduğundan ilave 15 oksijene gerek duyulmaktadır.Bu nedenle O2 nin katsayısı 15/2 olmalıdır.    O Eşitliği : C6H14O4 + 15/2O2 → 6CO2 + 7H2O (denklem eşitlendi)    Katsayıların son kez düzenlenmesi:Kesirli sayılar kabul edilebilir olmasına karşın,genel eğilim tüm katsayıların tam sayı olacak şekilde çarpılmasıdır.Bu eşitlik tüm katsayılar iki ile çarpıldığında kesirden kurtarılmış olur.      2C6H14O4 + 15O2 → 12CO2 + 14H2O (katsayılar tam sayı olarak eşitlendi)    Son Kontrol: Denklemin tam olarak eşitlediğinden emin olmak için son kontrolümüzü yapıyoruz.    Sol Taraf: (2*6)=12C;(2*14)=28H;[(2*4)+(15*2)]=38O    Sağ Taraf: (12*1)=12C;(14*2)=28H;[(12*2)+(14*1)]=38O    Görüldüğü gibi bir eşitlikten yararlanarak kimyasal tepkime denklemimizi doğru bir şekilde denkleştirmiş olduk...... Devamı

23 01 2013

Asitler Ve Bazlar

Asitler Ve Bazlar |  görsel 1

ASİT VE BAZLAR Anorganik kimyada bileşikler asitler, bazlar, tuzlar ve oksitler olmak üzere dört gruba ayrılır. Asit içerenler : Sirke (asetik asit), limon suyu (sitrik asit), tuz ruhu (hidroklorik asit), aspirin (asetil salisilik asit), akü (sülfürik asit), kezzap (nitrik asit) gazoz ve her türlü alkolsüz içecekler (karbonik asit) Baz içerenler: Cam temizleme suyu (amonyak), sabun (sodyum hidroksit), kabartma tozu veya yemek sodası (sodyum bikarbonat), kireç suyu (kalsiyum hidroksit), çamaşır sodası (sodyum karbonat), deniz suyu, yumurta akı, kan. ASİTLER VE BAZLARIN TANIMI 1. Arrhenius (Arenyus) Asit - Baz Tanımı Arhenius, bileşikleri suyla etkileşimine göre asit veya baz olarak tanımlamıştır. Arrhenius'a göre; Asit : Suda H+ iyonu oluşturacak şekilde ayrışan maddedir. Asitler suda H+ oluşturduklarından suyun [H+] ni artırırlar. Baz : Suda OH– iyonu oluşturacak şekilde ayrışan maddedir. Bazlar suyun [OH–] ni artıran maddelerdir. Arrhenius'e göre asitler HX , bazlar MOH genel formülüne sahiptir. 2. Bronsted Lowry Asit - Baz Tanımı Bronsted ve Lowry asitleri ve bazları biraz daha genel anlamda tanımlamıştır. Bunlara göre; Asit: Karşısındaki maddeye H+ verebilen Baz: Karşısındaki maddeden H+ alabilen (veya H+ bağlayabilen) maddedir. Bronsted - Lowry'ye göre bir tepkimede bir asit-baz çifti tepkimeye girerek yeni bir asit baz çifti oluşturmaktadır. Girenler tarafında asit olan madde H+ iyonunu kaybederek baza; baz olan madde H+ kazanarak aside dönüşmektedir. Bu teoride aralarında H+ kadar fark olan asit- baz çiftine eşlenik (konjuge) asit-baz çifti denir. 3.Lewis(Livayz) Asit - Baz Tanımı Brönsted-Lowry asit-baz tanımı da bir başka maddeyi referans alarak yapılan tanımdır. Daha genel bir asit-baz...... Devamı

23 01 2013

Su Arıtımı

Su Arıtımı |  görsel 1

Su kaynakları bulundukları ve geçtikleri bölgelerin jeomorfolojik özelliklerine göre,içerilerinde değişik iyonlar bulundurur.İçerisinde kalsiyum,magnezyum ve demir iyonları bulunduran sular,sert su olarak tanımlanır.Sert suların iki önemli zararlı etkisi vardır. Sert sularda bulunan kalsiyum,magnezyum ve demir iyonları,sabun ile birleşerek çökelek oluşturur ve sabunun köpürmesini engeller.Böylece,sabun temizleme işlemini yerine getiremez ve sabun israf olur.Isıtma ve soğutma sistemlerinde sert su kullanıldığında sistemin borularında ve kazanlarında zamanla tortular oluşur.Bu tortular sistemin yıpranmasına ve sistemin verimini düşmesine sebep olur.Bu nedenlerden dolayı sert sular kullanılmadan önce yumuşatılmalıdır.Yumuşatma yöntemleri suyun sertlik durumuna göre değişiklik gösterir.Çünkü,sert sular genel olarak geçici sertliğe sahip sular ve daimi sertliğe sahip sular olmak üzere iki ana grupta toplanır. Geçici sertliğe sahip sular : İçerisinde Ca++ ve Mg++ iyonlarını, bikarbonat (HCO3) tuzlarını bulunduran sulara denir. Daimi sertliğe sahip sular : Suda çözünmüş CaCl2 veya CaSO4 tuzları var ise bu tür sulara daimi sertliğe sahip sular denir. Sulardaki sertlik nasıl giderilir?    Suda Bulunan Ca2+ ve Mg2+ iyonları suya sertlik verir. Eğer bu iyonlar çöktürülürse yumuşak su elde edilebilir.  1. Suların kaynatılması ile yumuşak su elde edilebilir.    Su + Ca2+ +CO32- + ısı CaCO3(kalsiyum karbonat tuzu dibe çöker) + Su (yumuşatılmış su)    2. Reçine kullanılmasıdır. Ca2+ ve Mg2+  iyonlarını sudan uzaklaştırmak için iyon değiştirici reçineler kullanılır. Bu yöntemde su reçineden süzülür ve süzülme işlemi sırasında reçinelerde bulanan Na+ i...... Devamı

23 01 2013

Elektriklenme-7.Sınıf

Elektriklenme-7.Sınıf |  görsel 1

I.   STATİK (DURGUN) ELEKTRİK A. ATOMUN YAPISI VE ELEKTRİK YÜKLERİ Atom, ortada çekirdek ve çevresinde dolanan elektronlardan oluşur. Atomun çekirdeği proton ve nötronlardan oluşmuştur. Çekirdekteki nötronlar yüksüz ve protonlar pozitif (+) yüklüdür. Çekirdeğin çevresinde dolanmakta olan elektronlar ise negatif (-) yüklüdür. Atomlarda hareketli olan parçacıklar sadece elektronlardır. Bundan dolayı elektrikte yük hareketi elektron hareketiyle gerçekleşir. Pozitif yükler hareketsizdir. •           Bir atomda pozitif yükler ile negatif yükler birbirine eşit ise buna nötr (yüksüz) atom denir. •           Eğer nötr bir atom elektron kaybetmiş ise pozitif yükler çoğunlukta olacağı için bu atoma pozitif yüklü atom (iyon) denir. •           Eğer nötr atom elektron kazanmış ise bu atoma negatif yüklü atom (iyon) denir. Aynı tür yükler birbirini iter, zıt yükler birbirini çeker.Yükler arasındaki bu kuvvete Coulombkuvveti denir. Coulombkuvveti yüklerin büyüklükleri ile doğru, aralarındaki uzaklığın karesi ile ters orantılıdır. Doğadaki en küçük elektrik yükü elektronun ve protonun yüküdür. Bunlar birbirine değer olarak eşit fakat işaret olarak zıttır. Elektron ve protonun yükü çok küçük olduğu için yük birim olarak coulomb (C) kullanılır. 1 coulomb = 6, 25 .1018 elektron yüküdür. B. ELEKTRİKLENME ÇEŞİTLERİ 1.         Sürtünme ile el...... Devamı

23 01 2013

Elektrik Akımı Nedir?-7.Sınıf

Elektrik Akımı Nedir?-7.Sınıf |  görsel 1

Devre elemanları: Pil, ampul,anahtar, kablo. - Devre elemanları 2 kutupludur. a) Kapali devre: Devre anahtari, devreden akim geçirecek konum da ise bu devreye kapali devre denir. b) Açik devre: Devre anahtari,devreden akimin geçmesini engelleyecek konumda ise bu devreye açık devre denir. ELEKTRİK AKIMI ( I ): Bir iletken içinde elektronların sürekli olarak akışına elektrik akımı denir. Elektrik enerjisi kaynakları(pil, batarya) devreye akım sağlar.Yani yükleri hareket ettirir. Elektrik akımı negatif (-) yüklerin hareketinden kaynaklanır. Elektrik akımı ampermetre ile ölçülür. Ampermetrenin direnci çok küçük olduğundan devreye seri bağlanır. Elektrik akımının birimi amper olarak ifade edilir ve kısaca “A” ile gösterilir. Elektrik akımının yönü, (+) kutuptan (–) kutba doğrudur. Elektronlar üretecin (–) kutbundan (+) kutbuna doğru hareket ederler. Devamı

23 01 2013

Seri ve Paralel Bağlama-7.SINIF

Seri ve Paralel Bağlama-7.SINIF |  görsel 1

GERİLİM: Enerji farkının göstergesine gerilim denir. Devredeki piller gerilimi sağlar.Yani bir iletkenin uçları arasından akım geçmesine sebep olacak etkidir. Gerilimi de voltmetre ile ölçeriz. Gerilimin birimi volt olarak ifade edilir ve “V” ile gösterilir. Voltmetrenin direnci çok büyük olduğundan devreye paralel bağlanır. DİRENÇ: Cisimlerin elektrik akımını geçirirken gösterdiği zorluğa direnç denir. Direnç R ile gösterilir. Birimi ohm olup kısaca  ile gösterilir. Devredeki her elemanın direnci vardır. Ampul de bir dirençtir. Gerilim/akım oranının birimleri volt/amper olarak yazılır Ohm kanunu, Bu oranı George Simon Ohm adındaki bir bilim insanı bulduğundan birime soyadı verilmiştir.gerilim, akım ve direnç üçlüsü arasındaki ilişkiyi belirtir. Potansiyel farkı akım şiddeti grafiğinin eğimi, iletkenin direncini verir. GRAFİKLER: Kısa Devre: Akımın dirençsiz yolu tercih etmesine kısa devre denir. Şekilde K anahtarı kapatılırsa, akım dirençsiz yoldan gider. Dolayısıyla lambanın üzerinden giden akım artık lamba üzerinden gitmez ve lamba söner. AMPULLERİN PARLAKLIĞI: - SERİ BAĞLAMA: - Seri bağlı özdeş (aynı) lambaların hepsinden aynı akım geçer. - Lambaların parlaklığı eşittir. - Lamba sayısı arttıkça yani devreye ampul eklendikçe lambaların parlaklığı azalır. - Lambalardan biri sönerse ya da patlarsa diğerleri de söner. - Devreye takılan pil sayısı arttıkça lambaların parlaklığı artar. - Pil sayısı artsa bile pilin dayanma süresi değişmez. Yani devreye seri bağlı 1 pil yerine 3 pil taksak bile yine bir pil nekadar dayanırsa 3 pil de o kadar dayanır ve biter . PARALEL BAĞLAMA: - Paralel bağlı özdeş lambaların hepsi aynı parlaklıkta yanar. - La...... Devamı

23 01 2013

Maddeyi Oluşturan Tanecikler-6.Sınıf

Maddeyi Oluşturan Tanecikler-6.Sınıf |  görsel 1

MADDENİN TANECİKLİ YAPISI Kütlesi ve hacmi olan her şeye MADDE denir.Çevremizde gördüğümüz,günlük hayatımızda kullandığımız,yediğimiz,içtiğimiz soluduğumuz kütlesi hacmi olan ve uzayda yer kaplayan her şey maddedir.Peki her şey madde midir? -->Işık,ısı,ses,elektrik enerjisi bir madde değildir.Ölçülebilecek bir kütleye yada hacme sahip değillerdir. NOT:Maddelerin miktarı içerdikleri tanecik sayısına bağlıdır.Tanecik sayısı arttığında madde miktarı da artar.Madde miktarı artarsa maddenin kütlesi de artar.Ancak hacmi de artar diyemeyiz.Çünkü bu maddenin fiziksel haline bağlıdır.Madde katı yada sıvı ise madde miktarı artarsa hacmi de artar eğer gaz ise bu artış gazın bulunduğu kaba bağlıdır. MADDELERİN HACMİ DEĞİŞİR! -->(SIKIŞMA) Kuvvet etkisi ile maddelerin hacmi değişebilir.Fakat her madde için bu geçerli değildir. -->Bir kitabı alalım.Elimizle kitaba bir kuvvet uygulayalım.Kitapta bir hacim değişimi olmaz.Kitap katı bir maddedir.Tanecikleri arasındaki boşluk yok denecek kadar azdır.Bu sebeple kuvvet uygulayarak sıkıştırmak mümkün değildir.Ancak sünger kullanmış olsaydık süngerde hacim değişikliği meydana gelirdi.Sünger bir katı madde olmasına karşın içi deliklerle doludur ve bu deliklerin içinde de hava vardır.Burada süngerin küçülmesi aradaki boşlukların küçülmesinden kaynaklanır. SONUÇ OLARAK; Katı maddeler sıkıştırılamaz. -->İki şırınga alarak birinin içini su dolduralım diğerini ise boş bırakalım. Boş bıraktığımız şırınganın pistonunu ittiğimizde pistonun ileri gidebildiğini görürüz ancak içi su dolu olanın pistonunu ittiğimizde pistonun ileri doğru gidebildiğini gözlemleriz. SONUÇ OLARAK;Sıvı maddeler kuvvet etkisi ile sıkıştırılamazken Gaz maddeler kuvvet etkisi ile sıkışabilmektedir. ...... Devamı

23 01 2013

Element , Bileşik ve Karışımların Özellikleri-6.Sınıf

Element , Bileşik ve Karışımların Özellikleri-6.Sınıf |  görsel 1

ELEMENTLER : Aynı cins atomlardan oluşan saf maddelere “element” denir. Örnekler : Demir, bakır, gümüş, altın, oksijen, hidrojen, iyot ve karbon birer elementtir. * Farklı cins atomlar içeren maddeler, element olamaz. SORU : Aşağıda verilen madde modellerinden hangisi element değildir? ÇÖZÜM : A,B ve C seçeneklerindeki madde modellerini incelediğimizde bu modellerin aynı cins atomlardan oluştuklarını görürüz. Ancak D seçeneğindeki modelde farklı cins atomlar olduğu için bir element olamaz. BİLEŞİKLER : Aynı tür atomlardan oluşan maddelere element dendiğini öğrendik. O halde farklı cins atomlardan oluşan maddelere ne ad verilir? Doğada; tuz, su, sabun, şeker, alkol gibi farklı cins atomlar içeren pek çok madde vardır. Farklı cins atomlardan oluşan saf maddelere “bileşik” denir. SORU : Aşağıdaki madde modellerinden hangisi bileşik değildir? ÇÖZÜM : A, B ve D seçeneklerindeki modelleri incelediğimizde farklı cins atomlardan oluştuklarını görürüz. Ancak C seçeneğindeki model, aynı cins atomlardan oluşmuştur. Dolayısıyla A, B ve D seçenekleri bileşik, C seçeneği ise elementtir. MOLEKÜLLER : Birden fazla atomun bir arada bulunduğu atom gruplarına “molekül” denir. Moleküller 2’ye ayrılır : • Element molekülü • Bileşik molekülü ELEMENT MOLEKÜLLERİ : Aynı cins atomlardan oluşan moleküllere “element molekülü” denir. Element moleküllerine örnekler : BİLEŞİK MOLEKÜLLERİ : Farklı cins atomlardan oluşan moleküllere “bileşik molekülü” denir. Bileşik moleküllerine örnekler : ...... Devamı

23 01 2013

Fiziksel ve Kimyasal Değişimler-6.Sınıf

    FİZİKSEL VE KİMYASAL DEĞİŞMELER : Günlük hayatımızda çeşitli etkiler sonucunda maddelerde bazı değişimler olduğunu görürüz. Örneğin bir kağıdı yaktığımızda kağıdın kül olduğunu, bir buz parçasını sıcak bir yere koyduğumuzda buzun eridiğini, annemizin çeşitli sebzeleri pişirerek yemek yaptığını hepimiz görmüşüzdür. Maddelerde meydana gelen değişimler 2 grupta incelenebilir: • Fiziksel değişmeler • Kimyasal değişmeler FİZİKSEL DEĞİŞMELER : Maddenin yapısı değişmeden sadece dış görünüşünde meydana gelen değişmelerdir. Fiziksel değişmeler sonucunda yeni maddeler oluşmaz. Sadece maddenin renk, şekil, büyüklük gibi özellikleri değişir. Fiziksel değişmeler sonucunda maddenin kimliği değişmez. ÖRNEKLER : • Buzun erimesi • Kağıdın yırtılması • Tebeşirin toz haline getirilmesi • Küp şekerin ezilerek toz şeker haline getirilmesi • Suyun donması • Çaydanlıktaki suyun buharlaşması • Camın buğulanması • Akşamları gökyüzünün renginin maviden kızıla dönüşmesi • Altından bilezik yapılması • Odunun kırılması • Camın kırılması • Yemek tuzunun suda çözünmesi • Yoğurttan ayran yapılması • Bakırdan tencere yapılması • Havucun rendelenmesi KİMYASAL DEĞİŞMELER : Maddenin iç yapısında meydana gelen değişmelerdir. Kimyasal değişmeler sonucunda maddenin kimliği değişir ve yeni maddeler oluşur. Kimyasal değişmeye uğrayan maddeler eski haline döndürülemez. ÖRNEKLER : • Kömürün yanması • Sütten yoğurt ve peynir yapılması • Demirin paslanması • Meyvelerin çürümesi • Un ve sudan hamur yapılması • Kumdan cam yapılması • Ekmeğin küflenmesi...... Devamı