en seçkin ödev siteniz...
12 05 2011

Maddenin Tanecikli Yapısı ve Isı

Anahtar kelimeler…Madde,molekül,molekül yığını,ısı,tanecik,… Madde: Hacmi ve kütlesi olan her şey Molekül:Aynı ya da farklı cins atomlardan oluşmuş, bir maddenin tüm özelliğini taşıyan en küçük parçası Molekül yığını: Çok sayıda molekülden oluşan molekül topluluğu Isı: Bir enerji türü Tanecik: Maddeleri oluşturan moleküller,parçacıklar ETKİNLİK-1 ile işe başlayalım… Araç –gereçlerimiz: İspirto ocağı,beherglas veya deney tüpü, su,pamuk, vs Öğretmenimizle bir beherin veya deney tüpünün üçte ikisine kadar su doldurup yavaş yavaş ısıtalımSu içindeki hareketleri gözlemleyelim (Su kaynamadan önce içine küçük pamuk kümecikleri atılarak su içindeki hareketleri şahaneleştirebiliriz) Haydi canlarım soruları irdeleyelim: Beherdeki suyun ısınması sırasında sudaki hareket nasıl etkilendi? Hareket edenler tek bir molekül mü yoksa molekül kümeleri midir? Bu deneyde ısı veren ve ısı alan maddeler nelerdir? Su ısı kaynağından ısıyı nasıl almış olabilir? Bilgilerimizi tazeleyelim: Isı ve hareket ilişkisi sıvılarda ve gazlarda kolayca görünürleştirilebilirGörünen hareket moleküllerin hareketidirFakat görünen şeyler molekül değil,moleküllerin yığınıdırÜçüncü üniteden hatırlarsak moleküller tek tek gözle görülemeyecek kadar küçüktürSuyu ısıttığımızda hareket eden çok sayıda molekülün oluşturduğu molekül kümeleridirBunlar “molekül yığını” olarak adlandırılabilir ETKİNLİK-2 ile çalışmaya devam edelim… Araç-gereçlerimiz : Elektrik sobası,güç kayn... Devamı

12 05 2011

Çevre sorunları ve etkileri

Çevre sorunları ve etkileri |  görsel 1

Günümüzde yaşadığımız iktisadi ve teknolojik gelişmeler özellikle sanayileşmiş toplumları çok ileriye götürmüş gibi görünüyorsa da, yapılaşmanın çekirdeğini fiziksel ve psikolojik ihtiyaçları ile "insan" değil de, çoğunlukla ekonomik çıkarlar oluşturduğundan, bu gelişme hiçbir zaman tam olamamıştır. İnsanın ön plânda tutulmaması biyolojik, ekolojik, psikolojik ve sosyal faktörlerin dikkate alınmaması ile gerçekleştirilen yapılaşmanın ve çevre örgütlemesinin bir sonucu olarak, çevre sorunları ortaya çıkmıştır. Çevre sorunlarının başında kentsel çevre sorunları olarak nitelendirebileceğimiz sorunlar gelmektedir. Konut arsası arzının azlığı temel insan gereksinimi olan barınma ve konut sorununun gecekondulaşma ve betonlaşma yoluyla çözümlenmesi sonucunu ortaya koymaktır. Plânsız kentleşme ve alt yapı yetersizlikleri insanları önemli sorunlarla karşı karşıya getirmektedir. Betonlaşmanın ve gecekondulaşmanın yarattığı önemli çevre sorunlarının ve bu sorunların yol açtığı toplumsal sonuçların önemi ve içeriği üzerinde yapılan çalışmaların yetersiz olduğu görülmektedir. Bu alanda yapılan bir araştırmada önemli bir toplumsal gelişme göstergesi olarak kabul edilen ve aynı zamanda bu tezde yer alan karşılaştırmalı biyoklimatik – diyagnostik araştırma açısından da önemli olan bebek ölümlerinin kent içinde gelişmiş ve az gelişmiş alanlardaki farklılaşması saptanmak ve ölçülmek istenmiştir.Yapılan araştırma sonucunda bebek olarak tanımlanan 0 – 12 ay yaş grubundakiler arasında canlı doğup bir yıl geçmeden ölenlerin sayısının gecekondu bölgelerinde ve kentin betonlaşma yoğunluğunun fazla olduğu bölgelerinde kentin gelişmiş b&o... Devamı

12 05 2011

Biyolojik çeşitlilik

Biyolojik çeşitlilik |  görsel 1

• Bir bölgedeki bitki ve hayvan türlerinin ve çeşitlerinin sayıca zenginliği biyolojik çeşitlilik anlamına gelir. Biyolojik Çeşitlilik ve Zenginliğin Önemi Insanlığın, tarım ve teknolojide sahip olduğu bugünkü seviyeye, biyolojik çeşitlilik ve zenginlik sonucu ulaştığını söylemek mümkündür. Ekosistemin bize sunduğu birçok yarar vardır. Bu yararlar insan hayatında yaşamsal öneme sahiptir. Ekosistemin birçok yararları olmakla birlikte bunlardan birkaçı insanlara temiz su, hava, gıda, kereste sağlamak tıpta ve eczacılıkta yararlanma ve tarımda zararlı mücadelesini sağlamak, şeklinde sıralanabilir. Ekosistemi oluşturan unsurların kimi yararları aşağıda verilmiştir. 1- Bitki Çeşitliliğinin Önemi Bitkiler havayı temizler, erozyonu önler, toprağa organik madde kazandırır, toprak yorgunluğunu giderir. Diğer canlılara barınma ve beslenme ortamı sağlayarak ekosisteme devamlılık kazandırırlar. Insanoğlu, eski çağlarda tarım toplumuna geçmesinden günümüze kadar çok sayıda bitki türünü kültüre almıştır. Tarih boyunca 3000 kadar bitki türünün beslenmede kullanıldığı ve bunların % 30'unun gıda üretiminin çoğunu karşıladığı belirtilmektedir. Geri kalan türlerin de tarım için önemi büyüktür. Bugün Genetik Mühendisliği ve Biyoteknolojideki ilerlemeler sonucu, günümüzde kullanılan çeşitlere yabani akrabalarından gen aktarımı yapılarak zararlı böcek, hastalık, yabancı otlar ve kuraklığa dayanıklı yeni çeşitler elde edilmektedir. Bugün, tarımda kullanılmayan doğada bulunan birçok bitkinin gelecekte tarımda kullanılma potansiyeli vardır. Bugün kültürü yapılan birçok meyve ve sebzenin ilk defa kültüre alındığı yer Türkiye'dir... Devamı

12 05 2011

İNSAN VE ÇEVRE-Ekosistemler

İNSAN VE ÇEVRE-Ekosistemler |  görsel 1

EKOSİSTEMLER  • Birbiriyle çiftleşebilen ve üreme yeteneğine sahip, ortak atadan gelen benzer özellikteki organizmalara tür denir. Geyik, köpek, kedi vb.  • Belli bir bölgede yaşayan, aynı türden bireylerin oluşturduğu topluluğa populasyon denir.  • Bir canlının yaşam alanı ya da arandığı zaman bulunduğu yer habitat olarak adlandırılır.  • Belli bir habitattaki hayvan ve bitki topluluğu ile bu topluluğun içinde yaşadığı çevreden oluşan, aralarında madde alışverişi olan ve büyük ölçüde kendi kendine yeten sistem, ekosistem olarak ifade edilir.  • Atom – Molekül – Hücre – Doku – Organ – Sistem – Organizma(Tür) – Populasyon – Ekosistem – Yaşadığımız Gezegen  • Bir ekosistemde yaşayan insanlar, hayvanlar, bitkiler, mantarlar ve mikroorganizmalar o ekosistemin canlı faktörlerini oluşturur. Cansız faktörler ise hava, su, toprak, rüzgar ve güneş ışığıdır.  • Bir bölgedeki yağış, nem, rüzgar ve sıcaklık oradaki bitki örtüsü ve hayvan çeşitliliğini belirler.  - Çöl ekosistemi = En büyüğü Sahra Çölü  - Deniz Ekosistemi = En büyüğü Hazar Denizi  - Orman Ekosistemi = En büyüğü Amazon Ormanları  • Canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için beslenmek zorundadır. Bitkiler kendi besinlerini kendileri üretir. Hayvanlar ise otla beslenenler, etle beslenenler ve hem etle hem otla beslenenler olarak üçer ayrılır.  • Bir canlının bir canlıyı yediği diğer bir canlı tarafından yenildiği zincire besin zinciri denir. Örneğin: Bitki – Çekirge – Kurbağa – Yılan – Baykuş  • Her ekosistem farklı sayıda besin zincir... Devamı

12 05 2011

Elektrik enerjisi ısıya dönüşür

Elektrik enerjisi ısıya dönüşür |  görsel 1

Bütün maddeler ısı enerjisi açığa çıkarmaktadır Elektrikli aletlerde açığa çıkan ısı enerjisinin iletken telin direnciyle, telden geçen akım miktarı ve akımın geçiş süresiyle bağlantısı vardır. ( Bir telin direnci şu durumlarda değişir: Uzun telin direnci kısa telin direncinden daha fazladır.- İnce telin direnci kalın telin direncinden daha fazladır. - telin cinsine bağlı olarak telin direnci değişmektedir) * Telin direnci arttıkça açığa çıkan ısı da artar. * Telden geçen akım arttıkça açığa çıkan ısı da artar. * Telden geçen akımın süresi arttıkça açığa çıkan ısı da artar. Elektrik enerjisini ısı enerjisine dönüştüren araçlar:  Ütü, tost makinesi, fırın, ampuller, su ısıtıcıları elektrik akımının Isı etkisiyle çalışan aletlerdir. İçinden akım geçen bir tel ısınır ve bu ısınma akım şiddetinin etkisiyle gerçekleşir. Ancak kullanılan bu aletlerde veya kablolarda elektrik enerjisinin oluşturduğu ısı bazı sorunları da beraberinde getirir. Örneğin; çok fazla ısınan teller üzerindeki yalıtkan kabloları eriterek yangın meydana getirebilirler. Ampullerde kullanılan flaman elektrik akımına gösterdiği direnç nedeniyle ısınarak akkor haline gelir. Flamanın yapıldığı tungsten metali 3400 dereceye kadar erimeden dayanabilir. Flamanın sarmal yapısının nedeni direncin daha da fazla arttırılmasıdır. Elektrikli aletlerin bir saniyede harcadığı enerji miktarı birbirinden farklıdır. Birim zamanda harcanan enerji miktarına elektriksel güç denir. Elektrikli aletlerin harcadığı elektrik enerjisi miktarını belirleyen iki değişken vardır: 1) Elektrikli aletin harcadığı elektrik enerjisi miktarı kullanıldığı süreye bağlıdır. 100 Wattlık bir ampulle çalışan masa lambası 1 saniye ışık verdiğinde 10... Devamı

12 05 2011

Elektrik akımının manyetik etkisi

Elektrik akımının manyetik etkisi |  görsel 1

BİR ELEKTROMIKNATIS YAPALIM Sizde , tabi meraklıysanız, evinizde basit bir elektromıknatıs yapabilirsiniz. Bunun için, 9 voltluk bir pile, 4-5 adet ataca, bir miktar yalıtılmış elektrik teline ve 10 cm.lik bir çiviye sahip olmanız yeterli. Yalıtılmış telin her iki ucundaki plastik kısmı sıyırıp çıkardıktan sonra, teli sarmal bir biçimde çivinin üzerine sarın. Daha sonra telin her iki ucunu 9 voltluk pile bağlayın. Çivinin bir ucunu ataçlara yaklaştırdığınızda ataçların, çivi tarafından bir mıknatıs gibi çekildiğini görürsünüz. İşte bu sayede elektrik akımının oluşturmuş olduğu manyetik etkiyi gözlemlemiş olduk. Daha önce elektrik akımının etki­lerine değinmiştik.Elektrik akımının kimyasal ve manyetik etkisi Özerine bilgiler vermiştik.Manyetik etkiyi pusulanın yardımıyla görmeye çalışmıştık.Şimdi pusulayla deneyle­rimize bir başka biçimde devam ede­lim.Bu kez deneylerimizi daha pratik olacak.Bu deneyleri siz de evinizde yapabilirsiniz. Bu şekilde manyetizma hakkındaki bilgilerinizi rahatça to­playabilirsiniz,çok yüksek gerilimi elektrik üretici ve mekanik enerji ver­en elektrik motorlarının bu etkiden ya­ralanarak yapıldığını bilorsunuz.Elek­trik akımının manyetik etkisi günümüzde en çok yararlanılan konu­lardan biridir. Şimdi deneylerimize başlayabiliriz. Bir iletken tel alalım. Bu iletkenin bir pusulanın ibresine paralel bir du­rumda koyalım. Bu iletkenden elektrik akım geçirelim. Bu telden akım geçmeye andan itibaren ,ibre hare­ket eder ve üzerinde akım geçen ilet­kene d& bir duruma gelir. Akımı kes­tiğimizde pusulanın ibresi tekrar eski durumuna döner. Yani iletkene paralel bir durum alır.İşte buradan şu sonuca varıyoruz.Bir Helkenden geçen akım, o telin etrafında bir many... Devamı

12 05 2011

Enerji kaynakları ve geri dönüşüm

Enerji kaynakları ve geri dönüşüm |  görsel 1

Dünyada enerji gereksiniminin %80’i fosil yakıtlardan (doğal gaz, petrol, kömür) karşılanmaktadır. Ancak fosil yakıtların kullanımının neden olduğu çevre kirliliği sorunları ve özellikle petrol ve doğal gazın bilinen rezervlerinin giderek azalması yeni ve temiz enerji kaynaklarının araştırılmasına yol açmıştır. İnsan gereksinimlerinin karşılanmasında ve gelişmenin sağlıklı olarak sürdürülmesinde gerekli olan enerji özellikle sanayi, konut ve ulaştırma gibi sektörlerde kullanılmaktadır. Ancak enerji; yaşantımızdaki vazgeçilmez yararlarının yanı sıra üretim, çevrim, iletim taşınım ve dağıtım/tüketim süreçlerinde büyük oranda çevre kirlenmesine de yol açmaktadır. Nüfus artışı, sanayinin gelişmesi-büyümesi doğrultusunda kurulan büyük ölçekli enerji üretim ve çevrim sistemleri yöresel ekolojik dengeyi büyük ölçüde etkiledikleri gibi sınırları aşan olumsuz etkileri de beraberinde getirmektedir. Bu nedenle çevre sorunları ulusal olduğu kadar uluslar arası boyutlar da taşımaktadır. Yine bu nedenle çevre sorunlarını gidermek için, gerekli önlemlerin alınmasının yanı sıra uluslar arası işbirliği, eşgüdüm ve yaptırımlar gerekir. Enerji Kaynakları Birincil enerji kaynakları kabaca 2 başlıkta toplanabilir. - Yenilenemeyen Enberji Kaynakları: Fosil yakıtlar (kömür, petrol,, doğal gaz) ve nükleer enerji kaynakları - Yenilenebilir Enerji Kaynakları Odun, bitki artıkları, tezek, biyo enerji, jeotermal enerji, güneş, rüzgar, hidrolik be gel-git dalga enerji kaynaklarıdır. Fosil kaynaklar (yakıtlar) içersinde petrolün sınırlı rezerve sahip olması, petrol üretimin 21. yüzyılın ilk çeyreğinden sonra azalan üretim ve artan fiyat nedeniyle düşüş gös... Devamı

12 05 2011

Madde Döngüleri

Madde Döngüleri |  görsel 1

Yaşama birliklerinde ve onun büyütülmüşü olan tabiatta canlılığın aksamadan devam edebilmesi için bazı önemli maddelerin kullanılan kadar da üretilmesi gerekmektedir.Doğada ekolojik önemi olan bu maddeler canlılar ve çevreleri arasında alınıp verilir.Bu maddeler güneş enerjisi yardımıyla belirli yörüngeleri izleyerek dolaşımlarını tamamlarlar.Maddelerin ekosistemdeki bu dolaşımına madde döngüsü denir.Tüm maddeler döngü yoluyla sürekli olarak canlılar tarafından yeniden kullanılır. Canlılar için gerekli olup,devredilmesi gereken maddelerin en önemlileri;oksijen,su,azot,kar bon,fosfor ve kükürttür. Bu madde döngülerindeki en önemli rolü saprofitler ve kemosentetik bakteriler üstlenmektedir. Çünkü bunlar doğada her an toprağa düşen organik artıkları ve cesetleri ayrıştırarak inorganik maddelere dönüştürürler.Daha sonra bu yollarla serbest kalan inorganik maddeler yeniden fotosentez ve kemosentez yoluyla kullanılır hale getirilir.Fotosentez ve kemosentez olaylarıyla tekrar inorganik maddeler organik maddelere dönüştürülür. Bu organik artıklar yaprak,odun,kaya parçaları ve hayvan leşleri olabilir. Doğada hiçbir zaman madde kaybı söz konusu değildir. KARBON DÖNGÜSÜ Canlı yapısının en önemli elementlerinden birisi karbondur.Bütün organik bileşiklerin temel yapı elemanıdır.Bunun için canlı organiz- malar karbonlu bileşikleri kullanmak zorundadırlar. Karbon doğada hem mineral biçiminde (kömür,elmas,gaz halinde ya da suda çözünmüş durumda karbondioksit olarak) hem de orga- nik biçimde (canlı varlıklarca oluşturulan moleküllerde) bulunur. Yeşil bitkiler güneşten gelen ışık ve doğadan absorbe ettikleri su ve karbondioksit... Devamı

12 05 2011

Canlılar ve Enerji İlişkileri-Besin Zincirinde Enerji Akışı

Canlılar ve Enerji İlişkileri-Besin Zincirinde Enerji Akışı |  görsel 1

Yeryüzündeki hayatın devamı için enerjiye ihtiyaç vardır. Bu enerji temel olarak güneşten gelir. Mesela rüzgarlar güneş nedeniyle oluşan hava sıcaklıkları farkıla oluşur, fotosentez güneş ışığı yardımıyla olur v.s.... Canlılar aldıkları güneş enerjisiyle, yeryüzünde ve havadaki element,bileşik,mineraller ile  besinlerini sentezler ve besin zincirinin diğer halkasına aktarırlar. Bu grupta genel olarak bitkiler bulunur. Hayvanlar, bitkileri tüketerek beslenme ihtiyaçlarını giderir ve bu besinlerden enerji ihtiyclarını karşılarlar. Bazı hayvanlar da hem bitkisel hemde hayvansal gıdaları tüketerek besin ve enerji ihtiyaçlarını karşılarlar. Tüm canlılar bu besinlerin bir kısmını metabolizmalarının yapısı ve büyümesi için diğer kısmını ise metabolizmalarının devamı için enerjiye dönüştürerek kullanırlar. Hayvanlar için alınan besinler içerisinde mineraller,proteinler,yağlar,karbonhidratlar su ve vitaminler bulunmakta olup,canlı vücudu kendi ihtiyacı olanı aldıktan sonra kalan atıkları ya da ihtiyaç duymadığı fazlalıkları dışarı atarlar. Bu olaylara dışkılama ve boşaltım denir. Aynı şekilde bitki, hayvan atık ve leşlerini saprofit(ayrıştırıcı) canlılar kullanmakta ve metabolizmaları için gerekmeyen molekülleri toprağa ve havaya bırakırlar. Toprağa düşen ve havaya karışan moleküllerden bazılarını bitkiler ve hayvanlar direkt olarak kullanamazlar, bunun kullanılır hale getirilmesini de bazı mikroorganizmalar mümkün kılmaktadır. Bu olay da kemosentez olarak tanımlanır. Bu olaylar zinciri bu şekilde milyonlarca yıldır sürmektedir. Dinazorlardan bugüne kadar....Milyonlarca yıldır bu olaylar zincirinin devam etmesi, bugün çevremize baktığımızda dünyamızın temiz ve bu atıklardan dolayı zarar görmemesi, dengesinin bozulmamasını ve yaşa... Devamı

28 04 2011

2011-YGS sonuçları açıklandı/YGS Sınavı Sonuçları

* SONUÇLAR İÇİN TIKLAYINIZ * 2011-YGS’nin 2010-YGS ile Sayısal ve Görsel Karşılaştırılması Sunumu - YGS'de sınavı geçerli sayılan 1 milyon 648 bin 240 adaydan, 38 bin 269'u ''sıfır'' aldı. Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 27 Mart 2011 tarihinde yapılan Yükseköğretime Geçiş Sınavının (2011-YGS) sonuçlarını internet sitesinden açıkladı. Sonuçlara göre, YGS'de sınavı geçerli sayılan 1 milyon 648 bin 240 adaydan, 38 bin 269'u ''sıfır'' aldı. Matematik testinde 40 sorunun tümünü doğru yanıtlayan aday sayısı 1805 olarak belirlendi. Tüm puan türlerinde 2011-YGS Türkiye Birincisi Ankara Fen Lisesi'nden Mahmut Bilal Doğan oldu. 2011 YGS'de en başarılı il Yalova olarak belirlendi. Adaylar sınav sonuçlarını http://sonuc.osym.gov.tr internet adresinden T.C. kimlik numaraları ve şifreleri ile öğrenebilecekler. Geçen yıl olduğu gibi, 2011-YGS Sınav Sonuç Belgesi basılmayacak ve adayların adreslerine gönderilmeyecek. 2011-LYS başvuruları 29 Nisan ? 6 Mayıs 2011 tarihleri arasında alınacak. YGS'NİN BİRİNCİSİ ANKARA'DAN 2011-YGS'de tüm puan türlerinde Türkiye Birincisi Ankara Fen Lisesinden Mahmut Bilal Doğan oldu. Sınavda, YGS1 ve YGS2 puan türlerinde ikinciliği Kırşehir Prof. Dr. İlhan Kılıçözlü Fen Lisesinden Murat Kaan Erdal, Özel Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Lisesinden Mehmetcan Tütüncü, Özel Burç Özgören Fen Lisesinden Selçuk Erdevir, Turgutlu Halil Kale Fen Lisesinden Eren Yalçın paylaştı. YGS3, YGS4, YGS5 ve YGS6 puan türlerinde ikinci, Özel Yamanlar Anadolu Lisesinden Deniz Çağlın oldu. YGS4 puan türünde ikinciliği, Özel Bahçeşehir Fen ve ... Devamı

21 04 2011

2010-2011 Öğretim Yılı İlköğretim ve Lise 2.Dönem 2.Yazılıları

2010-2011 9.Sınıf 2.Dönem 2.Tarih yazılı soruları http://rapidshare.com/files/382254989/9ssintarihh2d2yazilkdaz.rar.html  2010-2011 9.Sınıf Coğrafya dersi II. Dönem II. Yazılı Soruları http://www.ziddu.com/download/9604392/DEVELMLLPYANGOLSESCOGRAFYADERS9.doc.html 2010-2011 10.Sınıf 2.Dönem 2.Coğrafya yazılı soruları http://www.4shared.com/file/GJ53I9Lu/Cog102D_2Y_4grp__09-10x.html 2010-2011 10.Sınıf 2.Dönem 2.Kimya yazılı soruları http://rapidshare.com/files/382020492/10.S.Kae_MYA_2.2.2.doc.html 2010-2011 10.sınıf 2.dönem 2.yazılı yoklama (görsel) http://www.4shared.com/document/lfTGsrGq/MPL10tm-A-2dnem_2yazl.html 2010-2011 9.Sınıf 2.Dönem 2.Türk Edebiyatı yazılı soruları http://rapidshare.com/files/382262167/tedb92dnm2yzliserkan_guzel.doc.html  2010-2011 11.Sınıf 2.Dönem 2.Coğrafya yazılı soruları http://www.4shared.com/file/LehDNO-f/_2__2009_11snf_2dnm_2_yazl_sna.html 2010-2011 11. sosyal 2. dönem 2. sınav soruları (50 soruluk test9 http://www.4shared.com/document/p9btoiS_/11G_2dnem_2_2snav_______AAAAA.html 2010-2011 11.Sınıf 2.Dönem 2.Dil ve Anlatım yazılı soruları http://rapidshare.com/files/382261437/11.s.tde.2._yazae_lae_.doc.html 2010-2011 11 sos- a sınıfı 2.dönem 2. yazılı yoklama(görsel, karma...) http://www.dosya.tc/MPL11SOS-As_n_f_2.d_nem2.yaz_l_yoklama.doc.html 2010-2011 11.Sınıf 2.Dönem 2.İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük yazılı soruları http://rapidshare.com/files/382264113/11sininkt2d2yaz.doc.html 2010-2011 10.Sınıf 2.Dönem 2.Türk Dili ve Edebiyatı yazılı soruları http://rapidshare.com/files/382266680/10.TD.E.2D.2.Y.doc.html 2010-2011 10.Sınıf 2.Dönem 2.Türk Edebiyatı yazılı soruları  http://rapidshare.com/files/382266034/10trkedb2dnm2yz.doc.html 2010-2011 9.Sınıf 2.Dönem 2.Biyoloji yazılı soruları http://rapidshare.com... Devamı

07 04 2011

Dünya’nın yapısında bulunan maddeler ve bu maddelerin önemi

Bilim Adamlarına göre evrenin oluşumu 15 milyar yıl önce gerçekleşmiştir.  Dünya’nın oluşumu da aşağıdaki gibi olduğu varsayılmaktadır;  • Evrende bulunan maddeler patlamaya başladı.  • Bunun sonucunda evreni gaz ve toz bulutu kapladı.Bu görüşe Büyük Patlama denilmektedir.  • Evreni dolduran gaz ve toz bulutları dağılarak soğudu.  • Çeşitli gazların bir araya gelmesiyle Galaksi adı verilen Gök Adalar oluştu.Bu oluşum patlamadan milyonlarca yıl sonra gerçekleşti.  • Yukarıda bahsettiğimiz soğuma sonucu gezegenler oluştu.Bu gezegenlerden biri de Dünya’mızdır.  Dünya’mızın diğer bir adı da Yerküre’dir.  1)Dünya’mızın Gözlenebilir Katmanları  Dünya’nın gözlenebilir 3 katmanı vardır.Bunlar;  a) HAVA KÜRE ( ATMOSFER)  Çeşitli gazların karışımından oluşmuştur. Yer küreyi sarar, çevresinden uzaklaşmaz.Su buharı bu katmanda bulunur.Güneş’ten gelen zararlı ışınları engeller.Canlılar için gerekli gazları içerir.Bunlar; %78 Azot, %21 Oksijen, %1 ise diğer gazlar (Karbondioksit, su buharı…vb.).Hava Küre (Atmosferin) kalınlığı 100 km’dir.Rüzgar,Yağış,şimşek gibi hava olayları ilk 11 km’de gerçekleşir.  KARALAR-SULAR (SU KÜRE ve TAŞ KÜRE)  Bunlar iki şekilde incelenir;  B)SU KÜRE  Taş küre ile iç içe olan katmandır. Su küreyi; okyanuslar, denizler, iç kesimlerindeki çukurlara suların birikmesiyle oluşan göller, akarsular ve yeraltı suları oluşturur. Canlılar için çok önemli yaşam kaynağıdır. Su kürenin yaklaşık YÜZDE BİRİ içme suyu olarak kullanılabiliyor. Kullanılan bu suya tatlı su da denilmektedir.  c)TAŞ KÜRE ( YER KABUĞU ) ... Devamı

07 04 2011

Gezegenimiz Dünya-Dünyamızın şekli

Dünya’mız , kutuplardan basık, ekvatordan şişkin bir görünüme sahiptir. Dünyanın bu şekline “Geoit” denir. Dünya’mız tam ortasından geçtiği düşünülen bir eksen etrafında dönmektedir. Dünyamız, güneş sisteminin 9 gezegeninden biridir. Güneş'in çevresinde dolanır. Küre şeklinde olup; kutuplardan biraz basıktır. Eksenin Dünya'yı deldiği varsayı> noktalar kutup noktalarıdır. Dünya, bu eksen etrafında batıdan doğuya doğru döner.Ekvator Dünyamızı iki eşit parçaya böldüğünü varsaydığımız çizgiye Ekvator denir. Ekvatorun kuzeyinde kalan bölümüne Kuzey Yarımküre, güneyindekine ise Güney Yarımküre denir. Ekvatorun 23 27' kuzeyinden geçen enlem çizgisine Yengeç Dönencesi adı verilir. Ekvatorun 23 27' güneyinden geçen enlem çizgisine ise  Oğlak Dönencesi denir.Kutup daireleri, ekvatorun 66 33' kuzey ve güney enlem çizgilerinden geçen dairelerdir.Bu dairelere Aydınlanma Dairesi denir. Güneş ışınları Yengeç Dönencesine dik geldiğinde yurdumuzda yaz mevsimi; Oğlak Dönencesine dik geldiğinde ise kış mevsimi yaşanır.       Dünyamızı çepeçevre kuşatan 10.000 km kalınlığındaki havanın yapısında %78 Azot, %21 Oksijen, %1 de Su Buharı, Karbondioksit, Ozon, Toz bulunmaktadır. İklim olayları atmosferin ilk 12 km'sinde oluşur. Güneş ısısının bize gelen kısmı %43'lük kısmıdır. Geri kalanı atmosferin katmanlarınca tutulur. Bizi ısıtan; Güneş'in Dünya'dan yansıyan ışınlarıdır. Dolayısıyla havanın  üst katmanları daha soğuktur. Yaklaşık her 100 m'de 0.5 derece düşer. Dünyamızın ısınmasına göre üç ısı kuşağı vardır: Sıcak Kuşak:... Devamı

07 04 2011

Çevredeki yaşam alanları

İnsanlar gibi bitki ve hayvanlarda belirli yerlerde yaşar. Belli bir bitki ve hayvan topluluğunu barındıran yerler yaşam alanıdır. Çevremizde bir çok yaşam alanı vardır. Okul bahçesindeki, yol kenarındaki yada parktaki büyükçe bir taşı yerden kaldırdığımızda canlı topluluğu ile karşılaşabiliriz. Taşın altı küçük bir yaşam alanı olabilir. Küçük yaşam alanlarının bir araya gelmesiyle büyük yaşam alanları oluşur. Büyük yaşam alanlarında çok sayıda bitki ve hayvan topluluğu bulunur. Bütün yaşam alanlarında canlı ve cansız varlıklar bulunur. Hayvanlar ve bitkiler bir yaşam alanının ortak canlılarıdır. Taş, toprak, su ve hava ise yaşam alanlarının ortak cansız varlıklarıdır. Çevremizde yaşam alanlarının olduğunu gösteren bir çok kanıt vardır. Bu kanıtları, duyularımızla kolayca belirleyebiliriz. Çevremizde çeşitli otlar, çiçekler ve ağaçlar bulunur. Kelebekler arılar ve sinekler uçabilir. Toprakta yada çimenler üzerinde karıncalar, böcekler olabilir. Otlar arasında solucanlar ve salyangozlar dolaşabilir. Uzaklardan ağaç yapraklarının sesi, kuşların ötüşü duyulabilir. Bütün bunlar bulunduğumuz çevrede yaşam alanları olduğunun belirtileridir. Bir yaşam alanı incelenirken; Hayvanların bıraktığı izlerin olup olmadığına bakılır. Yuvalar olup olmadığı belirlenir. Böcek yumurtası bulunup bulunmadığına bakılır. Yumurta bulunduğu düşünülen topraklar büyüteç ile incelenir. Tüyler, kısmen yenmiş yapraklar olup olmadığı belirlenir. Ağaçların, bitkilerin gövdeleri ve yaprakları incelenir. Toprak üzerindeki yuva olduğu düşünülen delikler incelenir. Yaşam alanlarını belirlerken ve bulduğumuz yaşam alanlarını gözlemlerken dikkat etmemiz gereken hususlar vardır: Her... Devamı

07 04 2011

Mikroskobik canlıların özellikleri ve hayatımızdaki rolleri

Çevremizde yaşayan gözle göremediğimiz canlıları ancak mikroskop yardımıyla görürüz.Bu nedenle bu canlılara mikroskobik canlılar denir. Bu canlılar havada, karada (toprakta), suda ve diğer canlıların vücutlarında yaşarlar. Hem faydalı hemde zararlı olanları vardır.Mikroskobik canlılar çıplak gözle görülemeyen ancak mikroskop ile görülebilen organizmaların genel adıdır.Mikroorganizmalar tek hücreli olsalar da çok hücreli olanları da vardır. Halk arasında mikrop diye adlandırılan mikroorganizmalar, hücresel yapılı olanlar ve hücresel yapıda olmayanlar olmak üzere ikiye ayrılırlar. Hücresel yapıda olanlar Bakteriler, mantarlar, protistler olarak adlandırılır. Hücresel yapıda olmayanlar ise Virüsler, viroidler, prionlardır. Canlıların bilimsel olarak sınıflandırması içinde çok çeşitli grupları içerdiği için genel geçer özellikler belirtmek zordur. Mikroorganizmaları inceleyen bilim dalına mikrobiyoloji denir. Mikrop adı, ilim dünyasına ilk defa 1878′de Fransız cerrahı Charles Sédillot tarafından getirilmiştir. Sédillot, mikropların kendilerine özgü bir dünyası olduğunu bulmuştur. Mikrobiyoloji ilim dalı beş ana kısma ayrılmıştır: Viroloji, bakteriyoloji, protozooloji, algoloji ve mikoloji. Bunlara ilave olarak moleküler ve hücresel biyoloji, biyokimya, fizyoloji, ekoloji, botanik ve zoolojiyle de yakından ilgilidir. Mikroskobik Canlıların Yararları Nelerdir? 1-) Sütten peynir elde edilmesi 2-) Üzüm suyundan sirke üretilmesi 3-) Turşu yapımı 4-) Topraktaki canlı atıklarının çürütülmesi yani mantarlarla birlikte parçalanmasını sağlayarak minarellerin oluşmasında ve toprağa karışımında görev alırlar. Mikroskobik Canlıların Zararları Nelerdir? 1-) Tifo, Kolera, Verem, T... Devamı

07 04 2011

Mantarların özellikleri ve hayatımızdaki rolleri

Mantarlar,yüksek yapılı bitkiler gibi kök ,gövde ve yaprak gibi organlara sahip değillerdir. Fakat hücrelerinin etrafında belirli bir hücre çeperinin olması, sporla çoğalmaları ve genellikle hareketsiz oluşları nedeniyle bitkilere benzer canlılardır. Birden çok çekirdek taşırlar.ekmek ve peynir küfleri,mayalar,şapkalı mantarlar bu guruba girerler. Şapkalı mantarların çeşitli türleri ülkemizde doğal olarak yetişir. Mantarların Yaşamımızdaki Önemi Bitkiler aleminin Mycophyta bölümünü oluşturan mantarlar olmasaydı belki de yaşayamazdık. Çünkü dünyanın hayat devrinde mantarların çok önemli fonksiyonları vardır. Bizler için, mantarlar aleminin bir kısmını oluşturan makromantarlar denildiğinde, akla ilk önce zehirli mantarlar, daha sonra yenilebilir mantarlar gelir. Onları güncel kılan da bu özellikleridir. Ancak bu varlıkların doğadaki pozisyonları gözönüne alındığında, onları asıl önemli kılan, ölü veya canlı organik maddeleri parçalamaları ve böylece karbon - azot devrinin sürdürülmesinde çok büyük bir rol oynamalarıdır. Mantarların,zehirlenmelere, cilt ve diğer hastalıklara sebep olarak insana doğrudan zararlı etkileri olabilen bir çok türü vardır. İnsan için faydalı olan bitkiler üzerinde parazit olmalarının sonucu ekonomik kayıplara sebep olmakla dolaylı zararları da vardır. Bazı mantarlar ise insana, mesela mayalama endüstrisinde, çok değerli hizmetler verirler. Ferment denilen bazı maddeler oluşturarak, şekeri alkol ve karbon dioksite dönüştürür, bu mantarlar uzun zamanlardan beri alkollü içkiler üretiminde kullanılmıştır. Mayalanma olayı, bazı bakteriler, maya ve küf mantarları tarafından me dana getirilmektedir. Eskiden, mayalama işlemi ta... Devamı

07 04 2011

Hayvanların sınıflandırılması

Çok hücreli heterotrof canlılarıdır.Aktif hareket ederler. Omurgalılar ve omurgasızlar olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Omurgalılar(kordalılar) Omurgalılar ve ilkel kordalılar olmak üzere iki gruba ayrılırlar. A) Omurgalılar:Vücutlarının sırt tarafında bir sinir kordonu bulunur.İç iskelet eklemlidir. İskelete bağlı kaslar hareketi sağlar.Hepsinde beyin ve beyini koruyan kafatası vardır.Dolaşım sistemleri kapalıdır.Holozoik olarak beslenirler.Çoğu ayrı eşeylidir.Balıklar, kuşlar, kurbağalar, sürüngenler ve memeliler olmak üzere beş sınıfa ayrılırlar. 1) Balıklar: Vicutları pullarla örtülüdür.İç iskelet kemikten ya da kıkırdaktan oluşmuştur.Solungaç solunumu yaparlar.Kalpleri iki odacıklıdır.Kalplerinde sürekli kirli kan bulunur.Vücutlarında temiz kan dolaşır.Soğuk kanlı hayvanlardır.Boşaltım organları mezonefros tipi böbreklerdir.Boşaltım maddelerinin, üreme hücrelerinin ve sindirim artıklarının toplandığı kloak denilen yapıya sahiptirler.Örnek:köpek balığı, alabalık, sazan. 2) Kuşlar: Akciğer solunumu yaparlar.Kalpleri dört odacıklıdır.Kalbin sol karıncığından çıkan aort sağa kıvrılarak dallanır.Sıcakkanlıdırlar.Boşa ltım organı metanefroz tipi böbreklerdir, vücut tüylerle kaplıdır.Tüysüz olan bölgeler pullarla örtülüdür.Kloaklıdırlar. Dişleri yoktur.Örnek:martı, bülbül, tavuk, ördek, deve kuşu. 3) Kurbağalar: Lavralar solungaç solunumu, erginleri akciğer ve deri solunumu yaparlar.Kalpleri üç odacıklıdır.Vücutlarında karışık kan dolaşır.Soğukkanlıdırlar.Azotl u dolaşım maddesi amonyaktır.Boşaltım organı mezonefroz tipi böceklerdir.Kloak lıdır.Derilerinin mukus salgısı olan mukus, deriyi kaygan tutar.Örnek:semender, kuyruklu kurbağa, su kurbağası. 4) Sürüngenler: Akciğer solunu... Devamı

07 04 2011

Çiçekli bir bitkinin kısımları ve görevleri

Bitkiler kök, gövde, çiçek ve yaprak olmak üzere dört kısımdan oluşmuştur. Bitkiler içerisinde en gelişmiş olanları çiçekli bitkilerdir. Bitkinin her kısmının kendine göre özelleşmiş ayrı ayrı görevi vardır. Bitkinin toprak altında gelişen, topraktaki tuzları ve suyu emen, bitkiyi toprağa bağlayan, karbon hidrat depo eden ve yer çekimi doğrultusunda büyüyen toprak altı yapılarına kök denir. Bitkilerde yaprak ve üreme organlarını taşıyan genelde toprak üstünde olan yapılara gövde denir. Tohumla üreyen bitkilerde, tohumu veren çanak ve taç yaprak, erkek organ ve dişi organdan oluşan en uçtaki büyüme tomurcuğuna çiçek denir. Bitkilerde gövde ve dallar üzerinde meydana gelen, çeşitli şekil ve renklerde, genellikle yeşil renkli, içlerindeki kloroplâstlarla fotosentez ile madde sentezleyen yapılara yaprak denir. Devamı

07 04 2011

Bitkilerin sınıflandırılması

Bitkiler üremelerine göre sınıflandırılır. Çoğalmalarındaki farklılığa göre ikiye ayrılan bitkiler, çiçekli ve çiçeksiz bitkiler olmak üzere iki ana başlıkta incelenir; Çiçekli Bitkiler En gelişmiş bitki grubudur. Tohum ve meyve oluşturarak çoğalırlar. Çiçekli bir bitki dört farklı kısımdan oluşur; a) Kök: Bitkinin dik durmasını ve toprağa bağlanmasını sağlar. Topraktan su ve minerallerin alınmasını sağlar. Kök Ana kök, Yan kök, Emici tüy olmak üzere üç kısımdan oluşur . b) Gövde: Bitkinin toprak üstünde kalan, dalları, iletim boruları, yaprakları, çiçekleri ve tomurcukları üstünde bulunduran organa gövde denir. Besin üretimi, besin depolanması ve madde iletimi fotosentez ile yapılır. Temel olarak Otsu ve Odunsu gövde olmak üzere iki çeşit gövde vardır. c) Yaprak: Çoğunluğu damarlı ve geniş yapılı olup yeşil rengi sağlayan organlardır. Üzerinde gözenekler(stoma) bulunur. Bu stomalar gaz alışverişini sağlar. Hücreleri fazla sayıda kloroplast içerir. d) Çiçek: Bitkilerin eşeyli üremeyi sağlayan organına çiçek denir. Çiçekler aşağıdaki kısımlara ayrılır; Çanak yaprak: Yeşil renkli olup içerisindeki çiçek kısımlarını dış etkilere karşı korur. Taç yaprak: Renkli ve hoş kokulu olup böceklerin dikkatini çekerek tozlaşmanın yapılmasını sağlar. Erkek organ: Özel bölünmeler yaparak polenlerin fazla sayıda üretilmesini sağlar. Dişi organ: Vazo şeklinde olup bitkinin orta kısmında bulunur. Yumurtaların oluşturulmasını ve döllenmesini sağlar. Çiçeksiz Bitkiler   Nemli yerlerde yaşarlar ve fotosentezle besin üretirler. Sp... Devamı

07 04 2011

Canlıların Sınıflandırılması

Sevgili Öğrenciler, bilim adamları yeryüzünde yaşayan tüm canlıları tek tek incelemenin zor olacağını düşündükleri için canlıları gruplandırmaya çalışmışlardır. Önceleri bilim adamları canlıları bitkler ve hayvanlar olmak üzere ikiye ayırmıştı. fakat 1665 yılında mikroskobun geliştirilmesiyle gözler görülemeyen canlılarında doğada yaşadıklarını fark etmişlerdir. Bazı canlı gruplarının ise ne bitki ne de hayvan özelliklerini taşımadığını gözlemlemişlerdir. Canlıların benzer özelliklerine , akrabalık derecelerine ve besinleri elde etme biçimlerine göre gruplara ayrılmasına sınıflandırma adını veriyoruz. •  Yakın ve uzak çevremizde pek çok canlı yaşamaktadır. •  Canlılar benzerlik ve farklılıklarına göre bitkiler, hayvanlar, mantarlar ve mikroskobik canlılar olarak sınıflandırılır. • Canlıların incelenmesinde sınıflandırma büyük kolaylık sağlar. Devamı

07 04 2011

SOLUNUM SİSTEMİ

Tüm canlı hücreler yaşamlarını sürdürmek için oksijene ihtiyaç duyarlar. Solunum sistemi vücut hücrelerine gerekli olan oksijeni sağlar ve karbondioksit atığını uzaklaştırır. Tüm canlı hücreler yaşamlarını sürdürmek için oksijene ihtiyaç duyarlar. Solunum sistemi vücut hücrelerine gerekli olan oksijeni sağlar ve karbondioksit atığını uzaklaştırır. İnsan oksijensizliğe en fazla 3-6 dakika dayanır. Canlılar oksijene enerji ihtiyaçlarını karşılamak için gerek duyarlar. Dakikada 16-18 defa soluk alıp veririz. Bebeklerde bu sayı 30-40’a kadar yükselir. Solunum hızı omurilik sağındaki solunum merkezi yönetir Solunum sisteminin fonksiyonları Havanın akciğerlere ulaştırılması Akciğerlerde hava ile kan arasındaki alışverişi sağlamak (oksijen ve karbondioksit değişimi) Solunum yüzeyini sıcaklık değişimlerinden ve diğer çevresel faktörlerden korumak Solunum sistemini ve diğer dokuları patojenlerin girişine karşı korumak Sesin oluşumunu sağlamak Homeostazın korunmasına yardımcı olmak Kaslar ile idrar çıkarmada ve defekasyonda yardımcı olmak Solunum Sistemi Organları Solunum sistemi burun, ağız, farinks (yutak), larinks (gırtlak), trakea (soluk borusu), bronşlar, bronsioller, ve alveollerden oluşur. Trakeadan sonra ilk dallanan yapılara bronşlar, broşlardan sonraki daha dar çaplı yapılara da bronsioller denilmektedir. Burun Havanın akciğerlere giriş yeridir. Burun boşluğu nasal kemiklerle desteklenmiştir. Burun boşluğunun sırt, yani dış yan kısmı damarlı solunum mukozası ile kaplıdır. Bu mukozada mukus salgısı yapan özelleşmiş hücreler bulunmaktadır. Burun yoluyla alınan hava içerisindeki toz ve partiküller öncelikle burun kılları tarafından tutulmaya çalışılır. Böylelikle akciğerlere mümkün olan en temiz hava ulaşm... Devamı

07 04 2011

MİKROPLARLA SAVAŞ

1- Mikroorganizmalar : Çıplak gözle görülemeyen tek hücreli mikroskobik canlılara mikroorganizma veya mikrop denir. Virüsler, bakteriler, mantarlar, protistalar mikroorganizma çeşitleridir. Mikroorganizmalar yararlı ve zararlı mikroorganizmalar olarak iki grupta incelenir. Yararlı mikroorganizmalar (mikroskobik canlılar = mikroplar) mayalama olaylarını gerçekleştirir (yoğurdun, peynirin, sirkenin, turşunun, hamurun mayalanması gibi), vücutta kalın bağırsakta B ve K vitaminlerinin üretilmesine yardımcı olur, sindirim sisteminde bazı besinlerin (selülozun) sindirilmesine yardımcı olur. Maya mantarları ve bazı bakteriler yararlı mikroorganizmalardır (çürükçüllerdir). Zararlı mikroorganizmalar ise vücuda su, hava, besinler, temas (çeşitli eşyalar), hayvanlar tarafından taşınır veya kan (AIDS) ile ya da anne kanından bebeğe geçebilir. Zararlı mikroorganizmaların vücuda girebilmeleri için deri, tükürük, mukus gibi doğal engelleri aşmaları gerekir. Vücut zararlı mikroorganizmalardan kendini bağışıklık sistemi ile yani lenf düğümleri (bademcik – akyuvarlar üretir), dalak ve timüs bezi sayesinde korur. Virüsler ve bazı bakteriler zararlı mikroorganizmalardır. a) Virüsler : Virüsler bilinen en küçük mikroorganizmalardır. Çok küçük oldukları için ışık mikroskobu ile görülemeyip ancak elektron mikroskobu adı verilen özel bir mikroskopta görülebilir. Virüsler ne canlı ne de cansızdırlar. Beslenme, hareket gibi canlılık olaylarını gösteremedikleri için cansız, kendilerine özgü kalıtsal bilgileri taşıyan yapıları olduğu ve bir başka canlının hücresinde üreyebildikleri için de canlı olarak kabul edilirler (nitelendirilirler). Virüslerin gösterebildiği tek c... Devamı

07 04 2011

DOLAŞIM SİSTEMİ

Besin ve oksijenin hücreler götürülmesi ve hücrede oluşan atıkların (karbondioksit ve zararlı madde) hücrelerden dışarı atılması dolaşım sistemi  ile sağlanır. İnsanda dolaşım sistemi KAN , KALP , KAN DAMARLARI ve LENF SİSTEMİNDEN oluşur. KALP: Göğüs boşluğunda koni şeklinde olup bir pompa görevi görür.Kanın vücuda dağılmasını sağlar.Kalp iki kulakçık ve iki karıncık olmak üzere  dört odacıklıdır.Kulakçıklar üste karıncıklar alt’ta bulunur.Kulakçıklarla karıncıklar arasında kapakçıklar bulunur.     Kalp üç tabakadan oluşur.İçten dışa doğru ; -Kalbin iç yüzeyi tek sıralı epitel hücrelerinden oluşur.Bu tabakada kan damarı bulunmaz           (Endokard) -Orta tabakada kalp kasları , sinirler,ve kalbi besleyen koroner damarlar bulunur. Kalp kası kulakçıklarda ince , karıncıklarda özellikle sol karıncıkta daha kalındır.(Miyokard) -En dış tabakada iki katlı kalp zarı vardır.( Perikard)    Kalbin çalışması otonom sinir sisteminin kontrolü altındadır.    Kalp kası kasılıp-gevşeme hareketi yapar.Kalp kasının gevşemesi ile odacıklar kan ile dolar. , kalp kasının kasılmasıyla da odacıklar içindeki kan pompalanır.    Kulakçıklar aynı anda kasılırken sağda bulunan kirli kan temizlenmek üzere akciğere  giderken , solda bulunan temiz kan vücuda dağılır.    Gevşemiş olan karıncıklara sağ kulakçıktan ve akciğerden gelen kan dolar. Kalbin bir kasılıp –gevşeme hareketine bir kalp atışı denir. İnsanda   ATARDAMAR , TOPLARDAMAR ve KILCALDAMAR olmak üzere üç çeşit damar vardır. ATARDAMAR:Kalpteki kanı uzaklaştırıp götüren damarlardır.Akciğer atardamarı hariç hepsi temiz kan taşır.&Uu... Devamı

07 04 2011

Destek ve Hareket Sistemi

Hayvanlarda olduğu gibi, insanda da vücuda biçim veren, iç organları koruyan, vücudun dik durmasını ve aktif hareket etmesini sağlayan sistem vardır. Bu sisteme destek ve hareket sistemi denir. İskelet ve kaslardan oluştuğu için iskelet ve kas sistemi de denir. Canlıların hareketini sinir sistemi ve endokrin sistem düzenler ve denetler. Hareketler kas, kemik, ve eklemin birlikte çalışmasıyla gerçekleşir. İnsanda, destek ve hareket sistemi elemanı olan kemik doku, iskelet adını alır. A.İNSANDA İSKELET İnsanda iskelet sistemi, vücudun çatısını oluşturur. İskelet sistemi hareketi sağlamanın dışında iç or¬ganları koruma, kas ve iç organlara bağlanma yüzeyi oluşturma görevi de yapar. İskeleti oluşturan kemikler kalsiyum deposu olarak iş görür. Aynı zamanda kemiklerde kan hücreleri de meydana gelir. İskelet, anne karnında sekizinci haftaya kadar kıkırdaktır, daha sonra kemikleşme başlar. Doğum¬dan sonra kemik gelişimim kalıtsal, bünyesel ve çevresel faktörler etkiler. Kemik Yapısı ve Çeşitleri İnsan iskeletin! oluşturan kemikler, şekillerine göre dört grupta incelenir; 1.Uzun Kemikler: Kol ve bacaklarda bulunur. İki ucu şişkin silindirik kemiklerdir. Kemiğin boyuna uzamasını baş kısmı ile gövdesi arasında bulunan kıkırdak doku sağlar. Bir süre sonra kemikleşir. Bundan sonra kemiğin uzaması eklem kıkırdağı tarafından devam ettirilir. En dışta enine büyümeyi ve onarılmayı sağlayan kemik zarı (periost) vardır. Baş kısmında dışta ince tabaka halinde sıkı kemik dokusu ortada süngerimsi kemik doku bulunur. Gövde kısmı tamamen sıkı kemik dokudan yapılmıştır. Ortadaki boşluğu sarı kemik iliği doldurur. Süngerimsi kemik dokuda ise kırmızı kemik iliği bulunur. 2.Kısa Kemikler: Hemen hemen boy ve genişliği birbirine eşit olan kemiklerdir. Kısa kemikler dıştan kemik zarı ile sarılmıştı... Devamı

07 04 2011

MERCEKLER

İki yüzü de küresel olan kırıcı yüzeylere mercek denir.                                  Merceklerin yüzeylerinin merkezlerinden geçen doğru asal eksendir. Asal eksen merceğin optik merkezinden ( orta noktası ) geçer.                                  Mercekler üzerine düşen paralel ışık demetini, bir noktaya topluyorsa yakınsak mercek bir noktadan geliyormuş gibi dağıtıyorsa merceklere ıraksak mercek denir. Bu noktalara merceğin odak noktasıdenir.                                   Merceklerin yapıldığı yüzeylerin eğrilik yarıçapları farklı olabilir.                                     İnce kenarlı ( Yakınsak ) mercekte özel ışınlar:                          1- Asal eksene paralel gelen ışın, asal ekseni odakta kesecek şekilde kırılır.                          2- Odağı kesecek şekilde gelen ışın, asal eksene paralel olacak şekilde kırılır.                       &... Devamı

07 04 2011

Işığın Kırılması

Bir saydam ortamdan başka bir saydam ortama geçen ışık demetinin bir kısmı bu iki ortamı ayıran yüzey üzerinde yansırken, ışık demeti doğrultusunu değiştirerek diğer ortama geçer. Işığın bir saydam ortamdan diğerine geçerken doğrultusunu değiştirmesine ışığın kırılması denir. Kırılma Kanunları Gelen ışın, kırılan ışın ve normal aynı düzlemde bulunur. Belirli ortamlar için geliş açısının sinüsünün kırılma açısının sinüsüne oranının sabit olur. ( sin i / sin r = a ) Snell kanunu. Işık Yoğunluğu az ortamdan, yoğunluğu fazla olan ortama girdiğinde hem daha fazla açıyla kırılır, hem de hızı azalır. Gelen ışığın, geliş açısı büyüdükçe kırılma açısı da büyür. Kırıcı ortamın yoğunluğu arttıkça kırılma da daha büyük olur. Kırılan ışın doğru boyunca yayılır. Terk edilen hat, kırılan hat ve normal tek bir düzlemde yani görüntü yüzeyinde yer alır. Dik ışın kırılmaz. Kırılma saydam ortamın yoğunluğuna bağlıdır. Yukarıdaki örnekte hava içinden 45º ile gelen ışın, su içine girerken 32º açı ile kırılmaktayken, Titanyum beyazı içine girince 16º açı ile kırılmaktadır. Işık yoğunluğu az ortamdan yoğunluğu çok ortama girdiğinde hızı azalır. Yani belirli bir dalga uzunluğu ile gelen ışın, ortam değiştirdiğinde eğer bu ortam daha yoğunsa dalga uzunluğu kısalır. Aynı zamanda gelen ışığın belirli bir kısmı saydam cismin yüzeyinden geri yansımakta ve bir kısmı sadece cisim içine girebilmektedir. Vakumlu bir ortamda yapılan deneyler çeşitli saydam cisimlerden geçen ışınların geçiş yüzdeleri aşağıda görülmektedir. Işığın Kırılması Işık ışınlarının saydam bir ortamdan yoğunluğu farklı başka bir saydam ortama geçerken doğrultularını değiştirirler. Bu ola... Devamı

07 04 2011

Beyaz Işık Gerçekten Beyaz mıdır?

Beyaz aslında başlı başına bir renk değil,tüm renklerin birleşimidir.beyaz ışık:kırmızı,turuncu,sarı,yeşil,mavi ve mor renkli ışınların çakıştırılmasıyla oluşur.güneşten etrafa yayılan ışık,beyaz ışık olarak kabul edilir.güneş ışığını cam prizmaya gönderirsek,cam prizmadan geçen ışığın renklere ayrıldığı gözlenir. kırmızı,yeşil ve mavi ana renkler olarak adlandırılır.beyaz ışığı oluşturan diğer renkler(hatta tüm renkler)ana renklerin belirli oranlarda birleştirilmesiyle oluşur.bu sebeple dairesel levha sadece kırmızı,mavi ve yeşile boyanıp döndürüldüğünde de gözlemci tarafından yine beyaz olarak algılanacaktır. Devamı

07 04 2011

Işığın Soğurulması

Işığın cisimler tarafından tutulmasına ışığın soğurulması denir. Siyah renkli cisimler, üzerine gönderilen ışığın tamamını soğururlar.Bu yüzden başka renkteki cisimlere göre daha fazla ısınırlar. En az ısınan kumaş ise beyaz renkli kumaş olacaktır.Çünkü; açık renkli cisimler, üzerine gönderilen ışığın tamamını yansıtırlar.Yazın açık renkli giysiler , kışın da koyu renkli giysiler giymemizin nedeni budur. Işığın soğurulması maddelerde bazı değişimlere yol açar.Uzun süre güneş altında kalan cisimlerin renkleri solar. Yiyeceklerin tatları değişir , ilaçlar bozulur. Ayrıca canlıların besin kaynağı olan bitkilerin ışık olmadan fotosentez yapamayacağını hepimiz biliyoruz. Bütün bu olaylarda ışığın madde ile etkileşimi şekillerinden biri olan soğurulmanın rol oynadığını unutmamak gerekir. Işığın soğurulması ışığın maddesel ortamlar tarafından emilmesidir. IŞIĞI İYİ YANSITAN PARLAK,AÇIK RENKLİ VE DÜZ OLMASI GİBİ ÖZELLİK TAŞIYAN YÜZEYLERDE IŞIĞIN SOĞURULMASI AZDIR. IŞIĞI KÖTÜ YANSITAN MAT,KOYU RENKLİ VE PÜRÜZLÜ ÖZELLİK TAŞIYAN YÜZEYLERDE İSE IŞIĞIN SOĞURULMASI FAZLADIR. 1.siyah renkli yüzeyler ışığı yutar,yansıtmaz. 2.koyu renkli yüzeyler ışığın çoğunu yutar,azını yansıtır. 3.açık renkli yüzeyler ışığın çoğunu yansıtır,azını yutar. Devamı

07 04 2011

Isınma - Soğuma Eğrileri

Grafikte sıcaklık 0 °C ve 100 °C de sabit kalmıştır. Sıcaklığın sabit kaldığı bu durumlarda madde hal değiştirmiştir. Yani 0 °C bu maddenin erime (donma) sıcaklığı; 100 °C ise bu maddenin buharlaşma (yoğunlaşma) sıcaklığıdır. Grafiğimizi açıklayalım: A noktasında ısı alan buz taneciklerinin hareket enerjileri arttığından aralarındaki uzaklık artmıştır. A noktasından B noktasına doğru madde de sıcaklık artışı gözlenir. B noktasına yani, 0°C değerine gelindiği zaman erime başlar. Artık buz taneciklerinin aldığı ısı buzun erimesi için kullanılır. Burada B ve C noktaları arasında hal değişimi olduğu için maddenin sıcaklığı değişmeyecek, buzun aldığı ısı erimeye harcanacaktır. Ancak su sürekli ısı almaya devam ederse suyun aldığı bu ısı erime tamamlanınca suyun sıcaklığının yükselmesini sağlar. C ve D noktaları arasında suyun sıcaklığı hızla yükselir. Yükselen bu sıcaklık değeri 100 °C ‘ye ulaştığında sıcaklık yine sabit kalır. Alınan ısı tanecikler arasındaki bağları daha da zayıflatarak suyun artık buhar haline gelmesini sağlar. D noktasında buharlaşmaya başlayan su, E noktasında tamamen buhar olur. E noktasından itibaren su buharına verilen ısı onun sıcaklığının sabit kalmadan artmasına neden olur.  Isıtıcının gücü sıcaklık- zaman grafiğini nasıl etkiler? Cevap: Kabın içindeki maddenin değişmediğini dikkate alırsak Madde yine normal erime ve buharlaşma sıcaklığında eriyip-buharlaşacaktır. Sadece bu kez maddenin tamamen buharlaşması çok daha kısa sürecektir.  Buhar halinde bulunan su taneciklerinin hal değişim grafiği (gaz-sıvı katı): Aşağıda A,B,C saf maddelerine ait bilgiler tabloda verilmiştir. Bu bilgileri kullanarak bu maddelere ait sıcaklık- zaman grafiklerini çizelim... ... Devamı

07 04 2011

Buharlaşma / Yoğuşma Isısı

Buz koyduğumuz kabı ısıtmaya devam ettiğimizde, içerisine koyduğumuz cam borunun içindeki civa bir noktaya kadar yükselip ikinci kez duracaktır. Isı vermemize rağmen civanın yükselmemesinin nedeni ne olabilir? Bunu kabın  içerisine baktığımızda anlarız. Kabın içerisindeki su kaynamaya başlayarak gaz çıkışı oluşmuştur. Yani verdiğimiz ısı sıvı suyun yapısını bozarak, onun gaz haline geçmesini sağlamıştır. Sıvı molekülleri arasındaki kütle çekim kuvveti dışarıdan verdiğimiz ısı enerjisi ile , moleküllerin arasındaki çekim kuvvetini azaltmış, moleküller her tarafa doğru hareket edebilmişlerdir. Moleküllerin her tarafa doğru hareket edebilmesi sıvının gaz haline geçmesine neden olmuştur. Her sıvı maddenin gaz haline geçebilmesi için verilmesi gereken ısı miktarı birbirinden farklıdır. Bukarlaşma ısısı diyeceğimiz bu ısı miktarı her madde için farklıdır. Buharlaşma ısılarına bakarak maddelerin adlarını söyleyebiliriz. Buharlaşma ısısı maddeler için ayırt edici bir özelliktir. Tanımlarsak; her hangi bir maddenin AYNI SICAKLIKTA sıvı halden gaz haline geçmesi için gerekli olan ısı miktarına buharlaşma ısısı denir. Buharlaşma ısısı Lb ile gösterilir. Birimi calori/gram dır. Sıvı halden gaz haline geçirmek istediğimiz maddenin kütle miktarını çoğaltırsak, gram başına vermemiz gereken ısı miktarını da arttırmamız gerektiğini fark edersiniz. Maddenin kütle miktarı ile verilmesi gereken ısı miktarı doğru orantılıdır. Bu nedenle verilmesi gereken ısı; Q = Lb. m matematiksel ifadesi ile hesaplanır. Buharlaşma ısısı ile , yoğunlaşma ısısı birbirine eşittir. Bir sıvıyı gaza dönüştürmek için verdiğimiz ısıyı, maddeden geri aldığımızda bu sefer madde gaz halinden sıvı haline tekrar dönecektir. Buharlaşma ısısı il... Devamı